$USD
EURO
ALTIN

CENNETLİKLER VE CEHENNEMLİKLER 24 Kasım 2015

Nefes alan her canlının katliam görüntüleri bende hep derin izler bırakmıştır. Ve bu katliamlarda canlıları hiç bir zaman insan-hayvan diye ayırmamışımdır. Ayıranları da tasvip etmedim, etmem. Dünyanın her tarafında yaşanan insan kıyımına ise yapacak yorum bulamadım, bulamıyorum. Ama bu insan kıyımına, bilhassa Avrupa ülkelerinin çifte standart uygulamasını, sessiz sessiz izleyip de, kendi ayaklarına basıldığında yaygara yapmalarını da hiç bir zaman onaylamadım.

Geçtiğimiz hafta Fransa‘da yaşanan vahşeti yine tüylerim diken diken izledim. Tıpkı, neredeyse Arap ülkelerinde her gün yaşanan ve artık neredeyse sıradan bir olay gibi aktarılan katliam olaylarını izlediğim gibi. Bu kez Avrupa‘nın göbeğinde, Fransa’nın başkenti Paris‘te yaşandı katliam. İnsan olan insan, azıcık vicdan sahibi olan insan bu olaylara duyarsız kalamaz. Ve ben de her olması gerekn insan gibi üzüldüm, tedirgin oldum. Ancak! (Az sonra bu “ancak”ı açacağım)

Azıcık akıllı olun yahu!
Olayın ardından sosyal paylaşım sitelerinde profil resimlerinin birçoğu Fransa bayraklarıyla süslendi. “Fransa’nın yanındayız” mesajı verildi. Benim yanıbaşımdaki Alman komşum bile eşiyle birlikte olan fotoğrafının üzerine Fransa bayrağını yapıştırmıştı. Yahu, ben Alman’a birşey demem. Burnunun dibinde olay olmuş, tabiki tepki gösterecek. Aslında Türk vatandaşına da birşey demeyeceğim ama, bizim hiç bir acımızı paylaşmayan Avrupalı’nın acısına ne diye herkesten önce ortak oluruz?

Az önce “ancak” dedim ya;
Sen benim acımı neden paylaşmazsın be kardeşim? Daha dün, Ankara‘da patlama olduğunda, 100’ün üzerinde insanın oracıkta parça pinçik katledilerek öldürülmesine neden ses etmedin? Her gün bilhassa Müslüman ülkelerinde yaşanılan katiamlara neden ses çıkarmadın? Ulan hadi bunlar çıkarmadı, dinleri farklı, dilleri farklı, alfebeleri farklı… Peki, bizim acımıza ses etmeyenlerin, hatta çanak tutanların acısına neden ilk biz atlarız?

Bize ne ha!
Olayın ardından, ilk okul gününde kızımın okuduğu okulda yaşanan katliamla ilgili öğretmenler arasında toplantı yapılarak bütün sınıflarda saygı duruşunda bulunulması için karar alınmış. Kızım bu olaya tepki göstermiş. “Türkiye’de de bomba patladı, o zaman neden saygı duruşu yapmadınız” demiş. Aldığı cevap; “Bize ne Türkiye’deki patlamadan, Müslüman ülkelerindeki patlamadan!” İşte Avrupalı’nın Türklere, Müslümanlara, Müslüman ülkelerine bakışı bu. Komple ülkeyi patlatsalar umurlarında değil. O halde size ne! Ne işiniz var Fransa bayrağıyla! Türkmenler katlediliyor, Fransa bayrağı ile profilini süsleyenlerden hiç ses-soluk yok!

Tutarsızız kardeşim!
Ayarsızız. Ne övmesinden, ne sövmesinden haberimiz var. Kim ne derse desin, bizler ne acı yaşamasını biliyoruz, ne de acı paylaşmasını. İşimiz gücümüz şirinlik. Gazze’de bir patlama olur; hemen “Yahudi ürünleri, kolalar, deterjanlar kullanılmasın!” Yahu o kolayı en çok Müslüman ülkeleri tüketiyor, senin bundan haberin yok mu? Devletin kanalı TRT‘ye bakın, 7/24 o sizin kullanmayın diye bas bas bağırdığınız ürünlerin reklamını yapıyor. Yahu, sen de zıkkım boğazına içiyorsun lıkır lıkır, hikaye anlatma bana!

Cevap verin, cevap!
Avrupa’nın dört bir tarafı Suriyeli mültecilerle kaynıyor. Bu Suriyeliler neden Arabistan‘a kaçmaz? Neden dolar zengini, petrol zengini Dubai‘lere, Birleşik Arap Emirlikleri‘ne kaçmaz? Neden Müslüman bir topluluk, Müslüman’a değil, de Hıristiyan ülkelere akın eder? Ey Ehl-i Müslüm, cevap veriniz? Neden ölümü göze alarak plastik botlarla denizleri aşmaya çalışıp Avrupa‘ya akın eder bu Müslümanlar?

Biz neden Almanya’daysak, onlar da onun için geliyorlar değil mi? Hayır kardeşim, hayır! Bizlerin dedeleri, zamanında işçi ihtiyacını gidermek için geldiler. Çalıştılar, kazandılar, çoğaldılar, iş kurdular, kök saldılar. Ama bunlar, kurşundan kaçıyor, bombadan kaçıyor, işkenceden kaçıyor, bunlar ölümden kaçıyor, ölümden! Ve ne acıdır ki, medet umdukları ülkeler Müslüman ülkeleri değil!

Peki, Avrupa da bu vatandaşlara kucağını açmasa, (ki açmamasını çok fazla yadırgamam, çünkü zengin Müslüman ülkeleri kucak açmıyor) ne yapacaklar? Nereye gidecekler. Beğenmediğimiz, burun kıvırdığımız, Hıristiyan diye “Cehennemlik” olduklarını söylediğimiz topluluk, “Cennetlik” Müslümanlara kucak açmasa, ne yapacak bacak kadar çocuklar, kadınlar, kızlar, yaşlılar… Azıcık düşünün. Kafanızı iki elinizin arasına alın, iki dakika düşünün. “Ulan, bu garibanlara kucak açmayan Araplar mı Cennetlik, yoksa kucak açan Hıristiyanlar mı Cehennemlik!”

Siz düşüne görün, ben gidiyorum…
Hoşça bakın zatınıza!