$USD
EURO
ALTIN

“Adalet Yürüyüşü, kötümser umudun bir ürünü” 5 Temmuz 2017

Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu Adalet Yürüyüşü’nü “kötümser umudun ürünü“ olarak değerlerdirdi.

Türkiye’de yolsuzluklar, yabancı vakıflar üzerine çalışmaları ve FETÖ ile ilgili araştırmalarıyla tanınan ve bundan 15 yıl önce yani 18 Aralık 2002’de evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürülen Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu’nun eşi Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu, Almanya’nın önde gelen kültür sanat organizasyonlarına imzasını atan Stuttgart Turkuaz Derneği’nin konuğu olarak Esslingen’de vatandaşlarımızla buluştu. “Gri Kitap – Yolculuk“ adlı son kitabı ile okuma gününe katılan Prof. Dr. Hablemitoğlu bir sonraki, “Mor Kitap – Umut“ adlı kitabında Adalet Yürüyüşü’ne de yer vereceğini belirtti.
Hablemitoğlu’nun değerlendirmeleri şöyle:
“Daha sonra ‘Mor Kitap – Umut’ ardından da ‘Eflatun – Hayat’ adlı kitaplarım geliyor. ‘Mor Kitap – Umut’ elbette içinde umuda da bir yolculuk olan adalet yürüyüşlerinden de bahsedecek. Enseyi karartmamak lazım. Ama hangi umut? Safiyane bir umut mu yoksa politik ve sosyalist olan kötümser umut mu? Elbette ikincisi. Çünkü kötümser umut bizi birşeyler değiştirmeye güdülüyor.

“ELİMİZDE BİR TANE CHP VAR”

Adalet yürüyüşü de kötümser umudun bir ürünüdür. Adaletin bittiğine, hukuğun işlevini yitirdiğine inanan on binler bugün o yürüyüşe katılıyor. Elimizde bir tane CHP var. 70 yaşındaki CHP lideri 50 derece sıcakta büyük bir inançla yürüyor. Saygı duymaktan başka birşey yapamazsınız. Daha önce katıldım ama Pazar günü de Maltepe’de katılacağım. Peki bu yürüyüşten adalet çıkar mı?
Onu bilemiyorum ama talepler çıkar. Son derece etkili olacak talepler çıkar. Ve bu yürüyüş tarih yazmaya başladı bile.

“ŞORTLU KIZA DAYAK HABERLERİNDEN BIKTIK”

Dolmuşta şort giyen kıza dayak haberlerini duymaktan bıktık usandık. Son derece aptalca şeyler bunlar. Dünya yapay zekayı konuşuyor biz de bunları. Bu süreç hepimizi çok yordu.
İtibarımızı, aidiyetimizi bozuyorlar. İnsan dokusunu bozuyorlar. Tüm acılara rağmen ne ben ne de kızlarım asla hiçbirimiz idamdan yana olmadık. Ne yazık ki tüm bu karanlık günlere rağmen zihniyeti değişmeyen bir ülkede yaşıyoruz. Türkiye zembereği boşalmış bir şekilde sürükleniyor. Artık herşeye çok farklı bakıyorum. ‘Ben başka bir ülkede yaşayamam’ falan da demiyorum. Bal gibi de yaşarım.
‘Gidelim de, Türkiye’de yaşayalım’ diye bir romantizme kapılmayın. Öyle bir hayat planı yapmayın. Ülkeniz için ille de birşey yapmak istiyorsanız bir çocuğun, bir gencin eğitimini üstlenin.”


Cinayeti hala aydınlatılamayan eşi Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu’nun ardından tuttuğu yası anlatan Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu’nun toplantıda yaptığı konuşmanın satır başları ise şöyle:

“DAVA VAR, AMA DAVA YOK”

“Bana hala ‘Davada bir gelişme var mı?’ diye sorabiliyorlar. Çok gülüyorum. Dava mı var? Evet bir davamız var ama davamız yok. Bugün acımızın 24. yılı. Madımak katliamının üstünden 24 yıl geçti, Necip’in uğradığı suikastin ise 15 yıl. Geçen 24 yılda insanların çok daha kötü şeyler yapabildiğini gördük. Türkiye’nin ödediği bedeller bitmiyor.

“TÜRKİYE, ERKEKSİZ KADINLARIN, BABASIZ ÇOCUKLARIN ÜLKESİ”

Türkiye’de çok erkeksiz kadın var. Sadece öldürülenlerin eşleri değil, iş kazası denen iş cinayetlerinde öldürülenlerin erkeksiz kadınları var. Türkiye erkeksiz kadınlar ve babasız çocukların ülkesi haline geldi. Türkiye sayısız köşe taşlarını dönmek zorunda kaldı. Kızım bu karanlık günlere bakıp ‘İyi ki babam Silivri’ye gitmedi’ dedi. O geçti. Bu sefer 15 Temmuz’u gördük. Şimdi ne olur! Onu telafuz bile etmek istemiyorum.

“15 TEMMUZ ESAS BENİM İÇİN ALLAH’IN BİR LÜTFU”

Birileri “15 Temmuz Allah’ın bir lütfudur“ diyor. Esas 15 Temmuz benim için bir lütuf. Köstebek kitabı tam da o tarihte yayınlandı. Birçok bilgi o kitapla aktarıldı.
Necip’in cinayetinden Ergenekon ve Balyoz’a kadar hiç söz edilmiyordu. Bir el var ve bu cinayetin üstünü örtüyor. Ergenekon’la cinayet birden gündeme geldi. ve ‘Ergenekon yaptı’ dendi. O kadar büyük bir kavganın içindeyiz ki, dışına çıkabilmek için herşeyi yaptım. O kadar çok acı gördük ki bu süreçte kendi acımızı unuttuk. Birden 17-25 Aralık’la birlikte bizim dava da Hükümetle cemaat arasında tenis topu haline geldi.
Sonrasında 15 Temmuz. Evet gerçekten bizim için Allah’ın bir lütfu oldu. 90’lı yılların sonunda Necip’in söylediklerine hak verenler var artık karşımızda.

“BU KİTAP NECİP’İ ANITLAŞTIRDI”

Yas gri bir renk. Yas tutarken ne siyah ne de beyaz vardır sizin için. Ne yerdesinizdir ne de gökte. Yas yolculuğu asla bitmiyor ama bu yolculuk başka yolculuklara dönüşebiliyor. Bu yolculukta sertifikalı yas danışmanı olup çıktım. Yas tutanlara o süreçte yol gösteren, refakat eden bir kitabı da ulaştırmak istedim. Bu kitap aynı zamanda Necip Hablemitoğlu’nu da anıtlaştıran bir çalışmadır benim için. Diğer taraftan zamanla cinsiyetsiz bir kişi oldum. Türkiye’de bir kadının kendi gücünün farkına varması için çok uzun zaman geçmesi gerekiyor. Ama ben en azından kızlarım için o süreyi kısalttım.

“KENDİMİ SADECE ATATÜRKÇÜLÜKLE TANIMLIYORUM”

‘Bayan Yanı Yazıları’ çıkıyor yakında. Kadın ülkemizde ya liberallerin ya da İslami kesimin bakış açısına terk ediliyor. Ben ise kendimi birşey hariç, hiçbir şeyle tanımlamıyorum. Kendimi sadece tek bir şeyle tanımlıyorum. Atatürkçülükle. Ben o fırsat eşitliğinin ürünüyüm. Bugünleri tarih yazacak ve ben de o tarihe not düşebilmek için elimden gelen herşeyi yapıyorum.

Yakında baleyi, senfoniyi dağıtacaklar. Buradan dönüşü sağlayacak ne yapabiliriz? Bu çatışma nasıl bitecek? Önce kullanılan dilin değişmesi gerekiyor. Ayrıştıran, kutuplaştıran nefret dilinin değişmesi gerekiyor. Çözümü bilemiyorum ama bunun değişmesi gerekiyor.”

“Bunlar organize bir suç örgütüdür’“diyen ilk kişi olan ve daha o dönemde Fetullahçı örgütlenmeye dair ortaya net bir tablo koyan Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu’nun eşi Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu Salemer Pfleghof salonlarındaki toplantı sonrası kitaplarını imzaladı.

Öte yandan okuma gününe ilişkin konuşan Turkuaz Derneği’nin Eş Başkanları Nazan Vurgun ve Ahmet Gül, karanlık günlerden geçen Türkiye’de Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu gibi aydınlıkçı, namuslu, ilerici bir bilim kadınını ağırlamaktan onur duyuyoruz. Faili meçhul cinayetler aydınlatılmadığı için Türkiye bugün tarihin en utanılası döneminden geçmek zorunda kalıyor. Günümüze de ışık tutacak bu toplantıya vatandaşlarımızın geniş katılım göstermesinden dolayı ise mutluluk duyduk“ dediler.
Toplantıda konuklar Sivas katliamı kurbanları için bir dakikalık saygı duruşuna davet edildi.

Esslingen – Işın Toymaz