$USD
EURO
ALTIN

Gönüllerin Sultanı Ümmü Gülsüm Amsterdam’da yaşatıldı

31 Temmuz 2018 - 16:02

İlhan KARAÇAY yazdı   Yaşları 50’yi geçkinlerin, şöhretini duydukları, ‘Şark Bülbülü’ olarak gönül verdikleri şarkıcı ve aktrist Ümmü Gülsüm, Amsterdam’da iki günlük müzikalde yaşatıldı. Yahudi-Arap aktörlerden oluşan İsrailli topluluk, Mısırlı şarkıcı ve aktrist Ümmü Gülsüm’ün hayatını canlandırdı. Ona her ünlü gibi, ne isimler takılmadı ki. ‘Şark Yıldızı’ dediler. ‘Dördüncü Piramit’ dediler. ‘Tüm Araplar’ın Anası’ dediler. […]

Gönüllerin Sultanı Ümmü Gülsüm Amsterdam’da yaşatıldı

İlhan KARAÇAY yazdı

 

Yaşları 50’yi geçkinlerin, şöhretini duydukları, ‘Şark Bülbülü’ olarak gönül verdikleri şarkıcı ve aktrist Ümmü Gülsüm, Amsterdam’da iki günlük müzikalde yaşatıldı.

Yahudi-Arap aktörlerden oluşan İsrailli topluluk, Mısırlı şarkıcı ve aktrist Ümmü Gülsüm’ün hayatını canlandırdı.
Ona her ünlü gibi, ne isimler takılmadı ki. ‘Şark Yıldızı’ dediler. ‘Dördüncü Piramit’ dediler. ‘Tüm Araplar’ın Anası’ dediler.
Ünlü aktör Ömer Şerif: ‘Şark’ta Ümmü Gülsüm’süz her gün renksizdir’ d

Biz ise onu Şark Bülbülü olarak tanıdık.
Şark Bülbülü Ümmü Gülsüm, 1898’de doğdu, 1975’de öldü.


Ümmü Gülsüm nasıl yaşadı?
Bu sorununcevabını  Amsterdam’daki De Balie tiyatrosundaki müzikallerde gördük..
Tel Aviv’deki Yafa Müzik Tiyatrosu, şarkıcının fırtınalı hayatını Hollanda seyircisine tanıttı.
Hollanda’ya ilk kez gelen Yafa Tiyatro Topluluğu’nun bir özelliği var. Yahudi ve Arap aktörlerin rol aldığı müzikalde, Arapça ve İbranice konuşuldu. Müzikalde üç Yahudi ve üç Arap sanatçı oynadı. Zaten topluluğun misyonu, milli, etnik ve sınıfsal ayrımları aşan tiyatro yapmak. Tabii herkes bunu hoş karşılamıyor. Örneğin, İsrail’in Bayan Kültür Bakanı, bundan hiç haz etmiyor.

Hollanda’nın ana akım de Volkskrant gazetesi tiyatro muhabiri Vincent Kouters, Müzikal’in rejisörü ile telefonla bir söyleşi yapmış.

İşte size söyleşiden satır başları.
Tiyatronun kurucularından 62 yaşındaki Igal Ezrati, İsrail’den telefonla yaptığı görüşmemizde, ‘Bu oyunu on yıl önce yapmak mümkün değildi. Arap Müziğinin İsrail’de uzun süre yasaklandığını biliyor musunuz? Burada Arap kökenli büyük bir toplum yaşıyor. İzlenen Kültür politikası icabı, gençliklerindeki şarkıları dinlemekten mahrum kaldılar. Arapça, düşmanın dili olarak görüldüğünden bastırıldı. ‘Geçmişi bırak, İbranice-Hebrew- konuş’ dediler. Son yıllarda bu konuda biraz yumuşama var. Arap Müziğinin yeniden doğuşuna tanık oluyoruz. Batı kökenli Yahudiler bile Ümmü Gülsüm’ün müziğini dinliyor. Bu oyunla, müziğin ve sanatın, kültürel farklılıklar arasında köprü olabileceğini göstermek istiyoruz’ diyor.


Soru:Oyun, sanatçının keşfedilmesinden ölümüne kadar geçen süreyi kapsıyor sanırım.
Cevap: ‘Kesinlikle. Ümmü Gülsüm’ün büyülü bir yaşamı vardı. Zamanının bütün iktidar odaklarıyla iyi ilişkiler içinde oldu. Mesleğinin başında, Mısır Kralı Faruk’un gözdesiydi. Darbeden sonra Faruk ülkeden kaçınca, Nasır’a söyledi. Oyunda, sanatçının ayakta kalabilmesi için illa da yağcı mı olması lazım sorusunu da soruyoruz. 
Öte yandan feministti. 1920’li yıllarda kadınların sahnede şarkı söylemeleri yasaktı. Sahneye çıkana kötü gözle bakılırdı. Ümmü Gülsüm, dindar bir aileden gelse de, zarif kıyafetlerle sahneye çıktı ve dünya çapında şöhret oldu. Diğer taraftan kendi kendisinin patronuydu. Tüm Arapların Anası diye anılsa da, maalesef hiç çocuğu olmadı. Bu onun hayattaki en büyük üzüntüsüydü.’
Soru: Yafa Tiyatrosuyla, İsrail’de yaşayan toplumların işbirliği yapabileceğini kanıtlamış oluyorsunuz her halde.
Cevap: ‘Oldum olası İsrail’e, Ortadoğu’nun hoş görülü adası derler. Tiyatromuzda Yahudi ve Arap tiyatrocuların ve aktörlerin birlikte çalışması bence demokratik ve laik topluma örnek olmalı. ‘
Soru: Buna karşı çıkan var mı?
Cevap: ‘Kültür Bakanımız Miri Regev bizden hoşlanmıyor. Bizi Filistin yanlısı olarak ve terör kışkırtıcılığı yapmakla suçluyor Şüphesiz, repertuarlarımızda, ülkedeki çatışmalara da yer veriyoruz. Madalyonun her iki yüzünü de göstermeye çalışıyoruz. Oysa kadın, sadece kendi görüşünün yansıtılmasını istiyor. Mamafih, girişimleri başarısız oldu. Maliye Bakanı, yasaları çiğnemediğimize karar verdi ve para yardımını kesmedi. Bunu bir yerde Miri’nin reklamına borçluyuz!’
Soru: Tiyatronuzun geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Cevap: ‘İsrail daha da sağa kayacak ve ırkçılık daha da artacak. Bunun bilinciyle yaşıyoruz. Tiyatro olarak, ülkeye ayna tutmaya ve Ümmü Gülsüm’ün müziği üzerinden hayatın nasıl normalleşebileceğini göstermeye çabalıyoruz.Sahnede her şeyi söylemek serbest. Bakan: ‘İfade hürriyeti size, para verip vermemek hakkı bize ait’ diyor. Yardım almasak, ayakta kalamayız. Ama gelecekten umutluyum.


Türkiye’den İsrail’e giden Yahudilere Safarad deniyor. Safarad’ların bir kolu, 1492’de Endülüs Emevi devleti çöktükten sonra İspanya ve Portekiz’den kaçarak, Selanik, İzmir ve İstanbul’a yerleşmiş. Diğer kol, Anvers’e ve Amsterdam’a yerleşmiş. Anvers’e ve Amsterdam’a gelenler, elmas işçiliğini de beraberlerinde getirmiş. Amsterdam kesim o yüzden ünlü. Türk ve Hollanda Yahudileri’nin İspanyol asıllı olanları, Ladino dedikleri, arkaik bir İspanyolca konuşuyor.
İstanbul’dan ve İzmir’den İsrail’e göç eden bazı Yahudiler, bana, Ladino’nun da İsrail’de bastırıldığını, sadece Hebrew dedikleri İbranice’nin konuşulmasını teşvik ettiklerini söylemişlerdi.

MUHTEŞEM GÜLSÜM’ÜN İLGİNÇ BİYOGRAFİSİ
Ümmü Gülsüm;  bazı verilere göre 1898 yılında, bir başka veriye göre de 4 Mayıs 1904 tarihinde Mısır‘da Dakhaliye eyaletinde Tamay Zahayra köyünde bir imamın kızı olarak doğdu. Babası İbrahim Elbeltaci tarafından keşfedilen sesinin ilk eğitimini henüz beş yaşındayken Kur’an-ı Kerîm okumayı öğrenerek yaptı. Kuran’ın tamamını ezbere okuyabiliyordu. 12 yaşına geldiği zaman ise o dönemde küçük kızların şarkı söylemeleri günah olarak kabul edildiği için babası tarafından üzerine erkek giysileri giydirilerek komşularına ve yakın köylere, özellikle Ramazan gecelerinde götürülerek ilahiler, kasideler ve Kuran okutulurdu. 

1923 yılında babası Kahire‘ye götürerek ses eğitimi aldırdı. Kariyerinin bu noktasında Ahmad Rami adında ünlü bir şairle tanıştırıldı ve dersler almaya başladı. Şiir ve Fasih Arapça dersleri için götürüldüğü Ahmad Rami’nin onun için yazdığı yaklaşık yüz otuz yedi şarkıyı da daha sonraları seslendirdi.

Önceleri Mısırlı aristokratların evlerindeki gece toplantılarında şarkılar söyleyerek seçkin çevrelerin arasına girmeyi başardı. 

Mısır Kralı Faruk döneminde kralın doğum gününde şarkılar okuyacak kadar saray çevresinde el üzerinde tutuldu. Sesi erkekle kadın sesi arasında bir ses olarak tanımlandı. En ünlü Mısırlı besteciler, ona şarkı yapmak için yarıştı.

Muhammed Abdülvahab, Riyad el Sunbati, Muhammed el Kasabci gibi ünlü bestekârların eserlerini yorumladı. Okuduğu üç yüze yakın sayıda besteler arasındaİnta Omri, Daret el Ayyam, Atlal, Elif Leyla ve Leyla, Hagartak, El Nil, Ala Beled-il Mahbub, Baed Annak, El Hobb Kullu, Tala-al Bedru Aleyna, Leilet-il Hobb, Ya Masaharny sayılabilir.

Mısır’da geniş halk kitlelerine ulaşmak için sinemayı ustalıkla kullandı ve o dönemde bütün Ortadoğu ve Türkiye’de de gösterilen altı filmde başrol oynadı. 1937 yılında Mısır Radyosu ile yaptığı ve her ayın ilk Cuma gecesi (yani Perşembe gecesi) saatlerce sürecek canlı konser programlarıyla ününün doruğuna ulaşmayı başardı. Böylece kendisini konserlerinde izleyemeyecek kadar yoksul olan halkına ulaştığı gibi Fas’tan Türkiye’ye kadar olağanüstü büyük bir coğrafyada sesini sevenlerine duyurdu. Konserleri unutulmazdı, şarkı söyleyeceği saatlerde Arap ülkelerinin liderleri konuşma yapmazdı. Sokaklar boşalır, halk sokaklara çıkarılan radyolarının başında onun sesini dinlerdi.

Krallık rejiminin 1952’de sona ermesiyle Ümmü Gülsüm’ün radyo konserleri kısa bir süre yasaklandıysa da bu yasak, yanlışlığın anlaşılmasıyla bizzat Mısır Arap milliyetçilerinin başı ve Ümmü Gülsüm hayranı Abdülnasır’ın emriyle kaldırıldı. Arap-İsrail savaşlarında büyük bir zafer beklerken Mısır ordularının bozguna uğraması, onu derinden yaraladı. Mısır’ın kaybettiği maddî zararlar ve daha önemlisi prestijin yeniden Ortadoğu’da kazandırılabilmesi için ülkesi yararına konserler vermek üzere Fas, Kuveyt, Libya, Lübnan, Sudan, Tunus gibi Arap ülkelerinde konserler verdi. Kazandığı yaklaşık 2½ milyon sterlini mücevherleriyle birlikte olduğu gibi Mısır hükümetine bağışlaması, halkının kalbindeki yerini sağlamlaştırdı.

Kralın amcalarından biri olan Şerif Sabri Paşa 1946′da Ümmü Gülsüm ile evlenmek istedi, ancak kraliyet ailesi, bu evliliğe şiddetle karşı çıktı. Evlenemeyince çok üzüldü. Aşk hayatındaki hayal kırıklığı yüzünden duygusal olarak çöküntü yaşadığı bu dönemde Gülsüm, bestekar ve udi Mahmut Şerif’le evlendi ancak bu evlilik birkaç gün sürdü.

1954 yılında şair Ahmed Rami’nin kendisiyle tanıştırdığı Dr. Hasan el Hifnavi ile evlendi. Hiç çocuğu olmadı.

Ümmü Gülsüm, Arap ülkeleri dışında sadece Fransa’da 1967 yılında muhteşem bir konser verdi. Bu konser Paris Olympia Konser Salonu’nda olağanüstü ilgiyle karşılandı. 

Ümmü Gülsüm sesiyle, yorumuyla, okuduğu bestelerle tam bir İslâm-Arap ruhunu dinleyicisine sundu. Şarkılarda sesiyle yaptığı yorumlar eşsizdi. Bu nedenle okuduğu bir bestenin ne kadar sürede biteceği bilinemezdi. Her birinde değişik yerlere yaptığı vurgularla şekilden şekile soktuğu tekrarlamalar seyircisi tarafından bıkmadan dinlenirdi. Verdiği konserler olay olur, halk taşkınlık yapardı. 

Ümmü Gülsüm, 1975 yılında vefat etti. Kahire’deki cenazesine katılan insanlar, yaklaşık 4½ milyon kişiyle Mısır devlet başkanı Cemal Abdülnasır’ın cenazesine katılanlardan daha çok sayıdaydı.

 

FACEBOOK YORUMLARI

YORUMLAR






    0 YORUM