$USD
EURO
ALTIN

Dillerin, dinlerin kavşağı: Mardin

4 Mart 2018 - 16:20

Mezopotamya ovasının kuzeyindeki Mardin; Türkiye, Suriye ve Irak’ı birbirine bağlayan kavşak noktasında yer alıyor. Kentin adının Süryanicede kale anlamına gelen Marda kelimesinden geldiği sanılıyor. Hurrilerden, Akkoyunlulara kadar birçok uygarlığa ev sahipliği yapan kent altın çağını Artuklular zamanında yaşamış. Şehidiye Camisi, Latifiye Camisi, Emineddin Külliyesi, Ulucami, Zinciriye Medresesi ve Hatuniye Medresesi gibi anıtsal yapıların çoğu bu […]

Dillerin, dinlerin kavşağı: Mardin

Mezopotamya ovasının kuzeyindeki Mardin; Türkiye, Suriye ve Irak’ı birbirine bağlayan kavşak noktasında yer alıyor. Kentin adının Süryanicede kale anlamına gelen Marda kelimesinden geldiği sanılıyor. Hurrilerden, Akkoyunlulara kadar birçok uygarlığa ev sahipliği yapan kent altın çağını Artuklular zamanında yaşamış.

Yrd. Doç. Dr. Ersoy Soydan yazdı

Şehidiye Camisi, Latifiye Camisi, Emineddin Külliyesi, Ulucami, Zinciriye Medresesi ve Hatuniye Medresesi gibi anıtsal yapıların çoğu bu dönemden kalma. Sarp bir kalenin eteklerinde gelişen Mardin sanki geçmiş zamanda yaşıyor, kentin dar sokaklarında adım başı tarihi bir çarşı, kilise ya da medreseyle karşılaşılıyor. Tamamı SİT alanı olan Mardin, Venedik ve Kudüs’le kıyaslanıyor.

Kentin sokaklarında birçok dil işitiliyor, ezan sesleri çan seslerine karışıyor. Adeta bir açık hava müzesini andıran Mardin’de Türkler, Kürtler, Araplar, Süryaniler, Keldaniler, Ermeniler ve Ezidiler barış içinde bir arada yaşıyor. Pek çoğunun nüfusu azalıp tamamen ortadan kalkmış olsa da çokkültürlü yapı kentin neredeyse havasına, suyuna sinmiş. Kent merkezindeki en önemli kilise ise Mardin Süryani Ortodoks Metropolitliğinin de Katedrali olan Kırklar Kilisesi. Kentte Süryani Ortodoks Cemaatinin iki kilisesi ve bir manastırı daha var. Mardin’de Ermeni Katoliklerin, Süryani Katolik ve Protestanlarında ibadete açık kiliseleri bulunuyor. Eskiden Süryani Katolik Patrikhanesi olan binada açılmış Mardin Müzesi de görülmeye değer yerlerden. Camiler, kiliseler, medreseler, hamamlar ve konaklar hep bu taştan inşa edilmiş.
Volkanik taşlardan inşa edilmiş Mardin evleri benzersiz bir mimarinin ve doğal uyumun izlerini taşıyor. Ocaktan çıktığında testereyle kesilebilen sarı kalkere Mardinli taş ustaları şekil veriyor, taş havayla temas ettikçe sertleşiyor. Evlerin dış cephesi, kapı ve pencere sövelerinde taşlar dantel gibi işlenmiş. Kentin dar sokaklarında birbirine olabildiğince yakın inşa edilmiş taş evlerin hiçbiri diğerini gölgelemiyor, penceresini kapatmıyor, hepsi Mezopotamya’yı seyrediyor. Dar sokaklar abbara diye adlandırılan geçitlerle birbirine bağlanıyor, arabanın geçebildiği ilk cadde cumhuriyetle birlikte açılmış. Yüzlerce yıllık bedesten ve Revaklı Çarşı da insanı zaman tünelinde yolculuğa çıkarıyor.

DEYRULZAFARAN MANASTIRI
Mardin Süryaniler için çok önemli ve kutsal bir kent. Süryanilerin en önemli dini merkezi olan Deyrulzafaran Manastırı kentin 3 km güneydoğusunda yer alıyor. Söylenceye göre yeni binalar inşa edilirken sıvasında yörede yetişen safran (zafaran) bitkisi kullanılmış, bu yüzden adı Deyrulzafaran Manastırı olarak kalmış. 4.yüzyılda inşa edildiği kabul edilen manastır 12.yüzyıldan 1933 yılına kadar Süryani Ortodoks Patrikhanesine ev sahipliği yapmış. 1933 yılında Süryani Ortodoks Patrikliği Suriye’nin Humus kentine taşınınca manastır, Mardin Metropolitliğinin merkezi durumuna gelmiş. Mardin Metropolitinin de ikamet ettiği manastırda 30-35 kişi yaşıyor. Aktif bir manastır olması nedeniyle günün belli saatlerinde ve kontrollü olarak ve bilet karşılığında ziyaret edilebiliyor.
Manastırın eski bir pagan tapınağının üzerine inşa edildiği biliniyor. Manastırda mahzen yeri olarakta adlandırılan eski tapınak iki bölümden oluşuyor. Manastırın ana kilisesi 6.yüzyılda inşa edildiği bilinen Mor Hananyo Kilisesi. Mor Hananyo kilisesinin bitişiğinde Süryanice Beth Kadişe olarak adlandırılan din adamlarının gömüldüğü kubbeli bir yapı var. Vaftizhane olarak kullanılan Meryem Ana Kilisesinin üzerinde Mor Petrus Kilisesi yer alıyor.

SÜRYANİLERİN ANAVATANI: TUR ABDİN
Süryanice’de “Hizmetkarlar Dağı” anlamına gelen Tur Abdin adının bölgeye manastırlarda yaşayan keşişler nedeniyle verildiği kabul ediliyor. Tur Abdin bölgesinin sınırları, batıda Mardin, kuzeyde Hasankeyf, doğuda Cizre ve güneyde Nusaybin’e kadar uzanıyor.
Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Ezidiler gibi farklı din ve milliyetten insanların yaşadığı Tur Abdin Bölgesi, Süryanilerce kutsal toprak ve anavatan olarak kabul ediliyor. Tur Abdin bölgesinde yaşayan Süryaniler İsa’nın konuştuğu dil olan Aramice’nin Turoyo lehçesini konuşuyor. Tur Abdin bölgesinde yaşayan Süryanilerin Ortodoksların ibadete açık 5 manastırı ve 30 kilisesi var. Protestan ve Katolik Süryanilerle, Ermeni ve Keldanilerin de ibadete açık kiliseleri bulunuyor.

TUR ABDİN’İN KALBİ: MİDYAT
Mardin Midyat arası 55 km. Midyat, Eski Midyat ve Estel adındaki iki ayrı yerleşimden oluşuyor. Eski Midyat’ta Süryani, Ezidi, Kürt ve Ermeniler yaşarken, 3 km. uzağındaki Estel’de resmi binalar var ve yalnızca Müslümanlar yaşıyor. 1930 yılında iki yerleşim birleştirilmiş, ilçe Estel’e doğru gelişmiş. Bu sayede Eski Midyat özgün mimari dokusunu büyük ölçüde korumuş, burada ibadete açık 7 kilise ve 1 manastır var. 1478 yılından bu yana Tur Abdin Süryani Metropolitliğine ev sahipliği yapan Midyat, Tur Abdin Bölgesinin de merkezi kabul ediliyor. Tur Abdin metropoliti çoğunlukla Mor Gabriel Manastırında yaşıyor, ancak bayramlarda ve resmi günlerde Midyat’a geliyor. Midyat’taki Mort Şmuni Süryani Ortodoks Kilisesi Tur Abdin Süryani Ortodoks Metropolitliğinin Katedrali olarak kabul ediliyor.
Eski Midyat’ta ard arda dizilmiş 25 kadar küçük atölyede, hünerli telkari ustalarınca işlenen gümüşten yüzük, gerdanlık, kemer ve çay kaşığı gibi hediyelik eşyalar üretilerek satılıyor.
Midyat ve çevresindeki köylerin çoğunda Süryaniler yaşıyordu, ancak son 20-30 yılda Süryanilerin büyük çoğunluğu Avrupa’ya göç etti, birçok köy tamamen boşalmış. Son yıllarda bazı Süryaniler evlerini ve kiliselerini onararak geri dönmeye başlamış. Hatta ünlü Süryani şarabını üretecek bir fabrika bile kurulmuş.
Midyat’ın köylerinde onlarca kilise ve manastır var. Ama özellikle Anıtlı (Hah) köyündeki Meryem Ana Kilisesi görenleri kendisine hayran bırakıyor. Bir başka güzel kilise Gülgöze (Aynvert) köyünde, kuleleriyle kaleyi andıran Mor Hadşabo Kilisesi köyün en yüksek noktasına inşa edilmiş. Güngören (Keferbe) köyündeki Mor Stefanos Kilisesi de yörenin görülmeye değer yapılarından.

MOR GABRİEL MANASTIRI
Midyat’a 18 km uzaklıktaki Yayvantepe (Kartmin) köyü yakınlarında Mor Gabriel (Deyrul Umur) Manastırı yer alıyor. Mor Gabriel Manastırının, Savurlu Mor Şemuil ve öğrencisi Kartminli Mor Şemun tarafından 397 yılında kurulduğu kabul ediliyor. 1997 yılında kuruluşunun 1600.yılını kutlayan manastır yüksek duvarları nedeniyle uzaktan bir kaleyi andırıyor. Manastırın yapıları bir iç avlunun çevresinde toplanmış. İç avlunun çevresinde Anastasios Kilisesi, Theodora’nın Kubbesi, Beth Kadişe ve Meryem Ana Kilisesi sıralanıyor. Bunların etrafında da misafirhane, yatakhane, mutfak gibi birimler yer alıyor.
Günümüzde Mor Gabriel Manastırında Tur Abdin Metropoliti, rahip, rahibe ve öğrencilerle, manastırın idari işleriyle ilgilenen üç aileden oluşan yaklaşık 80 kişi yaşıyor. Manastırın temizlik, çamaşır, yemek gibi hizmetlerini rahibeler yapıyor. Manastırda yaşamını sürdüren 30 civarında çocuk, bir yandan Midyat’taki devlet okullarına devam ediyor, diğer yandan da dini eğitim alıyor.
Mardin mutfağı kültürü gibi çok zengin. Yöreye has baharatlar kullanılarak yapılan yemekler arasında Lebeniye, Sembusek (Şam Böreği), Irok (İçli köfte), Kibbeh (İşkembe Dolması), Kitel Raha, Kaburga Dolması ve Maklube başta geliyor. Mardin’in badem şekeri de ünlü.
Mardin – Yrd. Doç. Dr. Ersoy Soydan

FACEBOOK YORUMLARI

YORUMLAR






    0 YORUM