$USD
EURO
ALTIN

Bir kez daha yuh! 18 Ocak 2017

Ölüm başa gelmedikten sonra kimse kimseye yakıştıramıyor. Ama hayatın değişmeyen tek gerçeği de bu. İşte daha yeni yıla girdiğimiz ilk saatlerde İstanbul’daki vahşet kanımızı dondurdu. Bir terörist elini kolunu sallaya sallaya İstanbul’un en lüks eğlence merkezini taradı, 39 kişiyi öldürdü, sonra da geldiği gibi ortalıktan kayboldu. Taa ki, ben bu yazıyı yazmaya başladığım ana kadar. Şu satırları yazarken bu şerefsizin yakalandığı haberi düştü haber merkezimize. (Aslında bu konu başlı başına bir yazı konusu ama gündem çok seri bir şekilde değişiyor.)

Biz bunu içimize sindirememişken yaşadığımız yerde başka bir vahşetle sarsıldık. Sevdiğimiz, saydığımız bir işveren ağabeyimizi esrarengiz bir cinayete kurban verdik. En başta inanamadık, inanmak istemedik ama en acı gerçekle karşı karışıyaydık! Benim 16 yıldır tanıdığım, hayırsever yanını gördüğüm bildiğim 3-5  yüz kişiye ekmek veren işveren İsmail Torun vahşi bir oyunun kurbanı oldu, geride onlarca soru işareti bırakarak.

Birazcık düşünün!
Olayın neredeyse en başından bu yana içerisindeyim. Ölüm haberini ilk duyanlardanım. Ama haber için hep geride durdum. Çünkü aileyi tanıyorum. Dostlarını tanıyorum. Küçüçük kızı var, incinmesini istemiyorum. Geride üç tane babayiğit bıraktı, başları eğilsin istemiyorum. İşte bunun için olayın en başından bu yana ne her duyduğumu duyurdum, ne de her bildiğimi milletle paylaştım.

Oysa her zamanki gibi sanal kahramanlar, burayla alakası olmayan gazeteler ve gazeteciler saçma sapan, ipe sapa gelmeyen akıllarına gelen herşeyi kaleme aldı. Ne çoluğunu çocuğunu düşündü, ne ailesini eşini dostunu! Bir kez daha “yuh” dedim! Gazetecilik her duyduğunu yazmak olmamalı! Evet, habercilik, haberi önceden okurlarına duyurmak vs. önemli! Ama bunu yaparken tükürdüğünü yalamak olduğunu da unutmamalı insan! Yaptığın haberi sildiriverirler de, hiç sesin soluğun çıkmaz! (O gazeteler kendini bilir!)

Türkiye’de yayın yapan bir gazete “Almanya’daki cinayeti ‘ZART ZURT’ Gazetesi çözdü” diye haber yaptı. Yahu, bu gazetenin Almanya’da yayını yok, muhabiri yok! Avrupa’da yaşayan birçok gurbetçinin bu gazeteden haberi bile yok! Neyi çözüyorsunuz kardeşim! Damdan dana mı çözüyorsun?

Prim yapmanın zamanı mı?
Hadi bunun damda danası vardı, çözdü! Peki Almanya’dan, haber yapan kardeşimize ne demeli! Cenaze günü yapılan haberde sözde taziye ve iyi dilek temennisinde bulunan işverenlerin, haberden haberi yok! Bunu kendi kafana göre yazdıysan suçlusun! Birisi yazdırmışsa diğerlerinin fikrini sormadığın için yine suçlusun! Cenaze haberi ön plana çıkma haberi olamaz! İsimlerini kullandığın kişileri milletin önünde küçük düşürüyorsun!

Ah o deliler!
Ortada dolaşan resimler, isimler tam bi kaos! Ya o kişilerin bu olayla bir alakası yoksa! Ya da varsa bile bu olayla ilgisi olan başka kişilerin yakalanmasına mani oluyorsan! Haberci her duyduğunu, her gördüğünü paldır küldür yazamaz! Söyleyemez! Sanal ortamda yazan vatandaşlar, bilmeden kimseyi suçlayamazsınız! Delinin birisi kuyuya bir taş atıyor, sonradan kırk akıllı o taşı çıkaramıyor!

Ben daha bugüne kadar hiç bir haberde sağduyulu vatandaş topluluğu görmedim. Televizyonlardan izlediğimiz haberleri bir kenara bıraktım, burnumuzun dibinde yaşanan, birebir duyduğum gördüğüm herşeyin yalanını ve abartılısını okuyorum günlerdir. Yapmayın, etmeyin! Bir gün önce bir bayan fotoğrafının altına olmadık yorumlar yazdınız, ertesi gün o bayan ortalığa çıkıp herkes hakkında suç duyurusunda bulunacağım, benim bu olaylarla alakam yok dediğinde olayı “canım, cicim”e bağlayarak yalamalık yaptınız! Yapmayın!

Teşekkürler
Olayın ilk duyulduğu andan itibaren Başkonsolosluk Ailenin yanında oldu. Cenazenin teslim alınması, ve resmi işlerinin yapılması konusunda “Cumartesi” olmasına rağmen bizzat Mainz Başkonsolosu Arif Eser Torun yardımlarını esirgemedi. Ve TDU Derneği‘nin altını çizmek istiyorum! Cumartesi akşamı saat 18.00’de Bad Dürkheim Belediyesini açtırarak Alman makamlarından gerekli olan resmi belgenin alınmasını sağladı çünkü. Yazarken ve okurken çok kolay görünse de, bu Derneğin ve başkanın gücünü gösteriyor. Bu bakımdan TDU Derneği Adına Ender Önder‘e de teşekkür etmek gerek. Bu olay basit bir olay değil! İşte bu dernekler benim vatandaşımın böyle sıkıntılarını çözmek için olmalı. Ve dernek başkanı o anda Türkiye’de olmasına rağmen, bu olayı telefonla çözerek Ailenin daha fazla acı çekmesini önledi.

Allah kimseye böyle acılar yaşatmasın. Çok kötü bir başlangıç yaptık yine yeni yıla! Zaten güle oynaya da kapatmamıştık 2016’yı. Güzel şeyler yazmayı özledim ya! Aşktan, sevgiden birşeyler karalamak yerine her hafta başka vahşeti kaleme almak inanın hoş değil! Güzel yazılarda buluşmak dileğiyle;
Hoşça bakın zatınıza!