$USD
EURO
ALTIN

DOSTLUKLARINIZI SİYASETÇİLERE MEZE ETMEYİN! 6 Ekim 2015

Abi bize hak vermeye görsünler… Cılkını çıkarana kadar gideriz. Avrupalı Türklere bir “oy kullanma” hakkı verdiler, daha 1 sene yeni doldu dolmadı, üçüncü kez sandığa gideceğiz. Bu gidişle de 50 yılın acısını çıkarana kadar gidip geleceğiz gibime geliyor. Uzun lafın kısası, konsolosluklarda 8-25 Ekim, gümrük kapılarında ise 8 Ekim-1 Kasım tarihleri arasında “tekrarlanan” Genel Seçimler için sandık başına gideceğiz.

8 Haziran seçimlerinden sonra “kurulamayan” hükümetin faturasını düşünmeksizin tekrar meydanlara inen siyasiler, her zaman olduğunu gibi “dalaşmaya” başladılar bile. Geçen sefer yapılan seçimlerden önce de söyledim, yine söylüyorum; Dünyanın üçüncü sınıf ülkelerindeki seçim propagandalarını bırakın artık! “Miting” adı altında birbirinizle didişip bu milletin parasını çar-çur etmeyin! Değiştirin şu sistemi be kardeşim! Değiştirin!

Belki de ilk kez!
Kimse kusura bakmasın ama birşey daha söyleyeceğim! Artık Cumhurbaşkanımızın kurduğu partiyi resmen desteklediğini hepimiz biliyoruz. Bunu yandaşlar olumlu karşılarken, muhalefetin karşı çıkmasını da doğal buluyorum. Geçen seçimlerde “Toplu Açılışlar” safsatası ile uydurma mitingler düzenlendi ve siyasilerin devlet bütçesinden harcadığı paralara belki de, Cumhuriyet tarihinde ilk kez Cumhurbaşkanının miting masrafları da eklendi.

Geçen seçimlerdeki “Toplu Açılışlar” sloganına laf etmedim. Kılıfına uydurduktan sonra minareyi çalmak da marifet! Ama! Bu seçimler için uydurulan slogana karşıyım! Terörle mücadele etmek mitinglerle mi gerçekleşecek? “Milyonlarca Nefes Teröre Karşı Tek Ses” adı altında miting düzenlenmesi ve bu mitinglerde “terör mücadelesinden çok” siyaset yapılması ve bunların da devletin kesesinden-kasasından karşılanması “tüyü bitmemiş yetimlerin” hakkının yenmesidir. Bana ne söylerseniz söyleyin, bu slogan yanlıştır! Terörle mücadele mitingle olmaz!

Ya sonuç değişmezse?
Ben; bu seçimlerin tekrarlanacağını, seçimlerin neticeleri gelmeye başladığı anda gazetemizin sahibi “Mustafa Abi”yle konuşmuştum. Gerçi bunu bilmek için müneccim olmaya da gerek yoktu ve benim düşündüğümü her aklı başında insan da düşündü. Şimdi düşünülmesi gereken 1 Kasımda yapılacak olan seçimlerde benzer sonuç çıkarsa ne olacak? Üç aşağı beş yukarı, tek başına hükümet kuracak bir çoğunluğa herhangi bir parti ulaşamazsa ne olur? Aynı sistemle tekrar seçime mi gideriz? Yoksa bütün kavga-dövüşleri bir kenara bırakıp herhangi iki parti hükümet mi kurar? (Aslında asıl soru; “Kurmasına kurarlar da buna müsade edilir mi?” olması gerekiyor sanırım!)

Fırsat teptik! (Bence)
Aslında; geçtiğimiz seçimlerin neticesinde aynı Almanya’daki gibi (CDU-SPD koalisyonu) büyük koalisyonun kurulması (AKP-CHP koalisyonu) Türkiye’nin geleceği için çok olumlu sonuçlar doğurabilirdi. Bunun dışında kurulabilecek her hükümet “püfff” desen yıkılacak bir hükümet olurdu. Ya istemediler, ya da istemediler! Hükümeti kuramadılar veya kurdurtmadılar! 45 günün dolması için saçma sapan “istikşafi” ismi altında 33 gün boyunca görüşmeler yapıldı ve bu görüşmelerin ardından “kurulamayan hükümetin” neden kurulamadığının açıklamasının da ana muhalefet partisi tarafından yapılamamasını hayretler içinde izledim.

Bu seçimlerde en önemli madde; “Türkiye’nin geleceği için herkesin sandığa gitmesidir.” Avrupalı Türkler olarak geçtiğimiz seçimlerde %40’lık bir oy oranına ulaşmamız aslında büyük bir başarıdır. Ama bu oranın daha da yükseltilmesi gerekmektedir. Eğer herkes sandığa gidip görüşünü sandığa yansıtırsa işler daha da farklı olabilir. Herkesin hedefi “memleket sevdası” ve “vatan”sa, kavgaya dövüşe gerek yok! Verilen hakkı kullanalım, sonucuna bakalım.

Son birşey!
Benim çocukluğumda annemle babam oy kullandığı zaman komşumuz; “kime oy verdiniz?” diye soruğunda cevap vermezlerdi, ya da “fısıltıyla” söylerlerdi. O zamanlar demek ki milletin birbirinin görüşüne saygısı varmış, ya da siyasetin; komşuluk, dostluk, arkadaşlık, akrabalık ilişkilerine zarar vereceğinin bilincindelermiş. Ben bu bilince tekrar kavuşmamızı diliyorum. En azından birbirimizle tartışırken seviyemizi kaybetmememiz gerektiğinin altını çiziyorum. Çünkü ortaya; 7 Haziran seçimlerinin benzeri bir seçim sonucu çıkarsa bu sefer birbirini yiyen iki parti liderinin kurduğu hükümete dostluğumuzu “meze” ediveririz! Onlar yollarına devam eder, biz küstüğümüzle kalırız!

Seçimlere çeyrek kala görüşünceye dek;
Hoşça bakın zatınıza!