$USD
EURO
ALTIN

AVRUPA’DA ‘SİYASAL DEPREM’ OLASILIǦI 22 Ocak 2015

The Economist Intelligence Unit’in BBC için yaptığı bir anket, 2015 yılının, Avrupa’da,  seçmenlerin gözünde ‘Siyasal Deprem’ riski taşıdığını ortaya koydu.

Anketi yapanlar ise durumu ‘Demokrasi Bunalımı’ olarak tanımlamakta.

Bu ‘politik bunalım’ın temelinde ise seçmenler ile ‘seçkinler’ arasındaki bir kopuşun yattığı ileri sürülmekte.

Gerçekten de Avrupa Birliği, parası, parlamentosu, merkez bankası, bürokrat ve teknokratları ile seçmenlerin ‘amaç’ ve ‘beklenti’leriyle ‘uyumlu’ değil ama ‘çelişik’ bir konumda idi.

Anketin ortaya koyduğu ilk ‘saptama’, bilinen deyimle ‘politik sınıf’ ile ‘toplumsal taban’ arasındaki ‘çatlak’tır.

Her ne kadar, ‘popülist’ olarak tanımlansalar da, ‘yeni dalga’ politik akımlar arasında ise bir ‘benzerlik’ sözkonusu değil.

Sözgelimi Fransa’daki sağcı ve hatta ırkçı Le Pen, Yunanistan’daki ‘solcu’ Syriza’nın yükselişini olumlu karşılamakta ve onları desteklediğini açıklayabilmektedir.

Belki de, sağcı ya da solcu olmalarına bakılmaksızın tek ortak noktalarının Avrupa Birliği’nden kurtulmak olduğu söylenebilecektir.

Zaten ilk ‘yorumlar’, ‘eski’ siyasal partilerin, ‘geleneksel toplumsal taban’la olan bağlarının zayıfladığı yönünde.

O arada, Fransa’da Sosyalist Parti önderliğindeki ‘Sol Birlik’in Charlie Hebdo’dan sonraki yükselişini de ‘Cumhuriyet Değerleri’ne ‘dönüş’ olarak yorumlamak olasılıklar arasında sayılabilir.

Şimdilik sadece bir ‘olasılık’.

Hollande ve Valls’ın bu ‘yükseliş’lerini ‘geleneksel toplumsal taban’ın ‘beklenti’leriyle ne denli bağdaştıracaklarını ise, kuşkusuz, bundan sonraki karar ve tutumları belirleyecektir.

Avrupa Birliği’ni en çok tedirgin eden, Yunanistan’da solcu Syriza lideri,   Alexis Tsipras’ın seçilmesi halinde, ki yarışı önde götürmektedir, birlikten çıkabileceğidir.

Trispas ise böyle bir niyetinin, şimdilik, sözkonusu olmadığını ama Avrupa Birliği’nin ‘yardım’larından bunaldıklarını söylemektedir.

İşte, ‘yeni’ olan da budur.

Bilindiği üzere, herhangi bir ülkede ‘yeni bir parti’ ya da ‘lider’in seçilmesi sözkonusu olduğunda, Avrupa’lı ülkelerden ‘yardım’ alıp alamayacağı seçmenler üzerinde ‘belirleyici’ bir ‘etken’ olmakta idi.

Yunanistan’da ise Avrupalı Birliği’nden ‘yardım almamak’ bir ‘seçim propagandası’ sloganı olabilmektedir.

Öte yandan Yunanistan borçlarını ‘silmek’ değil ama elli yıl gibi bir zaman dilimine yaymaktan yana.

Oysa büyük alacaklı Almanya başbakanı Merkel buna sıcak bakmamakta.

Merkel ya da diğer alacaklıların ‘ısrarcı’ olmaları halinde ise, Yunanista’nın Avrupa Birliği’nden çıkacak/ve ya da çıkarılacak ilk ülke olması da olasılıklar arasına girmekte.

Bir başına Yunanistan’ın Euros bölgesinden çıkması bile Avrupa Birliği için bir ‘karabasan’ oluşturabilir.

Deniyor ki, Avrupa Birliği 2008’den sonra ‘zora düşen’ ülkelere ‘kesenin ağzını açarak’ çözüm bulmakta idi.

Şimdi ‘kesenin ağzını açmak’, tersine borçlu ülkeler için bile istenmeyen bir durum.

Avrupa Birliği, varlığını sürdürmek için  ‘yeni önlemler’ geliştirmek durumunda.

Demek ki, parası, parlamentosu, merkez bankası, bürokrat ve teknokratlarıyla Avrupa Birliği ‘zorda’.

‘Ulusalcılık’ yükselişte diye yazdığım zaman, kimileri sağ sola bakmakta idiler.

Bakın o zaman, Çin’e Rusya’ya bakmayı beceremiyorsanız, Avrupa Birliği’nin içine bakın.

Nasıl ‘yükselişte’ olduğunu henüz bilmesek de, ‘niçin’ yükselmekte olduğu ortada.

Habip Hamza Erdem