$USD
EURO
ALTIN

ALMANYA’DA SEÇİMLERİN ŞİMDİDEN GERÇEK KAZANANI “AfD” 23 Eylül 2017

BERLİN’DE HUZURSUZLUK BÜYÜYOR

PAZAR GÜNÜ BERLİN’DE KİMİN KAZANACAĞI ŞİMDİDEN BELLİ: AfD

Almanya’da 24 Eylül’deki genel seçimlerin kazanını şimdiden belli oldu: Tüm kamuoyu araştırmaları sağ popülist “Almanya için Alternatif” (AfD) partisinin üçüncü büyük parti olarak Federal Meclis’e gireceğine işaret ediyorlar.

24 Eylül seçimlerinde her ne kadar birincilik için Alman muhafazakârlar Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve sosyal demokratlar Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) mücadele etse de, sağın da sağında olan, saflarında ultra sağcı isimlerin de yer aldığı AfD, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana bu kadar güçlü bir şekilde Alman Federal Meclisi’ne girmeyi başaran ilk  parti olarak tarih yazmaya hazırlanıyor.
Yıllar içinde SPD ve Yeşiller’in de ortak olduğu neoliberal ekonomi politikaları sonucu, nüfusun neredeyse yarıya yakınının yoksullaştığı Almanya’da, AfD popülist söylemlerle, normalde solcuların bile “altına imzasını çakacağı” vaatlerle seçmeni “kafalamayı” başarmış görünüyor. Başta CDU/CSU olmak üzere Alman siyasi yelpazesinin neredeyse her renginden  seçmeninin AfD’ye oy atacağı tahmin ediliyor.
Peki AfD’yi bu kadar güçlü  kılan ne? Ne vaat ediyor ki Sol Parti ve Yeşiller AfD’nin gerisine düşüyor hatta FDP barajı aşamaz duruma geliyor?
TUHAF BİR “SEPET”: AfD
Saflarında faşist eğilimlere de rastlanan AfD’ye tam olarak ırkçı bir parti de demek mümkün olmuyor. Çok sert, aşırı sağ söylemlere siyasi arenada tanık oluyoruz, ama bünyesinde eski solcuları da görmek mümkün. AfD, şimdilik homojen bir ırkçı parti olarak adlandırılamaz.
Ama sadece “milliyetçi” olabilecek kadar da masum değil. Biz şimdilik “faşizan eğilimli ve mevcut sağın da sağında“ nitelemesinde uzlaşalım.
Son anketlere göre AfD yüzde 12 ile Meclis’e girmeyi başarırsa 85 AfD’linin de parlamentoda sandalye sahibi olması bekleniyor.
Peki AfD’nin bu kadar başarılı olmasında hangi vaatlerinin etkisi var dersiniz? Bir göz atalım:
HEDEF TEKRAR “DM”
Alman halkı, ülkede Euro geçerli para birimi sayıldığından bu yana Alman Markı’na (DM) özlem çekiyor. AfD iktidarın ortaklarından biri olmayı başarırsa Alman Markı’nı yeniden Almanya’nın para birimi yapacağını vaat ediyor.  Milli para birimine geri dönme hayali kuran AfD aynı zamanda Avrupa Birliği’nden çıkılması için siyasi tedbirler alacağını ve ortak bir orduya ise hayır diyeceğini bildiriyor.
REFERANDUM VE KOALİSYON
Bugüne dek Almanya’da çeşitli siyasi partiler tarafından sık sık tartışma konusu olan ve çeşitli defalar Meclis’e taşınan halkoylaması / referandum konusu AfD’nin en önemli vaatleri arasında yer alıyor. Hatta AfD bunu koalisyon anlaşmasında şarta bağlıyor.
Referanduma büyük partiler tarafından suistimale açık bir yöntem kaygısı ile sıcak bakılmıyor.
SINIR DIŞI İÇİN KONTENJAN
AfD seçim kampanyalarında sığınmacı politikalarındaki sert ve radikal söylemleriyle öne çıkan bir parti. Başbakan Angela Merkel’i “yemin bozucu“ olarak niteleyen ve batının çöküşünün anası ilan eden AfD seçim programında sınırların tamamen kapatılmasını istiyor. Yabancıların sınır dışı edilmesinde yıllık “minimum kontenjan“ oluşturulmasını öneren AfD vatandaşlık yasasında da değişiklik istiyor. AfD’ye göre doğum yerini esas alan doğuştan eldedilen vatandaşlık, yasal düzenleme ile köken esasına bağlanmalı.
Almanya’ya yerleşmek isteyen AB vatandaşlarına da bir dizi yaptırım içeren vaatler  anlaşılan Avrupalıların da hayatını zorlaştıracak.
MİNARE VE EZAN YASAĞI
İslam’ın yaygınlaşmasını toplum, devlet ve değerler sistemi için “büyük tehlike” ilan eden AfD minareli camiler ve müezzinin hoparlörlerle ezan okumasını ise kabul edilemez görüyor. Ancak akıllara hemen  partinin kilit isimlerinden, Müslüman ve Türk bir işkadınıyla evli olan Ralf Özkara geliyor. Bu ve buna benzer örneğe partide sıklıkla rastlanıyor. Vaatleri arasında, Almanya’daki camilerin yabancı kaynaklardan finansmanının yasaklanacağı da yer alan AfD’nin seçim programında “türban” da işleniyor. Öğrenci ve öğretmenlere türban yasağı getireceği sözünü veren AfD “Çokkültürlülük Yerine Alman Egemen Kültürü” sloganıyla dikkatleri çekiyor.
YABANCI SUÇLULARIN OTURUMLARI İPTAL
Ancak AfD’yi seçmenlerin gözünde cazip kılan en çarpıcı vaat, iç güvenlik konusu. Alman ceza hukukunda sertleşmeyi talep eden AfD, yeni yasalarla daha güçlü polis, daha güçlü yargı getireceğini bildiriyor. Zorunlu askerliği yeniden uygulamaya geçirecekleri bildirilen seçim programında “sağ popülistler”, cezai ehliyet yaşını 12’ye düşürmek istiyor.
Terörle mücadele kapsamında ise sınır dışı ve vatandaşlıktan çıkarmak gibi çözümler sunan AfD vaatleri arasında, şiddet ve uyuşturucu suçlarıyla mücadelede yabancı suçluların oturum izinlerinin kaldırılması da var.
KÜRTAJA KARŞI
Çevre ve doğanın korunması konusunda dizel motorlu araçların kaldırılmasına karşı çıkan AfD aile konusunda da muhafazakâr talep ve vaatlerle öne çıkıyor. Kürtaja karşı olduğunu bildiren AfD “bebek selamlama parası“ yardımı ile doğumdan hemen sonra ailelere yardım edilmesini ve vergide de avantaj sahibi olmalarının önünü açacaklarını söylüyor. Öğrenimi esnasında çocuk sahibi olan, ancak okulunu başarıyla bitiren öğrencilerden ise öğrenci kredisinin geri alınmayacağını belirtiyor.
Sağlık alanında ikamete göre tıbbi desteği arttırma, kırsal alanlarda sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi öngörülüyor. Eğitimde çocuğun başarısına göre kategorize edilmesini savunan AfD, engellilerin de özel okullarda eğitimlerine devam etmesi gerektiği görüşünde.
Sosyal politikalar konusunda ise İşsizlik Yardımı II kategorisinde, en az 10 yıl boyunca çalışanlara  yükseltme vaat ediyor.
EŞCİNSEL EVLİLİKLERE GEÇİT YOK
Eşcinsel evlilikleri reddeden sağ popülistler derslerden de eşcinselliğin tanımının kaldırımasını talep ediyor.  Vergi alanında da reformlar vaat eden Afd miras vergisini kaldırmayı, vergi cezalarında kolaylıkları da seçmene vaat ediyor.
KİTLE PARTİLERİ ERİYOR
Almanya’da, CDU ve SPD, Meclis’e birinci ve ikinci sıradan girmesi beklenen partiler olarak açıklansa da her geçen gün oylarının eridiği ortada. Son kamuoyu yoklamaları AfD’nin oylarının yüzde 12’de seyredeceğini bildirse de kararsız seçmenin oyları ve protesto oyları ile bu oranın yüzde 15 civarında olması da mümkün görünüyor. Kimi siyasal gözlemciler bu oranın daha da yüksek çıkmasına şaşırmayacaklarını belirtiyorlar. SPD’nin yüzde 20 sınırın altında kalması ve AfD’nin de yüzde 18’lerde bir orana yükselmesi halinde, Berlin’i bir siyasal deprem beklediğini ileri süren çevrelere hak verenler de var.
Tahminler tutarsa, AfD, Federal Meclis’e üçüncü büyük parti olarak girmekle ve ana muhalefet partisi olmakla kalmayacak, aynı zamanda parlamentoyla doğrudan bağı olmasa da önemli kurumlarda söz sahibi olabilecek. Örneğin Alman devlet radyo ve televizyon kurulu ya da Federal Siyaset Eğitimi Merkezi başkanlıklarını talep edebilecek.
Sözün kısası, AfD gelecekte Alman devlet kadroları ve siyasetinde kilit noktalarda söz sahibi olacak.
İçinde ırkçıları ve aşırı sağcıları da barındıran sağ popülist AfD’nin ülke kaderini değiştirecek mekanizmalarda rol almasına karşı Almanya ne gibi önlemler aldı ya da aldı mı?
Peki ya Türk sivil toplum örgütleri?
24 Eylül’deki Almanya seçimlerinin galibi şimdiden AfD dedik ama ya kaybedeni?
Sadece göçmenler mi ya da Almanlar mı, yoksa toptan Avrupa mı?
Federal Almanya, sağın da sağına yerleşeceği anlaşılan AfD’ye, tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandı!

Stuttgart – Işın Toymaz