$USD
EURO
ALTIN

25 yılı geride bıraktık 9 Mayıs 2017

Yeni Posta 1992 yılında yayın hayatına başladı. Dile kolay, 25 yılı geride bıraktık. Yani çeyrek asır. Bunca yıldır devam eden yayın hayatımızda her gazete gibi sayısız zorluklarla karşılaştık. Bunca zorlu yılları sizler ve ekip arkadaşlarımızla birlikte öyle yada böyle aşmayı becerdik.

Gazeteye başladığımız yıllardaki teknik imkanlar ile bugünün teknik olanakları arasında dağlar kadar fark var. Bırakın bir sonraki 25 yılı, ikibuçuk sene sonra bile şartlar ve imkanlar yine çok değişecek.

Hep ayak uydurmak zorundasınız gelişen dünyaya.

Değişmeyecek olan tek şey, okurun haber isteği.

Gazete yayıncılığının zorluğunu tarif eden çok sevdiğim bir sözü anımsamadan geçemeyeceğim. Aldous Huxley isimli bir yazar “Gazete yöneten adam, bana, cehennem ateşini bir kova suyla söndürmeye çalışan meleği hatırlatır” demiş.

Evet gazetecililik işte böyle bir iş.

Bir Fransız gazeteci, bir Alman, Amerikalı yahut bir İngiliz gazeteci için de bu söz cuk oturur. Fakat Türk ya da Mısırlı, Rus veya Nijeryalı bir gazeteci için bu söz çok daha anlamlıdır. Ülke yoksullaştıkça, demokrasiden uzaklaştıkça bu tür ülkelerde gazeteciliğin zorluk derecesi tavan yapar.

Ne varki, zengin ve demokrasinin geliştiği ülkelerde de mesleğin başka zorlukları başlar…

Gazeteci, okuruna haber yetiştirme çabası içindedir. Kimi fotoğrafı, haberi bulur. Kimisi fotoğrafı, haberi düzeltir. Bazıları haberi dizer. Grafik yetişmek zorundadır. Matbaa ise sayfaları bekler. En güzel gazete bile matbaada bir işe yaramaz, dağıtılmayı bekler.

Bu işin pardonu yoktur…

Zamana karşı yarışırsınız…

Ceketin ilk düğmesini yanlış iliklerseniz diğerleri de yanlış iliklenir.

Bu yarış içerisinde haberi yapan yanlış yaparsa yazı kurulu da düğmeyi yanlış ilikler.
Haberi yapan doğru yapar, bazen de yazı kurulu düğmeyi yanlış ilikler.

Bazen herşeyi yazamazsınız. İçiniz kan ağlar. Doğru bildiğiniz halde haberi koyamazsınız. Kimi zaman haberi doğrulatamadığınız için yazamazsınız. Bazen zamana yenik düşersiniz.
Bazen haberin yükünün ağırlığı altında ezilirsiniz.
Bazen de yasalar engeldir.

Bazen yasalarla, mahkemelerle boğuşursunuz…

Bazen…

Okur her zaman haber beklerken, kimileri! de haber çıksın istemez!

Ekonomik zorluklar! kimi zaman önünüzde dağ gibi dikilir. Meslekten olanlar aynı gerçeklerle yüz yüze olduğu için, beni ve yazdıklarımı çok iyi anlayacaktır.
Okur acımasızdır! Haklı olarak haberini bekler.

Hem de en doğru şekilde ve en kısa zamanda önüne gelmesini bekler haberin. Okur, bazen haberi doğru olmasına rağmen beğenmez, öfkelenir.

Bazen de haber yanlıştır ama, bazı okurun çok hoşuna gider.

İşte 25 yıl bu sıkıntılarla geçti.

Sizlerle mesleğin zorluklarını paylaşmak istedim.

Önünüze gelen gazetenin, haberin kısacık bir zorlu serüvenini paylaşmak istedim.

Bu yazıyı yazarken çok sevdiğim arkadaşım Mustafa Arslan‘ın kardeşinin ölüm haberini aldım. Çok genç yaşında hayatını kaybeden Halil İbrahim‘in cenazesine katılmak için 500 kilometrelik yola çıkacağım. Gazetecilerin de özel hayatları var.
Ölümleri, doğumları da var.

Çeyrek asırda ne hata ettiysek affola.

Ama bilesiniz ki, kasıtlı hata bizde asla olmaz.

Nice 25 yıllara diyemiyeceğim kendi adıma. Hayat o kadar uzun değil.

Ancak, gazetecilik insanlık var olduğu sürece yaşayacak…

Ulm – Mustafa Bozdurgut