$USD
EURO
ALTIN

CESUR VE DİK DURAN İNSANLARLA BULUŞMAK

9 Haziran 2014 - 10:19

İnşaat Mühendisi Şaban Eğilmez’in, uzun yıllar Türkiye’de ve çeşitli ülkelerde çalıştıktan sonra, gün gelip de siyasi bir belgeseli kaleme alıp okura ulaştırabileceği aklına hiç gelmiş miydi? Alman Gazeteciler Birliği Baden Würrtemberg Teşkilatı Yönetim Kurulu Üyesi, Boğaziçi Üniversitesi mezunu, gazeteci Ayşe Eğilmez aynı zamanda arkadaşım. Onunla ilk kitabım için söyleşi yapmak üzere buluşmuştuk. Daha sonra özel […]

CESUR VE DİK DURAN İNSANLARLA BULUŞMAK
ch

İnşaat Mühendisi Şaban Eğilmez’in, uzun yıllar Türkiye’de ve çeşitli ülkelerde çalıştıktan sonra, gün gelip de siyasi bir belgeseli kaleme alıp okura ulaştırabileceği aklına hiç gelmiş miydi?

Alman Gazeteciler Birliği Baden Würrtemberg Teşkilatı Yönetim Kurulu Üyesi, Boğaziçi Üniversitesi mezunu, gazeteci Ayşe Eğilmez aynı zamanda arkadaşım.

Onunla ilk kitabım için söyleşi yapmak üzere buluşmuştuk. Daha sonra özel bir televizyon kanalında birlikte çalıştık.

Babası Şaban Eğilmez,, üç kez tutuklanan, ölüm orucuna giren, 19 Aralık operasyonunu yaşayan kızıyla birlikte nasıl büyüdüğünü, değiştiğini “Kızımla Büyümek” kitabını geçen yıl okurla buluşturmuştu.

Kitap geçen Haziran ayında yayınlanmıştı, aradan tam bir yıl geçmişti ve baba Eğilmez herzaman ki gibi kızını ziyarete gelmişti.

Bizim evde buluştuk.

Aynı görüşleri çok da paylaşmasa da kızını mücadelesinde yalnız bırakmayan ardından yaşadıklarını belgelerle kitaba dönüştüren bir baba ile buluşmaktan gurur duydum.

KITAP KAPAKKızımla Büyümek” kitabında, okul işgaline katılan, iki kez tutuklanan, ölüm orucuna giren, ceza alan, yurtdışında yaşamaya başlayan kızı Ayşe Eğilmez ile birlikte “nasıl büyüdüğünü” yazmıştı.

Rahmetli eşi Sabiha Hanım’ın namazında, inançlı ve çağdaş bir Kürt kadını olduğunu söyleyen Şaban Eğilmez, rahatsızlığına rağmen her hafta kızını görmek için görüş gününü iple çeken sevgili eşinin dramından da söz etti söyleşimizde.

Görüş günlerinde yaşamı değişen aileye dikkat çekti.Bir belgesel olan kitabı hakkında konuşurken „Bizi çok üzdü“ dediği kızı Ayşe’nin mapusluk sürecinde arkadaşlarıyla dostluklar kurduğunu, siyasi görüşleri çok farklı olsa da olup bitene insani yönüyle yaklaştığını bildiriyor.

Türkiye’nin bugünkü durumunu da endişe ve üzüntü içinde takip ettiği söyleyen Şaban Eğilmez ölümlere, operasyonlara, hapse girenlere o dönemde de şimdi de büyük üzüntü içinde baktığını dile getiriyor.

İstanbul Teknik Üniversitesi mezunlarından Şaban Eğilmez’in, kızı Ayşe’nin hapishanede yaşadıklarını ve özgürlüğe giden yoldaki mücadelelerini okura samimi bir dille aktardığı kitabın son bölümünün başlığı “İtiraf ve özür.”

1990’da ilk gözaltına alındıktan sonra, kızımın bu gruplardan birinde olmasını büyük bir tehlike olarak algıladık. Yakınlık duyduğu sol gruptan koparmak için çok uğraştık. Ancak kızım ve arkadaşlarının hayatlarını ortaya koyarak yaptıkları mücadele konularını gördükçe düşüncelerimiz değişmeye başladı.“

Yine de yaşamlarını tehlikeye sokarak yaptıkları mücadeleyi haklı görmediğini, başka türlü mücadele vermeleri gerektiğini düşünen Şaban Eğilmez noktayı şu sözlerle koyuyor :“Kadere inanırım. Ama kader deyip mücadeleyi bırakmadık. Yaptığımız mücadeleyi bu kitapta okuyacaksınız. Mücadelemizin pek başarılı olduğunu söyleyemem. Bizim mücadelemizde karşımızdaki rakip hep devletin görevlileri olmuştur. Yani rakibimiz çok kuvvetli.” (AS)

AYSE-SABAN EGILMEZ-Kitap hakkında bianet.org’da da geniş bir yazıyı Ayça Söylemez kaleme alıyor. Ama hepsi bu. Söylemez’in haberine göre Ayşe Eğilmez, ilk kez 16 Mart 1988’deki Halepçe Katliamı’nı protesto için katıldığı Mart 1990’daki eylemde tutuklanıyor. Bu tutukluluğu kısa sürüyor, 3 ay sonran serbest kalıyor. İkinci tutukluluğu ise öğrencisi olduğu Boğaziçi Üniversitesi’nde 8 Mart 1992’de başlayan ve Kozlu’da katledilen 260 madencinin sesi soluğu olmak için”rektörlük işgalinin ardından gerçekleşiyor. İşgalin ardından Ayşe ikinci kez tutuklanıyor.

Yine tahliye olsa da Alınteri dergisindeki yazıları ve katıldığı eylemler gerekçe gösterilerek üçüncü kez TİKB üyeliğinden tutuklanan Ayşe Eğilmez Uşak Cezaevi’ne gönderiliyor.

İstanbul’da yaşayan Sabiha ve Şaban Eğilmez’in “görüş günleri” başlıyor bundan sonra.

Uzun yolculuklar, cezaevi girişlerinde yaşadıkları zorluklar, ulaşmayan mektupları F tipi cezaevi protestoları izliyor. Bundan sonra her şey daha zor, gözleri televizyonda beklemeye başlıyorlar. 19 Aralık 2000, Şaban Eğilmez’in hayatını en zor günlerinden biri oluyor. Sonrasında olanlar, yetkililerin açıklamaları, devletin tutumu hakkındaki gazete kupürleri de kitapta yer alıyor.

Ayşe 108 gün ölüm orucunda kalıyor. 58, 20, 10 ve 3 günlük açlık grevlerine giriyor. Bu sırada yaşadıkları, kendi halinde bir mühendis olan Şaban Eğilmez’in “devlet” hakkındaki güvenini sorgulamasına da yol açıyor. O da artık kızı gibi haksızlıklara öfkeli. Hatta yetkililere ulaşmak için her türlü yolu deniyor, faks çekiyor, mektup yazıyor, “taleplerini kabul edin” diyor. Tabii yanıt bile gelmiyor yazdıklarına.

Hastalığı nedeniyle tahliye edilen Ayşe Eğilmez’in Almanya günleri başlıyor. Şaban Eğilmez kızını burada da yalnız bırakmıyor.

Belge yayınları arafından okurla buluşturulan 216 sayfalık kitabın arka kapağında Şaban Eğilmez acılı ailelerin sıkıntılarını paylaştıklarını vurguluyor:

„Bu kitapta devrimci kızım ve biz ailesi olarak yaşadığımız sıkıntıları ve mücadelelerimizi anlatıyorum.Geçmiş zaman içinde devrimci çocukları olan aileler, benzer olaylar yaşamışlardır. Bu kitap ayrıca onlara da anı olacaktır.

AYSE-SABAN EGILMEZ3-Ölüm orucunda gerek gençlerin, gerek ailelerin yaşadıkları sıkıntılar ve bunlara sebep olan yöneticilerin acımasızlıklarını dile getirdim. Bundan sonra böyle olaylar yaşanmaması için faydalı olacağına inandığım bilgileri ortya koydum.

Benzer olaylarda bizim aileden çok daha fazla acı çeken ailelerin de üzüntülerini paylaştığımızı belirtmek istedim.“

Siyasi görüşleri nedeniyle kendisi ve ailesi acılı bir süreçten geçmek zorunda kalan Ayşe Eğilmez mi kitaptan dolayı babasıyla gurur duyuyor yoksa bu süreci belgeleyen babası Şaban Eğilmez mi kızının haksızlılarla mücadele etmesinden dolayı onur duyuyor bilemiyorum.

Ama karşımda tüm bunların ardından dimdik ayakta durmayı başaran ve bu kez de  „Ethem’den Berkin’e Mücadeleye Devam“ etkinliğine katılmaya hazırlanan iki insan var.

Sohbetimiz bitip de baba kız Eğilmezleri uğurlarken, aydnlık günlere inancımı perçinledikleri ve cesaretleri için onlara içten içe şükranlık duyduğumu da farkettim.

FACEBOOK YORUMLARI

YORUMLAR

    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.






    0 YORUM