$USD
EURO
ALTIN

“Bayrağımız inik, başımız eğik…” 23 Aralık 2016

DR. YAVUZ DEDEGİL’DEN SUİKASTLERLE İLGİLİ ÇOK TARTIŞILACAK SÖZLER

“FAİLLERE HUKUK YOLUYLA ULAŞILAMAZ. BU, DİĞER SUİKAST KURBANLARI İÇİN DE GEÇERLİ“
Karanlık günlerden geçen Türkiye son bir haftada ikisi terör saldırısı biri suikast olmak üzere 3 acı olaya birden sahne oldu.
Ancak bugünün terör olayları ve suikast girişimleri, geçmişteki faili meçhul cinayetler gün ışığına çıkarılmadığı sürece, sona erecek gibi de görünmüyor.

2002 yılında suikaste kurban giden tarihçi yazar Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu da, tüm işaretler failleri gösterse de dosyası bir türlü aydınlığa kavuşmamış Türk aydınlarından, yurtseverlerin sadece biri.
“Başka Türkiye yok” diye yola çıkan ve bunun bedelini canıyla ödemiş gerçek bir vatansever olan Necip Hablemitoğlu’nun ölüm yıl dönümü dolayısıyla Almanya’nın Stuttgart kentinde düzenlenen anma programında ise Dr. Yavuz Dedegil işte bu dosyayı Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın yeniden açtığına dikkat çekti.

Toplantı sonrası sorularımızı yanıtlayan Dr. Dedegil, Türkiye ve diğer NATO üyesi ülkelerde, politik katliam ve cinayet faillerine polis, hukuk ve adliye yoluyla ulaşılamayacağı notunu düştü, son dönemdeki bilançoya bakıldığında, dünyanın diğer ülkeleri ile karşılaştırıldığında, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun „korkunç“ olduğunu dile getirdi.

“İtalya, Afganistan’da ölen bir tek askeri için, Almanya, Berlin terör saldırısı yüzünden genel yas ilan edip bayraklarını yarıya indirirken, Türkiye artık bu durumu olağan kabul ediyor, yoksa yas tutmadığımız, bayrağımızı en yukarı çekebileceğimiz gün kalmadı. Bayrağımız inik, başımız eğik…“ diyen Dr. Dedegil’in açıklamalarından çarpıcı başlıklar şöyle:

“İsrail Gazze sınırına duvar örerken, Türkiye, sınırlarını, garnizonlarını, karakollarını, halkını, düşünür ve yazarlarını ve hatta yabancı ülke büyükelçilerini koruyamıyor.

18. Aralık 2002 Necip Hablemitoğlu suikastı da, bunlardan biri. Bu dosya, FETÖ araştırması içinde, 14 sene sonra savcılıkça da tekrar masaya yatırılmış durumda.

Her cinayet araştırmasında önce failin motivasyonu, yani kimin, neden yapmış olabileceği üzerinde durulur. Necip Hablemitoğlu, Türkiye’ye zarar verebilecek her konuyu araştırıyor, anlatıyor ve yayınlıyordu.

“CİA’İN KENDİSİNE ENGEL OLANLARI ÖLDÜRTMEYİ GÖZ ÖNÜNE ALINCA…“

toplantiHablemitoğlu, „tarikat“ adı altında, Türkiye’yi içten ele geçirme projesini yürüten Gülen Örgütünü daha başında keşfetmiş ve incelemişti. Örgütün, iç yönetimde (Valiler, Kaymakamlar), poliste (Polis kolejleri, Emniyet Müdürlükleri), yargıda (Ímam hatiplilerin hukuk okuması), orduda (Askeri okullar), ekonomi (ihaleler, devlet teşvikleri ve vergi muafiyetleri), köşe başlarını gizlilik ve hile ile elde etme yöntemlerini elde etme peşinde olduğunu, kişi ve şirket isimlerini de vererek „Köstebek“ kitabında toplamıştı ve yayınlamak istiyordu. Hiçbir yayınevi kabul etmedi.
Kendi anlatımına göre, „MIT mensubu olduğunu iddia eden birileri tarafından, bu kitabı yayınlamaması için görüşmeye çağrılmış, sonradan, arabasının bagajında bulunan kitap taslağının çalınmış olduğunu tespit etmiş.“

Tarikatın savcı ve hakimlerince yürütülen sahte ERGENEKON davasının bazı tanıklarının kayıtlı ifadelerine göre, „Hablemitoğlu’na bu kitabı yayınlamaması için para teklif edilmiş, kendisi kabul etmiş ama yayınevi aramaya devam etmiş.“ ERGEKON davasının bütün kanıt ve şahitlerinin sahte olduğu ortaya çıkınca bu davanın sorumlu savcıları Zekeriya Öz ve diğerleri yurt dışına kaçtılar ve dava çöktü. Dolayısı ile bu sahte şahitlerin ifadeleri, değerlendirmeye değmez. Kaldı ki, Hablemitoğlunu tanıyan kimse de buna inanmaz.

Diğer taraftan, Fethullah Örgütünün CIA tarafından ve ABD’nin hedefleri için yönetildiği açısından bakılınca, ve CIA’nın kendine engel olanları öldürtmeyi yöntem haline getirdiği göz önüne alınınca, bu, ciddiye alınması gereken bir ihtimaldir. Uzun seneler CIA elemanı olan Stiglitz bu yöntemi “Economic Hit Man“ kitabında açıklıyor.

“ALMAN VAKIFLARININ ALEHİNE DAVADA, ÖLDÜRÜLMESEYDİ ŞAHİT OLARAK DİNLENECEKTİ“

O yıllarda büyük Alman şirketleri Bergama’da bulunan altın madenlerini zehirli siyanür maddesi ile kazanma girişimlerinde idiler. Daha birkaç sene önce, İspanya’daki altın madeninin siyanür havuzu patlamış ve gerek doğaya, gerek insanlara büyük zararlar vermişti. Hablemitoğlu gibi Türk aydınları Bergama köylülerini bu konuda aydınlatıp uyarınca bu proje krize girdi. Köylüler ayaklandı.

Diğer taraftan Alman politik vakıfları Türkiye’de birçok konuda Türkiye aleyhine çalışmalarda bulunuyorlardı; bunlara toplum yapısını değiştirme projeleri ve PKK’yı desteklemek dahildi. “Gazeteci”, “kalkınma gönüllüsü” adı altında birçok, Hablemitoğlunun söylemiyle, “etki ajanı” Türkiye’de cirit atıyorlardı. Sözde “Alman Gazeteciler”, 21 Mart Nevruz’da Nusaybin’deki bir otelden “gösteri yürüyüşü yönetiyor” radyodan naklen Almanya’da yayınlıyorlardı; Doğu Anadolu köylerine bilgisayar götürüp, Almanya ile direkt internet görüşmesi sağlıyorlardı.

Ankara’da Cumhuriyet Başsavcılığının Alman vakıfları aleyhine açtığı davada, Hablemitoğlu, öldürülmesinden beş gün sonra şahit olarak dinlenecekti.

Hablemitoğlu, ölümünden sonra yayınlanan kitabı Köstebek’te, Fetullah Gülen’i “CIA ajanı” olmakla itham ediyor ve  Cumhuriyet Başsavcısı Nuh Mete Yüksel’in iddianamesine de giren suçlamalarını şöyle sürdürüyordu:

• ABD’nin tüm dünyadaki tarikatlara ön gördüğü modeli ülkemizde Fetullahçılar uyguluyor. Laik Cumhuriyetimiz için en büyük tehdit olan bu tarikatın arkasındaki dış desteğin ABD olduğunu, Türkiye’de ve dünyada bilmeyen yok.

• Hocaefendi, kalabalık maiyeti ve yanından eksik olmayan doktorlarıyla birlikte Pennsylvania eyaletinde, kendine tahsis edilen ve koruma altındaki özel bir çiftlikte yaşıyor. Bu çiftlikte, YÖK ya da MEB tarafından gönderilen Fethullahçı öğrencilerin örgütlendikleri ve bir de okul açtığı biliniyor.

• ABD, Fethullah’ın tüm ziyaretçilerine 10 yıllık vize veriyor. 

• Kendi yandaşlarının açıklamalarına göre hoca efendi, Türk istihbaratına ajanlık yapmaktaydı ve bu, CIA bağlantısı içinde de devam etti. Türk TSK ve MİT fark edinceye kadar, o, barışın simgesi olarak tanıtılıyordu. 

• Fetullahçılar, onun bir gün, Humeyni’nin İran’a dönüşü gibi, Türkiye’ye dönüp Çankaya’ya oturmasını bekliyorlardı. 
• Bir taraftan ABD ile ilişkilerini sürdüren Fetullahçılar, diğer taraftan Vatikan, Fener Rum Patriği, Musevi Hamam Başısı derken, çeşitli ülkeler arası kuruluşlarla da paslaşmaya başlamışlardır. (Bakınız: Ahmet Arpad; “Karanlıkta Gölgeler”, Günizi Yayınevi”

Necip Hablemitoğlu ve Nuh Mete Yüksel’in bu “suçlama”ları; Fetullah Gülen’in o yıllardaki avukatı Fethi Ün tarafından yalanlandı ve hatta aleyhlerinde “dâvâ” açıldı!..
İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesi; 2000 yılında, Necip Hablemitoğlu’nu suçlu” buldu ve Fetullah Gülen’e 1 milyar lira manevî tazminat ödemeye mahkûm etti.

Araştırmacı yazar Talip Doğan Karlıbel’e göre Hablemitoğlu, Bergama ve Alman Vakıfları üzerine araştırmaları yüzünden, Almanya‘nın odağındaydı.  Alman gizli servisi BND’nin 2002 Türkiye raporunda Hablemitoğlu‚ „baş Alman düşmanı” olarak niteleniyor ve en kısa zamanda bu tutumundan vazgeçirilmesi gerektiği ifade ediliyordu…

Karlıbel, Cinayetten 3 gün önce BND’nin talimatıyla GSG 9 timinden 9 kişilik bir timin İstanbul’a geldiğini ve suikasttan 2 gün sonra Türkiye’den ayrıldıklarını ifade ile devam ediyordu:

‚Ne ilginçtir ki, bu timlerin uğradıkları her yerde birileri suikasta kurban gitmektedir. Tim, İstanbul’daki Alman Başkonsolosluğu’nun Tarabya’daki misafirhanesinde kalmıştır. GSG 9 timleri son 5 yıl içerisinde Türkiye’ye 5 kez gelip gitmiştir.‘

“ALMANYA İHTİMALİ ZAYIF“

55 senedir Almanya’da yaşayan ve politikayı yakından izleyen birisi olarak, Almanya’nın bu yüzden yabancı bir ülkede suikast yaptıracağına ben pek ihtimal vermiyorum. Almanya içinde olabilir, Günther Walraff bazı alman sendikacıların öldürülmesini BND‘ye ithaf ediyor, ve Başbakan Willi Brandt’ın düşürülmesinde BND’nin rolü de inkar edilemez.

toplanti2Diğer taraftan, Alman istihbarat servisi BND ve CIA iç içedirler. BND ve GSG9’un, gereğinde ABD/CIA taşeronluğu yapması da beklenebilir. BND ile MÍT ve Türk askeri Ístihbaratı da, anlaşmalar çerçevesinde beraber çalışırlar. Boyutları bir suikaste kadar gider mi? Bunları savcılar bile aydınlatamazlar.

TSK’NIN ROLÜ ?

700 bin personelli bir kurum olan TSK’nın silah ve maaş dışında, erzak, iletişim, nakliyat, konut, hastane, ordu evleri, tatil siteleri gibi sosyal giderleri olması ve bunun da bir bütçesinin olması normaldir. Çok paranın döndüğü yerlerde, yolsuzluklar da olur, sadece Türkiye’de değil. Hablemitoğlu bu konuya da eğilip araştırmalar yapmış ama bu konuda bir yayını yok. Kaldı ki, TSK da NATO’nun içinde, ve ona göbekten bağımlı bir ordudur.

“FAİLLERE HUKUK YOLUYLA ULAŞILAMAZ. BU, DİĞER SUİKAST KURBANLARI İÇİN DE GEÇERLİ“

Bu üç ihtimale bir arada bakınca görülür ki:

Fethullah Örgütü, bir CIA kuruluşu ve maşasıdır.
Alman BND ve silahlı gücü GSK9, Almanya dışı konularda, CIA’nın taşaronu olabilir.
TSK, NATO ve dolayısıyla ABD ve CIA emrindedir.

Her üç ihtimalin tek ortak paydası: ABD/CIA.

Bu durumda, Türkiye ve diğer NATO üyesi ülkelerde, politik katliam ve cinayet faillerine polis, hukuk ve adliye yoluyla ulaşılamaz. Aynı durum, Maraş, Çorum, Sivas katliamları ve suikast kurbanı diğer düşünür ve yazarlarımız için de geçerlidir.“
“GÜN BEDEL ÖDEME GÜNÜ“
ahmet-gulHablemitoğlu’nun anma programını düzenleyen Stuttgart Turkuaz Derneği Eş Başkanı Ahmet Gül de Almanya’da neden bir anma düzenlediklerini ise şöyle açıklıyor:
„Bağımsızlık ve özgürlüğümüz için gün bedel ödeme günü.Turkuaz, Atatürk’ün yolunda ilerlemeye çalışan bir dernektir. Türk kültürünü yaşatan her dernek Atatürk’ün ışığında olmalı bize göre. Atatürk yoksa Türk kültürü de yok çünkü. Necip Hablemitoğlu 2002’de Stuttgart’a geldiğinde tanışmıştım. Necip Hablemitoğlu o görüşmede ‘O kadar çok ölüm tehditi alıyorum ki, her an öldürebileceklerini düşünüyorum’ demişti ancak gülümsüyordu. Sanki söylediği şey dünyanın en normal şeyi imiş gibiydi. Vedalaşırken sımsıkı sarıldı, ’Ankaraya gelince mutlaka beklerim’ dedi. Maalesef bu hiçbir zaman mümkün olamadı.“
Eş Başkan Nazan Vurgun da Turkuaz’ın Atatürk ilkelerini temel alarak yoluna devam edeceğini belirtti.

„ORADAYDIM“ DA GÖSTERİLDİ
necip-hablemitogluDiğer taraftan anma programında, 18 Aralık 2002 tarihinde öldürülen Hablemitoğlu’nun son dakikalarının aktarıldığı, eşi Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu’nun , Necip Hablemitoğlu’nun suikaste nasıl kurban gittiğini ve son günlerinde neler yaşandığını anlattığı bir Soner Yalçın belgeseli olan ‚Oradaydım’ da gösterildi.
Stuttgart – Işın Toymaz