$USD
EURO
ALTIN

“Atatürk yaşasaydı HAYIR derdi” 27 Mart 2017

Anayasa değişikliği referandumu için yurtdışındaki Türklerin oy kullanma işlemlerinin başlaması, AB’nin temellerini atan Roma Antlaşması’nın 60’ıncı yılı kutlamaları Alman basınında öne çıkan konuları oluşturuyor.

Almanya’nın en yüksek tirajlı gazetesi Bild’in web sitesi, manşetlerinden birinde Atatürk resmi kullanarak, Türkçe ve Almanca olarak “Türkiye’de referandum: Atatürk olsa HAYIR derdi” başlığını atmış.

Deutsche Welle Türkçe’nin haberine göre Türkçe başlığın üzerine tıklandığında ulaşılan Türkçe haber metninde referandum prosedürüyle ilgili bilgilerin yanında Essen Üniversitesi’nden Türkiye uzmanı Burak Çopur‘un “Atatürk yaşasaydı HAYIR derdi, çünkü o otoriterdi, fakat totaliter değildi” ifadesine yer veriliyor.
Türkiye’de 16 Nisan’da yapılacak Anayasa değişikliği referandumu için yurtdışında oy kullanma işlemleri başladı. Berlin’de yayımlanan Tagesspiegel gazetesinin yorumu şöyle:
“Almanya’da yaşayan 1 milyon 400 bin Türk seçmen dâhil yurtdışında yaşayan Türkler için oy kullanma işlemleri başladı. Çoğunluğun oyu ne çıkacak olursa olsun, bu aynı zamanda diğer vatanları Almanya açısından da bir karar anlamına gelecek. Almanyalı Türklerin çoğunluğu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın reform planları için oy kullanırsa, bunu Almanya ile ilgili büyük ve temel bir hoşnutsuzluk olarak okumak mümkün. Ama belki farklı olur ve kişi kendini içinde rahat hissetsin ya da hissetmesin, demokrasi bir değer olarak görülüp takdir edildiği için oyların çoğu ‘hayır’ çıkar.”
Passauer Neue Presse ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AB ile üyelik müzakerelerini referanduma götürme açıklamasını konu alıyor.
“Erdoğan’ın yeni mesajları, sanki Türkiye AB’ye muhtaç değilmiş izlenimi yaratıyor. AB müzakereleri konusunu referanduma götürme tehdidinin nedeni bu. Gururlu Türklerin halk oylamasında Brüksel’e bağımlılığa karşı çıkacağı hesabına dayanıyor. Ancak Erdoğan’ın Avrupa ve Batı’ya, itiraf etmek istediğinden daha fazla ihtiyacı var. Yani poker oynuyor. Hem taraftarlarını arkasında tutmak, hem de mülteci anlaşması ve NATO misyonları nedeniyle Türkiye’ye muhtaç durumdaki AB’yi tedirgin etmek için. Bu durumda Batı’nın yapması gereken şey soğukkanlılığı elden bırakmamak. Ateşli söz savaşlarının ardından yine diplomasinin zamanı gelecektir.