$USD
EURO
ALTIN

AİLENİZ DE BANA DA YER VAR MI? 9 Ağustos 2013

Korunma ihtiyacı her geçen gün sayıca artan Türk çocuklarına karşın, Baden Eyaletinde, koruyucu Türk Ailesi olmayışı yeni sorunları da beraberinde getiriyor. 

 

KARLSRUHE – Korunma ihtiyacı her geçen gün sayıca artan Türk çocuklarına karşın, Baden Eyaletinde, koruyucu Türk Ailesi olmayışı yeni sorunları da beraberinde getiriyor. Alman medyasına da yansıyan bazı olaylar koruyucu aile sisteminde Türkiye kökenlilere ihtiyaç duyulduğu gerçeğini bir kez daha ortaya koyuyor. Yakın bir zamanda, ismi Atilla olan bir Türk çocuğunun isminin Johannes olarak koruyucu aile tarafından değiştirilmesi, ana dili Türkçeyi unutturması durumun vahametini gözler önüne serdi.

 

Bu konuda Türk toplumunun dikkatini çekmek amacı ile Berlin Büyükelçisi Hüseyin Avni Karslıoğlu tarafından Umut Yıldızı Derneği ile

AİLENİZ DE BANA DA YER VAR MI?AİLENİZ DE BANA DA YER VAR MI?

başlattıkları ve Karlsruhe Başkonsolosluğunun da desteklediği “Ailenizde bana da yer var mı?” kampanyası Karlsruhe Başkonsolosluğu toplantı salonunda Baden bölgesi derneklerine tanıtıldı. Toplantıda söz alan Serhat Aksen ailelerdeki bir takım sıkıntılar sonucu çocukların Gençlik Dairelerine ve buradan da koruyucu ailelere verildiğini, bu noktada problemlerin başladığını belirterek Türkiye kökenli çocukların kendi kültürlerini unutmamaları için Türk aileler tarafından korunmaya alınmasını tavsiye etti.

 

Neuss şehrinde kurulan Umut Yıldızı Derneği başkanı Kamil Atalay kendisinin de sokaklardan geldiğini, bu sebeple korunmaya muhtaç duyan çocuklar için bu derneği kurduğunu belirterek, Almanya’da Gençlik Dairelerinin yanlış uygulamalarını gündeme getirerek bu konuya medya sayesinde dikkati çekmeyi başardım dedi.

 

Sivil toplum örgütlerin desteklediğinin sevindirici olduğunu belirten Altay, yetimlerimiz bizi birleştirdi. “Göz göre göre kaderlerine çocuklarımızı terk etmeyeceğiz” diyen Altay, “Çocukların anneleri ile anadilde konuşma yasağı getirilmesine isyan ediyorum” dedi. Gençlik Dairelerinin kendilerine istatistiki bilgi de vermediğini savunan Atalay, “36200 çocuk alınmış, 6 bin kadarı göçmen diyorlar. Ancak 2000 yılından sonra doğan her çocuğu Alman vatandaşı yaptıklarına göre 12 yıl boyunca kaç göçmen kökenli çocuk ailelerinden alındı, bu söylenmiyor” dedi.

 

Koruyucu aile dini bir mesele

Din Hizmetleri Ataşesi Mustafa Akpınar konunun dini yönünün ağır bastığını söyleyerek, dindarım diyen herkes bu konuya ilgi göstermeli dedi. Kim bir insanın kurtuluşuna vesile olursa bütün insanlığı kurtarmış olur diyen Akpınar, “Çocuklar bizlere verilen emanettir, eğer bu çocuklar ortada kalmış ve kimse ilgilenmemişse bundan bizler de sorumluyuz” diyerek, konunun sosyal yönüne de değindi. Hz. Muhammed (sav)’ın bir hadisini hatırlatan Akpınar, “Her kim kendisine ait veya başkasına ait bir yetimi evine alır, onu büyütürse, yetiştirirse, onunla ben Cennet’te yan yana olacağım” diyen bir peygambere tabi olarak da bizlerin görevi bu kampanya ya sahip çıkmaktır” dedi.

 

Umut Derneği görevlisi Gülsüm Yalçınöz de kendisinin Gençlik Dairesi tarafından alındığını ve bu yurtlarda yaşamın çok zor olduğunu söyledi. Mannheim’da oturan Erhan Demli, bölgenin bilinen tek Koruyucu ailesi kendisi iki kız çocuğunu aldığını ve bu çocuklar ile şimdi daha huzurlu ve bereketli bir hayatım var onların tüm okul ve meslek hayatları ile ben ilgileniyorum dedi. Güllü Özer (16) ve Gülay Özer (13) yeni ailelerinde çok mutlu olduklarını belirterek her şeyimizle çok iyi ilgileniyor yeni ailemiz ile 6 yıldır birlikteyiz dedi.

 

Pilot bölge Pforzheim mı?

Pforzheim Belediyesinde çalışan Emine Akyüz Pforzheim’da 3 yaş altı çocukların % 72’sinin göçmen kökenli olması sebebi ile böyle bir oluşumun Pforzheim şehrinde yapılmasına ihtiyaç var dedi. Konunun aydınlatılması ve hukuki konuların açıklığa kavuşması amacı ile Pforzheim ve diğer şehirlerde konu ile ilgili toplantılar düzenlenecek.

 

Yaşar SEKBAN