$USD
3,5664
EURO
4,0127
ALTIN
144,6564

“Gel, ama kutuplaştırma!”

18 Mart 2017 - 09:41

Alman siyasetinin iki etkili ismi, Muhterem Aras ve Sevim Dağdelen, Türkiye-Almanya arasında yükselen tansiyonu ve tırmanan miting gerilimini odatv için değerlendirdi. Biri Almanya tarihinde Eyalet Meclisi Başkanlığı görevini üstlenen ilk Türk kökenli ve ilk kadın Başkan ünvanı da bulunan Birlik’90 / Yeşiller partisinin ağır toplarından Muhterem Aras. Diğeri Sol Parti Milletvekili ve Alman Toplumu İçin […]

“Gel, ama kutuplaştırma!”

Alman siyasetinin iki etkili ismi, Muhterem Aras ve Sevim Dağdelen, Türkiye-Almanya arasında yükselen tansiyonu ve tırmanan miting gerilimini odatv için değerlendirdi.

Biri Almanya tarihinde Eyalet Meclisi Başkanlığı görevini üstlenen ilk Türk kökenli ve ilk kadın Başkan ünvanı da bulunan Birlik’90 / Yeşiller partisinin ağır toplarından Muhterem Aras.

Diğeri Sol Parti Milletvekili ve Alman Toplumu İçin Dış Politikalar adlı kuruluşun başkanlık heyeti üyesi Sevim Dağdelen.

Her ikisi de Türkiye’deki Anayasa Referandumu dolayısıyla Almanya’da miting yapmak isteyen AKP’li siyasetçilerle başlayan Türkiye-Almanya arasındaki gerilimle ilgili sağduyu çağrısında bulundu.

Aras “provokasyona gelmeyelim” derken, Dağdelen “Emekçiler, sağduyulu olmaları gerektiğinin farkında” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Almanya’ya yönelik “nazi uygulamaları” ithamlarını ise her iki Türk kadın politikacı da “oy kaygısına” bağladı.

Aras “Erdoğan kararsızları özellikle de milliyetçi eğilimi olan seçmenin oylarını kazanmak için böyle hesaplı bir adım attı” değerlendirmesinde bulundu.

Dağdelen ise “Erdoğan tarafından bilinçli ve hedefli bir şekilde körüklenen ve derinleştirilen bu gerginliğin nedenlerinden birisi, özellikle kararsızlar cephesinde yer alan secmenleri ırkçı ve milliyetçi bir zeminde etkilemektir. Ve bu hedefli gerilim politikasının amacı sadece Almanya’da yaşayan seçmenler değildir. Esas olarak, Türkiye iç politikasına oynanmakta. Oylarını arttırmak uğruna, Avrupa ülkelerinde yaşayan milyonlarca insanın da geleceğiyle oynamakta. Yaşanan gerilim, elbetki seçmenlerin eğilimlerinde değişikliklere neden olacaktır” yorumunu yaptı.

“TÜRKLER, ALMANYA’DA REFERANDUM YAPILSA NE DERLERDİ?”

“Tüm tahriklere rağmen temkinli olmayı elden bırakmamak gerekiyor, kışkırtmalara gelmememiz gerekir” diyen Baden Württemberg Eyalet Meclis Başkanı Muhterem Aras, Almanya’da yaşayan Türklere ise son derece dikkat çekici bir soru da yöneltti:

“Almanya’da yaşayan Türkler, Almanya için böyle bir referandum yapılsa evet mi, hayır mı derlerdi. Çok iyi düşünsünler. Önce bunu sorsunlar kendilerine. Almanya’da kuvvetler ayrılığı, bağımsız yargı çok önemli. Ben hem bir Meclis Başkanı olarak hem de Milletvekili olarak Meclis’in haklarının kısıtlanmasını asla kabul edemem. Ayrıca, Almanya’da demokrasi nimetlerinden sonuna kadar yararlanıp, nasıl olur da ülkelerinde kısıtlanmasını isteyebilirler ki? Bunu gerçekten anlamak istiyorum”
“TÜRK SİYASETÇİLERİN MİTİNGLERİNİ ALMANYA’NIN GÜÇLÜ DEMOKRASİSİ GÖĞÜSLER”

Türkiye’deki Anayasa Referandumu’nun Almanya’daki Türk toplumunu ikiye böldüğünü sözlerine ekleyen Eyalet Meclisi Başkanı Aras, Almanya’daki demokrasinin, Türk siyasetçilerin mitinglerini kaldırabilecek kadar güçlü olduğunu ancak temelde her politikacının seçim kampanyasını kendi ülkesinde yapması gerektiğini de vurguladı.

“DÜŞMANLIK TASLAYARAK SİYASET YAPMA DEVRİ GERİLERDE KALDI””

Aras konuyla ilgili şunları söyledi:
“İlle de yurt dışında yaşayan seçmeni karşısında miting yapmak istiyorsa o zaman da kutuplaşmaya yol açmadan kampanya yapabilmelidir.

Türk siyasetçilerden ricam, sorumluluk taşıdıklarının bilincinde olarak konuşma yapmaları. Yıllarca bu güzel birliktelik için emek vermişiz. Bu birlikteliği bozmasınlar, kışkırtmasınlar. İnsanlar korkar halde.

Şiddet hiçbir zaman doğru bir cevap olmamıştır .
Sadece karşıt görüştekilere laf atarak siyaset yapıyorlar. 21. yüzyılda bu tür atışmaları doğru bulmuyorum. Türkiye, Almanya’nın Nato partneri. Sadece oy kaygısı ile köklü ilişkileri ezip geçmemek gerekir. Suçlayarak, düşmanlık taslayarak siyaset yapılan devirler geçmişte kaldı.

“ALMANYA, ERDOĞAN’IN TUZAĞINA DÜŞMEDİ”

Almanya’nın karanlık bir geçmişi var doğru. Ama biz geçmişimizdeki bu bölüm üzerinde çalıştık, hesaplaştık ve kapattık. Nazi söylemleri çok çirkin. Bunu Almanya’ya kimse yakıştıramaz. Erdoğan kasıtlı olarak tahrik etmek istiyor tabii. Ancak Almanya o tuzağa düşmedi. Almanya’da basın, düşünce, ifade özgürlükleri çok önemli. Erdoğan bilinçli olarak kışkırtmak, gündemi değiştirmek istedi. Görünen köy kılavuz istemez. Türkiye’de ekonomik sorunlar, turizm sektörünün aldığı dev darbe ortada. Oteller boş. İnsanlar çok zor durumda. Buradaki Türk seçmenden biraz daha fazla oy alabilmek için toplumu ikiye bölmekten ise hiç çekinmedi. Bu tavır bir Cumhurbaşkanına yakışmıyor. Oysa Cumhurbaşkanının görevi toplumu birleştirmektir. En azından Almanya’daki Cumhurbaşkanımız öyle. O kendisini seçmeyenlerin de Cumhurbaşkanı. Bir Cumhurbaşkanı, referandumda hayır deme hakkı olan kendi vatandaşına nasıl olur da ‘vatan haini’ ve ‘terörist” diyebiliyor? “

Geçtiğimiz Baden Württemberg Eyalet Seçimleri’nde meclise giren bütün milletvekillerini geride bırakarak ikinci kez oy rekortmeni olmayı da başaran Muhterem Aras, Almanya’daki Türklerin bu kadar kolay kutuplaşmasında Almanya’nın izlediği yanlış uyum politikaları olduğunu da belirterek “Türkçe dersleri ve İslam din dersleri müfredata alınmalıydı. Türk toplumuna buralı olduğu daha kuvvetli hissettirilmeliydi” sözleriyle de Alman tarafını eleştirdi.
“EMEKÇİLER, ÖNYARGILARIN DERİNLEŞTİĞİNİN FARKINDALAR”

Öte yandan söz konusu gerginliğin Almanya’da yaşayan 1,4 milyon civarındaki Türk seçmenin oy eğilimine etkilerini ise Sol Parti’li siyasetçi Dağdelen “Bir çok sağduyulu emekçi, aynı zamanda daha referandum yapılmadan yaşananların geleceğini nasıl tehlikeye attığının, birlikte yaşadığı ülkenin insanlarıyla arasında önyargıların derinleştiğinin farkında. Bu kesimlerin de bunu gözeterek hareket edeceğini düşünüyorum” sözleriyle değerlendirdi.

“GERİLİMDE ALMAN HÜKÜMETİ’NİN DE ROLÜ VAR”

Almanya’daki Türk toplumunun da kutuplaşmasına yol açan gerginliğin uyuma ciddi şekilde olumsuz etkide bulunduğunu kaydeden Dağdelen, gerginlikte Ditib ve Uetd’ye destek veren Alman Hükümeti’nin rolü bulunduğunu da söyledi. Dağdelen özetle şunları söyledi:
“Özellikle 15 Temmuz sonrası Türk Hükümeti’nin imamları vb. ihbarcılığa çağırmaya vardırdıkları ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı politikalar Almanya’da yaşayan emekçilerin hayatını zehir etti. İnsanlar işyerlerinde, okullarda, camilerde, kahvelerde kavgalı hale getirildi.

Almanya daki DİTİB, UETD gibi uzantılarının örgütlenmelerini gözden geçirerek, bunları daha hedefli bir şekilde AKP politikalarını hayata geçirmesinin olanakları geliştirildi.

Bu da kutuplaşma, kışkırtma, muhalif kesimleri tehdit, şantaj olarak karşımıza çıktı.
Süreç doğal olarak emekçilerin burada yaşadıkları sorunlara karşı ilgisini azaltmış, ortak mücadelenin olanaklarını daraltmıştır.

“DİTİB’LE ANLAŞMALAR DURUDURULMALDIR”

Bunda Alman hükümetinin de önemli rolü bulunmaktadır. Entegrasyonu teşvik edecek bir zemini genişletmeyen Alman hükümeti, DİTİB ve UETD gibi kurumlara verdiği destekle de, bu kutuplaşmaya hizmet etmiştir. Bunun için, acil olarak DİTİB’le yapılan anlaşmalar durdurulmalıdır, DİTİB Erdoğan’ın uzantısı dır. Ayrıca bugün yaşanan “politikacılar gelsin, gitsin” tartışmalarını yerel kurumlara bırakmadan, Erdoğan’ın oluşturmaya çalıştığı politikalara destek vermekten vazgeçmelidir.”

“KAYIKÇI DÖVÜŞÜ, HALKLARI KARŞI KARŞIYA GETİRİYOR”

Alman ve Türk hükümeti arasında devam eden tartışmaların devletler arasındaki ilişkileri fazla etkileyeceği düşüncesinde olmadığını da bildiren Dağdelen, “Bu kayıkçı dövüşü, esas olarak halkları karşı karşıya getirmekte. Her iki taraftan söylenenlerin samimi olduğunu düşünmek mümkün değil. Almanya, “Tayyip Erdoğan” politikalarının önemli destekçilerinden olmuştur. Erdoğan ne zaman zorda kalsa Merkel yardımına koşmuştur. Nedeni de jeopolitik, ekonomik , stratejik ilişkilerdir. Bunlar değişmeden ilişkilerin zedelenmesi de mümkün değil. Almanya 2016’da Türkiye’ye silah satışlarını olağanüstü arttırdı, 6 bin 500’den fazla Alman şirketi Türkiye’de. Türkiye en önemli ticaret ortaklarından birisi. Mültecileri tutmak için kapı bekçiliği görevi verilmiş. Bu ilişkiler sorgulanmadan ve başta silah satışları durmadan söylenen sözlerin pek fazla değeri olmayacaktır. Bu anlamda Alman hükümetinin bu politikası devam ettiği sürece, Tayyip Erdoğan’ nın dostu ve suçlarına ortak olmaya devam edecektir” dedi.

Diğer taraftan Baden Württemberg Eyaleti’nin başkenti Stuttgart’ta bugün 10.00-18.00 saatleri arasında Schlossplatz meydanında UETD tarafından düzenlenecek miting ile ilgili bilgiler hala netlik kazanmadı.

Stuttgart Belediyesi Asayiş Bürosu Miting Dairesi Başkanı ve Stuttgart Polis
Şefi Stefan Praegert de odatv’ye verdiği bilgide UETD tarafından miting için başvuru yapıldığını ancak bir siyasetçinin konuşma yapıp yapmayacağı yönünde müracaatları bulunmadığını söyledi. Polis Şefi Praegert, gösteriyi düzenleyenlerin 100 kişinin altında katılımcı beklediklerini bildirdiklerine de vurgu yaparak, AKP Milletvekili Ayşe Sula Köseoğlu’nun konuşmacı olarak katılıp katılmayacağı konusunda bir bilgiye sahip olmadıklarını söyledi.

Bununla birlikte Baden Württemberg Eyaleti İçişleri Bakanlığı’ndan bir sözcü de gazetemize yaptığı açıklamada AKP Milletvekilleri’nin ülkenin güney batısına yani Stuttgart ve Mannheim kentlerine geleceği yönünde ellerine bilgi ulaştığını doğruladı.

Bakanlık’tan yapılan açıklamada Milletvekili Mahir Ünal’ın da Stuttgart’ta bir toplantıya katılacağı, Almanya’nın eski Avrupa Milletvekili ve AKP’nin danışmanı Ozan Ceyhun’un da Stuttgart ve Mannheim kentlerinde ziyaretlerde bulunucağı belirtildi.

Diğer taraftan AKP Trabzon milletvekili Ayşe Sula Köseoğlu referandum için dün Almanya’ya geldi.
AK Parti MKYK Üyesi ve Trabzon Milletvekili Av. Ayşe Sula Köseoğlu, AK Parti Dış İlişkiler Başkanlığının ve AK Parti Yurt Dışı Seçim Koordinasyon Başkanlığının görevlendirmesi sonucu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini anlatmak üzere Almanya’ya geldiği öğrenildi.
23 Mart tarihine dek Almanya’da referandum çalışmalarına katılacak olan Köseoğlu yarın yani 18 Mart Cumartesi günü Stuttgart’ta, 19-20 Mart tarihlerinde Nürnberg’de, 21-22 Mart tarihlerinde Münih’te vatandaşlarla buluşması bekleniyor.

Anayasa değişiklik paketine ilişkin, yurt dışında kurulan temsilciliklerde oy verme işlemleri 27 Mart-9 Nisan tarihleri arasında, gümrük kapılarında ise 27 Mart-16 Nisan tarihleri arasında yapılacak.
Almanya’da 1,4 milyon Türk seçmen bulunuyor!

Stuttgart – Işın Toymaz

FOTO:
© Sevim Dagdelen/ studio kohlmeier

© Muhterem Aras / Jochen Detscher

FACEBOOK YORUMLARI

YORUMLAR






    0 YORUM