$USD
EURO
ALTIN

ALAN MEMNUN, SATAN MEMNUN! 4 Şubat 2016

Hep birileri söyler; “Sakın bu konulara girme, sen esnaf adamsın!” Aman haa, dine ve siyasete bulaşma, işine zarar verirsin.” Sağolun varolun da, ben gördüğümü yazamayacaksam, bu köşede işim ne? Bu zamana kadar kendime göre doğru ya da yanlış gördüklerimi hep yazdım ve burada yazdığım sürece de bildiğimden şaşmadan yazmaya devam edeceğim.

Gelelim yazmak istediğime. Son dönemlerde televizyon ekranlarından hortalayan din tüccarlarına birkaç birşey demek istiyorum. Geçen gün bir kez daha dini içerikli ürün kampanyasını ağzım açık izledim. O kadar uçtular ki, artık yorum yapmak için kelimeler bulamıyorum gördüklerime. Kampanya ürününün adı “Besmele çeken bardak!” Ya bu nedir? Bu kadar kolay mı “din” kisvesi altında ticaret yapıp para kazanmak? İnsanların dini duyguları bu kadar kolay mı ayaklar altına alınabiliyor?

Sadece bardak mı?
Elbette değil! Namaz kıldıran seccade, kapı açılırken besmele çeken diafon, zikir çeken tesbih, Hacca götüren kredi kartı! Cennet’e gönderen dualar kitabı, Parayı vurup köşeyi döndüren dualar kitabı! Yahu hiç kimse bunlara birşey demeyecek mi? Ya da işinize mi geliyor bu şekilde ürünlerin millete sunulması!

Her televizyon kanalında bir Profesör İlahiyatçı yanında güzel sesli bir hafız, bir de güzel ilahi okuyan yanık sesli ilahi sanatçısı, bir kaç tane de acıklı fon; “şöyle yaparsanız böyle olur, böyle yapmazsanız şöyle olur!” Gelsin paracıklar! Elbette işini güzel yapana sözümüz yok! Ancak 1600 yıllık dinimizde her Ramazan ayında hala “sakızın orucun bozup bozmadığını” sorup da cevap arıyorsak, demek ki birçok şey yanlış!

Tüccarlık bu!
Geçenlerde sosyal madyada bir röportaja şahit oldum. İnsanlar peygamberimizin mezarının nerde olduğunu bile bilmiyor. Aynı şekilde peygamberimizin annesinin babasının adına da cevap veremiyorlar. Bunun nedenini bulup çözmeye çalışmak yerine, gerçek manada dini öğretmek yerine bu tür ürünleri satmak insanları dinden daha da uzaklaştırıyor.

Aslında ticaret Kuran-ı Kerim’in parayla satılmasıyla başlıyor. Oysa camilerden ücretsiz olarak alınabilse ve muatap olduğun din görevlisi seni tatmin edecek cevap kapasitesine sahip olabilse belkide herşey  daha değişik olacak. Neden mi böyle diyorum?  Çünkü bizim çocukluğumuzda köy camilerinde bulunan hocalar İmam Hatip Mezunuydu ve ancak Kuran-ı Kerim’de yazanları okuyabiliyordu. Yani okuduğunu o da ben gibi anlamıyordu. Belki de bunun için demişler, İmam osu..sa, cemaat ne yapmaz diye…

Cumadan Cuma’ya
Şimdilerde nasıldır bilmiyorum. Ama eğer hoca bile okuduğunu anlayamıyorsa, biz ne yapalım? İşte anlamadığımız için, ve hatta bir defa bile evlermizde bulunan Kuran-ı Kerim’in mealini okumadığımız için oluyor bunlar. Cuma’dan Cuma’ya camiye gidiyoruz bir çoğumuz. Ve birçoğumuz daha hoca Farz namazının selamını verirken dışarı kaçacak yer arıyoruz.

Alışmışız hazıra konmaya, tabiki satacaklar Cennet vaad eden dualar kitabını bize. Çalışmadan kazanmak ancak bizim gibi miskinlere yakışıyor çünkü. Emek olmadan oku, kap Cennet’in bir köşesini! Aman besmele çekme, bardak çekiyor nasılsa. Namaz kılmayı öğrenmeye de gerek yok, seccadeler var. Var oğlu var. Biz bu şekilde dinimizi öğrenmeden yaşadığımız sürece biza satacak daha çoook şeyler bulurlar. Nasılsa alan memnun satan memnun!

Dini istismar edenleri ben Allah’a havale ediyorum!
Sizi de size bırakıyorum,
Hoşça bakın zatınıza!