$USD
3,4991
EURO
4,1333
ALTIN
145,0126

“Ankara’ya neden hala sınırları gösterilmiyor?”

5 Ağustos 2017 - 11:49

Türkiye-Almanya arasındaki sular durulmuyor. Türk hükümetinin terörü desteklediğini iddia ettiği Alman şirketlerle ilgili liste çıkışına, ekonomik yaptırım tehdidi ile karşılık veren Almanya, şimdi de dev projelere verilen milyarlarca Euro tutarındaki kredilerin durdurulması tehdidini konuşuyor. Referandumdan bu yana Almanya’nın iç meselesi olmayı sürdüren Türkiye, gergin ilişkiler ve ekonomik yaptırımlar dolayısıyla 24 Eylül’deki Genel Seçimlere dek Alman […]

“Ankara’ya neden hala sınırları gösterilmiyor?”

Türkiye-Almanya arasındaki sular durulmuyor.

Türk hükümetinin terörü desteklediğini iddia ettiği Alman şirketlerle ilgili liste çıkışına, ekonomik yaptırım tehdidi ile karşılık veren Almanya, şimdi de dev projelere verilen milyarlarca Euro tutarındaki kredilerin durdurulması tehdidini konuşuyor.

Referandumdan bu yana Almanya’nın iç meselesi olmayı sürdüren Türkiye, gergin ilişkiler ve ekonomik yaptırımlar dolayısıyla 24 Eylül’deki Genel Seçimlere dek Alman medyasında manşetlerden düşecek gibi de görünmüyor.

İnsan hakları, demokrasi, hukuk ihlalleri ve muhalif sese saldırı gibi konularda Türkiye’yi sık sık eleştiren Almanya’nın, söz konusu listenin “hata“ gerekçesi ile geri çekilmesine rağmen ekonomik yaptırımlar konusunda geri adım atmak şöyle dursun bir adım daha ileriye gitmesi bile mümkün olabilir.

Almanya’nın en etkili ekonomi dergilerinden Wirtschaftswoche, Alman Hükümeti’ne seslenerek Türkiye’ye yönelik “Euler Hermes“ tehdini sertleştirerek, yaptırımın uluslararası boyuta taşınması gerektiğini öneren bir haber analiz yayınladı.

Uluslararası kalkınma bankası Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve Avrupa Birliği’nin bir diğer finansman kuruluşu olan Avrupa Yatırım Bankası (EİB) tarafından desteklenen dev projelere işaret edilen haberde Azerbaycan doğalgazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya transfer etmesi planlanan boru hattı projesini dahi tehlikeye düşürecek yaptırımlardan söz ediliyor
Ekonomik yaptırımlardan TKG Otomotiv, Burger King ağını kuran TFI Tab Food İnverstments, asansör parçaları üreticisi Arkel gibi dev kuruluşların yanı sıra sayısız orta ve küçük ölçekli şirketlerin de etkilenebileceği bildiriliyor.

“ALMANYA, EBRD’NİN EN GÜÇLÜ HİSSEDARI, İSTESE…“

Alman hükümeti’ne, Almanya’nın Avrupa bankalarında önemli hisseye sahip olduğu hatırlatılan analizde Türkiye’ye ‘neden hala yeterince baskı‘ uygulanmadığı soruluyor.
Söz konusu analizi Focus dergisi ise haberleştirdi. “Türk Ekonomisine Milyarlar Akıyor – Erdoğan’ın Çılgınlığını Biz Böyle Finanse Ediyoruz“ başlıklı haberde Federal Alman Hükümeti’ne seslenilerek “Neden Ankara’ya hala sınırları gösterilmiyor?“ sorusu yöneltildi.

Focus’un haberinden satır başları ise şöyle:

“Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya’yı sürekli ataklarla defalarca provoke etti. Yeni yeni Alman siyasetçiler ekonomik yaptırım talebinde bulunmaya başladılar. Kimsenin bilmediği ise, Türkiye’ye milyarlarca kredi veren teşvik ve finansman bankalarını Almanya’nın da finanse ettiği ve Erdoğan’ın ekonomisini bu yolla ayakta tuttuğu.
Kısa bir süre önce Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel patlamıştı: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya’ya son eleştirisinden sonra Almanya Sosyal Demokrat Parti’li (SPD) siyasetçi Gabriel, Türkiye’de yatırım yapan Alman şirketlerine devlet güvencesinin (Hermes Bürgschaften) yeniden gözden geçirileceğini söylemiş, şartların sertleştirlmesinin Türkiye-Almanya ticari ilişkilerini zorlayacağını ve Erdoğan’ın elini zayıflatacağını söylemişti.

Ancak söz konusu ekonomik yaptırım tehdidi, Türkiye’ye büyük krediler vererek elinden tutan Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) tutumuyla çelişiyor.
Önemli bir nokta ise Almanya’nın EBRD’de ağırlığının bulunması ve söz sahibi olması. Almanya Maliye Bakanlığı’na göre Almanya yüzde 8,5 payla EBRD’nin en büyük hissedarı olarak karşımıza çıkıyor. Federal Almanya’nın çıkarlarını ise bu oluşumda Hıristiyan Demokrat Parti’li (CDU) Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble temsil ediyor.
EBRD, Türkiye’de çok sayıda projeyi teşvik ediyor.

BURGER KİNG İÇİN 50 MİLYON EURO’UN ÜSTÜNDE KREDİ

Burger King’in şubeleşmesinde TFI Tab Food İnvestments 50 milyon Euro’nun üzerinde kredi aldı. Kardeş kuruluşu Ata Holding ise Burger King ağına bin 500 şube daha eklemeyi hedefliyor.
Bir diğer dev proje ise güneydeki doğal gaz boru hattı. Söz konusu boru hattı ile Azarbeycan’dan Türkiye üzerinden orta Avrupa’ya petrol ve gaz taşıması planlanıyor. Projenin Türkiye tarafı ise Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Tanap.

TÜRKİYE 200 PROJE İÇİN 9 MİLYAR EURO KREDİ ALDI

Tanap bir devlet kuruluşu olan Botas ile işbiliği içinde. Bu noktada ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Enerji Bakanı Berat Albayrak söz sahibi. EBRD bu ortaklığa da 1,5 milyar euro arka çıkmak istiyor.
EBRD hiç bir ülkeye olmadığı kadar Türkiye’ye dev krediler veriyor. Türkiye yıllar içinde 200 proje için 9 milyar Euro kredi aldı. Paraların aktığı listedeki kuruluşların arasında TKG Otomotiv ve asansör parçaları üreticisi Arkel gibi büyük kuruluşlar yer alsa da listede orta ve küçük ölçekli şirtketlere de rastlanıyor.

2016’DA EBRD’NİN BÜTÇESİNİN YÜZDE 20’Sİ TÜRKİYE’YE ÖDENDİ

Milyarlarca Euro tutarındaki bu teşvikler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ülkesinin ekonomisini ayakta tutmasını sağlıyor. İşte bu eleştirilere yol açıyor. Hükümet dışı organizasyon Bankwatch Türkiye’ye 2016 yılında EBRD’nin bütçesinin yüzde 20’sinin ödendiğini bildiriyor.
Lüksemburg merkezli Avrupa Yatırım Bankası EİB ise Türkiye için çok daha güçlü angaje olmuş durumda.

EİB TÜRKİYE’YE, 12 YILDA 22 MİLYAR EURO KREDİ VERDİ

2005 yılından bu yana Türkiye’ye tam 22 milyar Euro kredi vermiş. Bu Ankara- İstanbul arasındaki yüksek hızlı tren projesi gibi dev projelerin finansmanı için kullanılıyor.
Teşvik kredileri olmasaydı Türk Hükümeti sayısız projeden vazgeçmek zorunda kalacaktı. Federal Alman Hükümeti’nin ve AB’nin Ankara’ya neden sınırlarını göstermediğini uzmanlar anlayamıyor.“

Gazetecilerin, insan hakları savunucularının tutuklanması, hakaret şiiri, İncirlik Üssü krizi ve ardından Konya Üssü ile ilgili gerginlik, basın özgürlüğü ihlalleri, geç gelen darbe girişimi tepkisi, Ermeni sorunu, sığınmacı anlaşması, referandum sürecinde AKP’li siyasetçilere Almanya’da salon verilmemesi, nazi benzetmesi, diplomat ve askerlerin Almanya’ya iltica başvurusu ve bardağı taşıran son damla terörü desteklediğini iddia edilen Alman şirketlerin listesi ve hemen ardından ekonomik yaptırım tehditleri ve Türkiye’ye silah ihracatının engellenmesi telafuzu Türkiye-Almanya ilişkilerinin donma noktasına geliş sürecini özetliyor.

Bıçak sırtı ilişki ve bu kabarık liste sonrası Türkiye ve Almanya’nın bir daha birbirinin yüzüne bakıp bakamayacağını ya da bakabilmek için nasıl bir yol izleyeceğini zaman gösterecek.
Ancak geri dönüşü olanaksız görünen birşey varsa o da ekonomik yaptırımlarla yalnızlaştırılıp, Avrupa’dan uzaklaştılması durumunda Türkiye’nin yeniden batıya dönecek olmasıdır.
Türkiye’ye AB kapılarının tamamen kapatılması ve ekonomisinin ağır darbe alması sadece Türk Hükümeti’ni değil, demokrasi ve laiklik mücadelesi veren halkını da cezalandırmakla bir olacaktır. Yaptırımların sertleştirilmesi ve AB ile müzakerelerin sonlandırılması daveti özgürlükçü, demokratik, laik Türkleri de yok saymak anlamına gelmiyor mu?

Stuttgart – Yeni Posta

FACEBOOK YORUMLARI

YORUMLAR






    0 YORUM