$USD
EURO
ALTIN

Avrupa Birliği ve Ortadoğu

30 Ocak 2020 - 13:01

Orta Doğu coğrafyasında uzunca yıllar birçok ülke bugünkü Avrupa ülkelerinin kolonileri durumundaydılar. Cezayir, Tunus, Libya, Suriye, Irak gibi. Bugün bu ülkelerde kamu düzeninin olmadığını görmekteyiz. Birçok ülkede devletin çöktüğünü de söyleyebiliriz.

Avrupa Birliği ve Ortadoğu
ch

Avrupa Birliği ve Ortadoğu

Erdal Tekin AB Uzmanı
Orta Doğu coğrafyasında uzunca yıllar birçok ülke bugünkü Avrupa ülkelerinin kolonileri durumundaydılar. Cezayir, Tunus, Libya, Suriye, Irak gibi. Bugün bu ülkelerde kamu düzeninin olmadığını görmekteyiz. Birçok ülkede devletin çöktüğünü de söyleyebiliriz.

Bu ülkeler, cografi yakınlık dolayısıyla ve tarihsel bağları ile Türkiye´ye yakın olan ülkelerdir. Yıllarca Türkiye´ye „bir büyük“ gözü ile bakmışlardır.

Birçok Orta Doğu ülkesinin coğrafi olarak Avrupa ülkelerine de yakınlıkları bulunmaktadır. Libya bunlardan en önemlisidir. Avrupa, Libya başta olmak üzere birçok Orta Doğu ülkesini arka bahçe olarak görmüş ve ona göre hareket etmiştir.

Libya ve Suriye´de çatışmaların yükselmesi sonucunda bu cografyadan kaçmak isteyen insanların kendilerini deniz yolları ile Avrupa ülkelerine atmak istediklerini görüyoruz. Coğrafyadaki gelişmelerden en çok etkilenin Türkiye ve Avrupa ülkeleri olduğunu gördüğümüzde, Avrupa ülkelerinin, dolayısıyla Avrupa Birliği’nin gerekli politikaları üretemediğini ve bu gelişmelere karşı bir master planının olmadığını gördük.

Oysaki, geçmişten günümüze birçok uluslararası gelişmelere karşı siyasi laboratuvarını hızla çalıştıran Avrupa Birliği (AB), bu coğrafyadaki gelişmeler karşısında beklenilen siyaseti üretememiş olması coğrafyada inisiyatifin başka ülkelere bırakıldığını göstermektedir. Bu ülkelerin başında Rusya ve Türkiye gelmektedir.

Suriye ve Libya gibi Orta Doğu ülkelerinin istikrar içinde olması, Avrupa kıtası açısından büyük önem taşımaktadır. Avrupa Birliği bunu 2014 yılının son çeyreğinden itibaren kıta Avrupası ülkelerine gelen mülteci akımı ile daha net anlama imkanına sahip oldular.

Avrupa´nın arka bahçesi olan bu ülkelerdeki inisiyatifi başka ülkelere bırakmanın büyük bir yanlışlığını yaşayan Avrupa Birliği’nin elinde yalnızca Türkiye ile 2013 yılında imzalamış olduğu “Geri Kabul Anlaşması”ndan başka bir siyasi unsurun bulunmadığını belirtebiliriz.

Avrupa Birliği´ne bu gelişmeler çerçevesinde baktığımızda, Orta Doğu coğrafyasındaki gelişmelere karşı bir denklem oluşturamaması, Türkiye, Rusya, ABD’ye bırakılan inisiyatif, bizlere AB´nin kurumsal düzeyde dış siyasette başarısızlığını ve yetersizliğini göstermiştir.

Irak, Suriye, Libya, Lübnan gibi ülkelerde yaşanan krizlerin sonrasında AB, küresel bir güç olarak bir türlü denkleme giremiyor. Bu AB´nin birlik içinde hareket etmemesinden kaynaklanmıştır. AB üyesi ülkelerde bu konuda ortak bir düşünce gelişmemis, bunun
sonucunda ortak bir siyasi yaklaşım sergileyememiştir.

Orta Doğu coğrafyasındaki gelişmelerde inisiyatif alan, belirleyici denklemin içinde bulunan Türkiye´nin AB ile müzekerelerinde bir süre daha ilerleme beklemek doğru bir yaklaşım olamaz. Türkiye´nin gelecek yıllarda Rusya ile siyasetini geliştireceğini, bölgesel bir unsur olarak AB müzakerelerine farklı bir şekilde yaklaşım sergileyebilceğini söyleyebilirim.

Orta Doğu coğrafyasında inisiyatifini azaltan AB´nin, Türkiye ile müzakereleri güçlendirecek, AB üyeliğini sağlayacak politikaları hızla hayata geçirmesi gerekir. Bu birlik Avrupası için önem teşkil etmektedir.

Almanya, Orta Doğu konusundaki AB´nin zafiyetini görüp harekete geçen ülke olmuştur. BM, odaklı bir çözümün masada bulunduğu Berlin Konferansı, Merkel´in eseridir. Bu konferans, Orta Doğu gelişmelerinin geleceğini belirleyen bir adım olabilir.

FACEBOOK YORUMLARI

YORUMLAR

    Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.






    0 YORUM