$USD
EURO
ALTIN

“Ekmek yediğimiz ülkeye ihanet etmeyiz”

8 Mart 2018 - 19:30

UKİD Başkanı Musa Serdar Çelebi Stuttgart Bayburt Kültür, Spor ve Dayanışma Derneği, Bayburt’un düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılı dolayısıyla dev bir anma gecesi düzenledi. Ditib Feuerbach Teşkilatı’nın konferans salonunda gerçekleşen ve vatandaşlarımızın büyük ilgi gösterdiği buluşmaya Avrupa Türk İslam Birliği (ATİB) Kurucu Başkanı ve Uluslararası Kalkınma ve İşbirliği Derneği (UKİD) Başkanı Musa Serdar Çelebi’nin açıklamaları […]

“Ekmek yediğimiz ülkeye ihanet etmeyiz”

UKİD Başkanı Musa Serdar Çelebi

Stuttgart Bayburt Kültür, Spor ve Dayanışma Derneği, Bayburt’un düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılı dolayısıyla dev bir anma gecesi düzenledi.
Ditib Feuerbach Teşkilatı’nın konferans salonunda gerçekleşen ve vatandaşlarımızın büyük ilgi gösterdiği buluşmaya Avrupa Türk İslam Birliği (ATİB) Kurucu Başkanı ve Uluslararası Kalkınma ve İşbirliği Derneği (UKİD) Başkanı Musa Serdar Çelebi’nin açıklamaları damgasını vurdu.
Türkiye Almanya arasındaki gerginliğe işaret eden Çelebi “Biz ekmek yediğimiz ülkeye ihanet etmeyiz. En büyük ispatı ise 55 yıllık geçmişe olan Almanyalı Türklerin yaşadıkları ülkede tek bir kitle hareketi içinde olmamış olmalarıdır“ dedi.
Vatandaşlarımızın büyük tezahüratı ve alkışları içinde konuşmalarını sürdüren UKİD Başkanı Çelebi’nin konuşmasından öne çıkanlar özetle şöyle:

“ALMANYA OYUNA GELDİ“

“Türkiye eski Türkiye değil. Ciddi bir uyanış, diriliş başlamıştır. Hücrelerime kadar inanıyorum k bu yıllar büyük devletimizin altın çağlarının başlangıç yıllarıdır. Bu kadar mesele varken iyimser olabilir miyizi diyeceksiniz. Bunu anlamak için 35-40 yıl öncesine bakmak kafi. O gün sahip olduğumuz değerler ve imkanlarla bugüne bakmak lazım. Türkiye büyüyor olmasa, güçleniyor Başımıza bunlar gelir mi? Dün kafasına vur ağzındaki lokmayı al diye düşünülen bir Türkiye vardı. Bugün öyle değil. Müttefikimiz olan ülkeler, dost geçinen ülkeler stratejik partnerimiz, ortağımız dediği Türkiye’yi, bugün Türkiye’nin düşmanlarını silahlandırarak, içeride parçalamak, dışarıda parçalamak ne mümkünse onu yapmak için elinden geleni yapıyorlar. Ne yazık ki bazı ülkelerin bazı yöneticileri de bu oyunlara gelebiliyorlar. İçinde yaşadığımız ülke de buna örnek gösterilebilir.


“GÜÇLÜ BİR AVRUPA’YI KİM İSTEMİYORSA SORUMLUSU DA ODUR“

Almanya ile Türkiye arasında gerginlik olması, ortak menfaatimize zarar getirecek huzursuzluğun zuhur etmesi kimin işine yarar. Alman dostlarımla konuşuyorum, siz de konuşun çevrenizle. Bu gerginlikten Almanya’nın ne çıkarı olabilir diye bir sorun. Peki kime faydası var? Güçlü bir Avrupa’yı istemeyen dünyada hangi güç varsa onların işine yarıyor işte.Avrupa’nın lokomotifi Almanya’dır . Güçlü bir Almanya’yı kim istemiyorsa, hangi güçler istemiyorsa onun ilişkilerde bulunduğu ülkelerle krize sokmak, gücü azaltmak, meşgul etmek, dolayısıyla bundan istifade etmek isteyen unsurlar var. Bunların kim olduğunu siz anlıyorsunuz. Güçlü bir Euro’yu istemeyen kim varsa onların işine yarıyor bu işler. Biz Almanya’nın bazı siyasetçilerinin de bunu anlamalarını istiyoruz.

“ALMANYA’DAKİ TÜRKLERİ TEHLİKE OLARAK GÖSTERİYORLAR“

Geçmişte olduğu gibi Türkiye ile Almanya’nın Ortadoğu’da, dünyada çok büyük projeleri gerçekleştirmek üzere mevsime gittiğini görüyoruz. Tam da bu noktada ilişkiler baltalanıyor. Avrupa’da yaşayan Türkleri, Almanya’da yaşayan Türkleri, sizi ve bizi tehlike olarak gösteriyor.
Onlara şunu anlatmak gerekir. Diyeceksiniz ki bunların bir kısmının anayacak hali kalmadı. Ben anlatma işi görevini tam yapabildiğimiz kanaatinde değilim. Anlatmaya devam etmemiz lazım. Müslüman Türk’ün tarihi bellidir, inançları, gelenekleri ortadadır. Ekmek yediğimiz ülkeye tarih boyunca ihanet etmedik. İkincisi biz tarih boyunca dostluk içinde yaşadığımız ülkelerin menfaatini göz ettik. En büyük ispatı sizin Almanya’daki 55 yıllık hayatınızdır. Bu ülkeye zarar verecek tek bir kitle hareketi olmamıştır.

“TÜRK’ÜN KADERİ DEĞİŞTİ“

Kop Savunması Bayburtluların bile yeni duyduğu birşey olabilir. Bunun sebebi, biz yeterince şanlı tarihini yeterince öğrenememiş olan bir milletin çocuklarıyız.Yaşadıkça olayları, günü geldikçe tekrar tarihin derinliklerine dönerek o muhteşem sahneleri büyük acıları, büyük zaferleri yeniden öğrenmeye, yeniden anlamaya çalışıyoruz. Bu Kop savunması kurmay adayı olan subayların dersi olarak okutulur. İkinci Plevne Müdafaası denmesinin sebebi odur. Akıllara sığacak iş değildir. Öyle büyük bir mücadele verilmiştir ki işte onun örneğini Kıbrıs konusunda şimdi Paşa’nın huzuruna gelen sıhhiye askerleri söylemiş. Ondan, hiçkimse onlardan bunu beklemiyor. İşte sahte rapor, askerlikten kaytarmak, birkaç gün izin için rapor alabileceğini zannediyor veya tasavvur ediyorlar. Bizim
insanımız böyle, o destan boşuna yazılmadı. Türk’ün kaderini değiştirdi.
Tarih ne zaman, Bayburt’un Ermeni çetelerinden temizlendiği, Taşnak çetelerinden temizlendiği tarih nedir? Bu son zafer günü, nedir o tarih? 21 Şubat 1918. Başka şehirlerden olanlar onların kurtuluş günlerini hatırlasınlar. 1920’den önce başka böyle bir tarih yoktu. İlk kurtuluş mücadelesi, toprakların işgalcilerin, satılmışların, hainlerin ellerinden temizlenmek üzere ayağa kalkma dönemi belki de o Rus generalin söylediği gibi kimsenin tasavvur edemeyeceği bir zamanda gerçekleşti. Hatırlayın tarihimizi 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imzalandı. Bütün ordumuzu terhis etmek zorunda kaldığımız, topraklarımızdan askerimizi geri çekmek, silahlarımızı orada bırakmak zorunda kaldığımız o tarihten tam 8 ay önce yani bittiler, tükediler dedikleri zamanda Bayburt’ta o destansı mücadeleyi veren kardeşlerimiz destan yazdılar.

“BU TOPLANTILARI DEVAM ETTİRMELİYİZ“

Tarihimiz nice Plevne nice Kop kahramanlarıyla dolu. Teşkilatımızdan, yöneticilerden bütün katılımcılardan Allah razı olsun. İşte bu vesile ile vatandan çok uzakta, bu Avrupa topraklarında yaşayan ve artık geriye dönmesi söz konusu olmayan, buraları vatan tutmuş olan, değerlerini, inançlarını, kimliklerini ayakta tutmak için çalışan kardeşlerimizin sayesinde bu toplantılarda kahramanlarımızı ve büyük mazimizi öğrenmeye çalışıyoruz. Bütün dileğim bu toplantıların bıkmadan, usanmadan devam etmesi.
Bayburt bir defa Rus işgaline uğramış değildir. Tarihte 100 içerisinde 3 defa Rus işgaline uğramış olan bir bölgemizdir. 1828, 1877, 1916 tarihlerinde. Bayburtlu çok büyük kan dökmüştür o topraklarIn müdafaası için. Son Rus işgalinden sonra o İstanbul’a gitmeyi hayal eden adamlar bu kod direnişinden sonra o topraklardan çekilmek zorunda kaldılar.

“BUNLARI ALMANLARA ANLATMAK VAZİFEMİZDİR“
Ama çekilirken başka bir oyun oynadılar . Bu oyunu içinde yaşadığımız Alman kamuoyuna da anlatmak gibi bir vazifemiz var. Ne yaptılar, batılı ülkelerin silah, para ve her türlü siyasi desteği verdiği aslında Osmanlı İmparatorluğu’nun bizim devletimizin sadık millet diye adlandırdığı Ermenileri kandırarak üzerimize gönderdiler. Ne yaptılar biz çekiliyoruz ama silahlarımızı, cephanelerimizi size bırakıyoruz diyerek, Ermenilerin eline bıraktılar. Kurtuluş mücadelemizi Rus askerlerine karşı değil Ermeni çetelerine karşı vermek zorunda kaldık. Esas olan budur, bilinmesi gereken budur. Rus İstanbul’a gitmeyi bırak, orada bile tutunamayacağını gördü ve kendisi için daha stratejik bir zaman bekledi. Çok bekledi, 1945’e kadar. Rus’un oyunu bitmez. Rus’un planı, projesi bitmez. Rus’un bir hedefi var. Katherina’dan bu yana Akdeniz’ e inmektir Hatay’a kadar inmektir. Yüzyıllarca oyun sergilenmesinden biri buydu Hatay’a giremedi şimdi gitti Suriye’de üslerini kurdu. Bayburt’un yiğit evlatları Ermeni çetelerine ihanetin bedelini ödetti. Bu Ermenilere ne yazık ki içinde yaşadığımız ülke, ne yazık ki Fransa, ne yazık ki İngiltere, tarihin vesikaları, tüm askerlik belgeleri, bütün kendi Rus kaynakları bile bunu doğrulamaktadır. İspat edilmiş konulardır. Size devlet kurduracağız, size bağısızlık sağlayacağız, sizi Türklerin esaretinden kurtaracağız diye, huzur içinde yaşattığımız bizimle beraber yaşamış olan devletimizin mensuplarını isyana sürüklemişlerdir. Sonuçta kanlarıyla ödediler. Bizim yiğitlerimiz de istiklali kanlarıyla ödeyerek, kazanmış oldular. Bayburt’ta yakılan bu ateş bu istiklal ruhu bütün Anadolu’ya sıçramıştır. Arkasından Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.

“GENÇLERİN MEMLEKETLERİNE GEZİ DÜZENLEYİN“

Şimdi Bayburt derneğimize, şehir derneklerimize düşen çok önemli vazifeler vardır. Şehir derneklerinin kurulduğu ilk yıllarda bu konulara biraz soğuk bakmıştık. Mikromilliyetçilik yapılıyor diye konuşmalar olmuştu. Şehir dernekleri çalışmalarını ülkemizin çıkarları doğrultusunda geliştirdiler. Mikromilliyetçilik yerine bu topraklarda doğmuş olan çocuklarına kendi topraklarını tanıtmak, sevdirmek, bağlarını güçlendirmek adına sağlıklı bir çalışma yürütülüyor. Şehir dernekleri 40-50 kişilik turlar düzenleyerek çocukları gençleri memleketlerine götürüp, o toprakların nasıl kazanıldığını göstermesi, vatanı tanıtması gerekiyor.

“BİZİM KİTABIMIZDA IRKÇILIK YOK“

Bizi hiçe sayanlar şimdi gözlerini açmak zorunda kalacaklar. 15 Temmuz’da bir ihanet çetesi ortaya döküldü. Bu millet bir daha savaşamaz, uçaklarını uçuramaz, askerini yönetemez, tanklarını hareket ettiremez diyorlardı. Önce içeride parçalamak için hendek tuzaklarını kurdular. Dünyanının en eğitimli ordusu oluşmuştu ve şimdi hepsi hendeklere gömüldü.
Kürt kardeşlerimizle tarih boyunca sorunumuz olmamıştır. Ne Arap ne Kürt kardeşimizle ne de başka etnik kökendekilerle problemi olmamış bir milletin çocuklarıyız. İnandığımız kitap etnik ayrımcılığı, ırkçılığı yasaklar. Türkiye’nin düşmanları hem içeride hem de dışarıdaki Kürt kardeşlerimize operasyona hazırlanıyorlardı. Kürt kardeşlerimiz, Kürtle Pkklı’yı ayırt edebilen bir davranış içine girdi. Bu defter kapandı. Kürt kardeşlerimizi kimse bize karşı hareket ettiremez. Birbirimize güvenelim. Bu işlerden yüz akıyla çıkacağız.“

“ECDADIMIZI ANMAYA DEVAM EDECEĞİZ“

Öte yandan açış konuşmasını yapan Stuttgart Bayburt Kültür, Spor ve Dayanışma Derneği Başkanı Yasin Ayışık ise vatandaşlarımıza geniş katılımdan dolayı teşekkür etti. Başkan Ayışık konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Bayburtumuzun düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılına erişmiş olmanın gururu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bu toprakları bize miras bırakan ecdadımızı anma ya her sene olduğu gibi bu senede devam ediyoruz, bugünler bizleri gururlandıran mutlu eden şanlı tarihimize yeniden bir göz atmamızı sağlayan neler yaşadığımızı nerelerden nerelere geldiğimizi hangi mücadeleleri verdigimizi hatırlatmaya vesile olan günlerdir. Bu vatan için nice insanımız gözünü kırpmadan canını vermiştir analarının kınalı kuzuları vatan için şehit olmuştur. Bizimkisi nedir biliyor musunuz,
Birinci Dünya Savaşı’nda Kop Dağları’nda yazılan ve adı tarihe ikinci plan olarak giren destandır bizimkisi kafkas cephesinde Osmanlı Rus Savaşı’nın seyrini değiştirecek kadar önemli olan bir vatan savunmasıdır. Bizimkisi kan ağlayıp askere evlatlarını gönderen, ancak canı gönülden vatan sağ olsun diyen analarımızın öyküsüdür. Evlatlarına derken o dönemde sadece erkeklerimiz değil kadınlarımızın bacılarımızın da bu destan da önemli görevler al aldığının altını çizmek isterim.

“KURTULMAK İÇİN TANDIR KUYULARINA ATLADILAR“

Geçen yıl Yukarıkırlı köyümüzde iffet kadınları abidesinin açılışı yapıldı bu milletimizin cesaretine kararlılığına izzet ve iffetini temsil açısından çok önemlidir Ermeni çetelerinin tasallutundan kurtulmak adına kendini tandırlara kuyulara atarak can vermiş şehit olmuşlardır. İslam’da yoğrulan bu değerli topraklarda bu asil duruşunu sergileyen kadın şehitlerimizi bir kez daha huzurlarınızda rahmetle yâd ediyorum. Bu kutlu günümüzde bu onuru bizlere yaşatan şehitlerimizi rahmetle minnetle anıyor bu aziz şehitlerimiz için huzurlarınızda saygıyla eğiliyorum..
İnşallah bu Toprakları kanları pahasına bizlere vatan bırakan ecdadımız da layık torunlar oluruz. Bu vesileyle bu güzel günümüzde bizi yalnız bırakmayarak, iştirak eden Sayın Başkonsolos Muavini Erkan Yılmaz ve UKID Başkanımız Sayın Musa Serdar Çelebi Beye, bu geceyi burada yapmamıza olanak ve katkı sağlayan Sayın İsmail Çakır başkanımıza her biri birbirinden kıymetli ve değerli sivil toplum kuruluşları başkanlarına yönetim kurulu üyelerine saygıdeğer işadamlarımıza ve çok değerli hemşerilerimize dostlarımıza bir kez daha huzurlarınızda şahsım ve yönetim kurulu adına teşekkür eder saygı ve sevgilerimi sunarım sağ olun varolun.“

FIRAT ARSLAN VE ÖZCAN COŞAR DA ORADAYDI

Dünya Boks Şampiyonu Fırat Arslan, Almanya’nın ünlü stand ustası Özcan Coşar gibi ünlü isimlerin yanı sıra Türk sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, işadamları ve akademisyenlerin geniş katılım gösterdiği anma programında Stuttgart Başkonsolos Muavini Erkan Yılmaz da hazır bulundu.
Başkonsolos Muavini Erkan Yılmaz ve Dünya Şampiyonu Fırat Arslan toplantıda birer selamlama konuşması yaptı. Bayburt’un düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yılının anlatıldığı sinevizyon gösterisi büyük ilgiyle izlendi.
Stuttgart – Yeni Posta

FACEBOOK YORUMLARI

YORUMLAR






    0 YORUM