$USD
EURO
ALTIN

BEN GÜVENİYORUM. YA SİZ?

22 Ocak 2014 - 08:15

Türkiye’yi sevme hakkına sahip olabilmek için, Türkiye’ye sahip çıkma hakkının olabilmesi için, Türkiye hakkında fikir yürütebilmek için, Türkiye’de yaşananlardan kaygı duymak için, Türkiye’de gençlikle gurur duyabilmek için, İlle de Türkiye’de mi yaşamamız gerekiyor? İlle de siyasal birikimi olan biri mi olmamız gerekiyor? Ya da ekonomist, tarihçi veya toplum bilimci, sosyal bilimci? Bana göre sade vatandaş […]

BEN GÜVENİYORUM. YA SİZ?
ch

Türkiye’yi sevme hakkına sahip olabilmek için,

Türkiye’ye sahip çıkma hakkının olabilmesi için,

Türkiye hakkında fikir yürütebilmek için,

Türkiye’de yaşananlardan kaygı duymak için,

Türkiye’de gençlikle gurur duyabilmek için,

İlle de Türkiye’de mi yaşamamız gerekiyor?

İlle de siyasal birikimi olan biri mi olmamız gerekiyor?

Ya da ekonomist, tarihçi

veya toplum bilimci, sosyal bilimci?

Bana göre sade vatandaş olmamız yeter de artar bile!!!

Ayrıca yurtdışındaki Türkleri 21. yüzyılda hala “gurbetçi” olarak değerlendirenlere duyurulur!

Artık sanal ortamda Türkiye ile iç içe yaşıyoruz. Dakika dakika değil an be an olayların tam ortasında, nefesimizi tutarak gündemi takip ediyoruz.

Sadece “gurbetçi” diyenlere değil sözüm, “Avrupa’da yaşıyorsunuz sizin için öncelik yaşadığınız ülkenin sorunlarıdır” diyen dayatmacı mantık da canımı çok sıkıyor.

Elbetteki Avrupa’daki Türklerin ve Avrupalıların sorunlarının beni ilgilendirmesi gerektiğinin bilincindeyim ama ülkemde yaşananları duygusal tarafımla, sübjektif olarak algılıyorum.

Doğma büyüme Türk olarak sanırım buna da hakkım var. Türk lafına alınanlar varsa onları da hemen rahatlatayım, bir üst kimlikten söz ediyorum.  “Ne mutlu Türk’üm diyene” bunu zaten zamanında anlatmış.

Uzun süre elim tuşlara gitmedi.

Çünkü ülkemdeki gündem sıcak çok sıcak.

Okurken, dinlerken terliyorum.

Her haber manşet, her haber skandal, her haber içinde sayısız kumpası ve dolabı ifşa ediyor.

Türk halkının kafası karmakarışık.

Halk buhran geçiriyor.

Kime, neye inanacağını şaşırmış durumda.

Köşe yazarlarının çırpınışları, konuları tekrar tekrar başka sözcüklerle işlemeleri, içine düştükleri ümitsizliği ortaya koyuyor.

İşte bu noktada gençler çıkıyor karşımıza.

Yalın, esprili, zeki, pırıl pırıl, çağdaş.

Hedefleri bağımsız ve özgür Türkiye Cumhuriyeti.

Atatürk’ün onlara emanet ettiği “Türkiye Cumhuriyeti”.

Tarihte her zaman aydınlık, karanlığı yenmiştir, iyilik kötülüğü.

Eğer öyle olmasaydı insanlık 2014 yılına dek ayakta kalamazdı.

İnsanlığı asırlar boyu ayakta tutan tek güç “sevgi” olduğuna göre ülkemde yaşananlarda da insan kazanacaktır.

Temiz olmak için önce yıkanmak, arınmak gerekir.

AKP, Cemaat, dış güçler, paralel devlet, derin devlet, Amerika, Avrupa, ezik muhalefet, terör örgütleri …

İstediğiniz kadar mazaret sıralayın …

Ümitsizliğe kapılma maddelerini sayın…

Türkiye için kara tablo çizin…

Karanlığın karşısında dimdik duran bir varlık var.

O da “saf sevgi”nin bahşedildiği insan!

Ben güveniyorum. Ya siz?

FACEBOOK YORUMLARI

YORUMLAR

    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.






    0 YORUM