$USD
EURO
ALTIN

Heidelberg’de Türklere övgü

30 Kasım 2017 - 10:54

Özeleştiri bu kadar dürüst mü olur?  Kroetz yazıp, Schultze sahnelerse olur! 1994’de Franz Xaver Kroetz’ün metin derlemesi, insanların dışlanmasını işliyor. Hukuk, cenaze, emlak ve daha başka alanlarda insanların dışlanması daha doğrusu farklı muamele görmesini anlatan metinlerin derlemesinden oluşan tiyatro eseri Franz Xaver Kroetz’ün deneyimlerinin birikimi. İnşaat iskelesi sahne dekorunu oluşturuyor. Asansör tekniği ile inşaat iskelesi […]

Heidelberg’de Türklere övgü

Özeleştiri bu kadar dürüst mü olur? 

Kroetz yazıp, Schultze sahnelerse olur!

1994’de Franz Xaver Kroetz’ün metin derlemesi, insanların dışlanmasını işliyor.
Hukuk, cenaze, emlak ve daha başka alanlarda insanların dışlanması daha doğrusu farklı muamele görmesini anlatan metinlerin derlemesinden oluşan tiyatro eseri Franz Xaver Kroetz’ün deneyimlerinin birikimi.
İnşaat iskelesi sahne dekorunu oluşturuyor. Asansör tekniği ile inşaat iskelesi farklı boyutlar kazanıyor. Işık tekniği ile sahneler arası geçişler çok kesin yansıyor. Martin Fischer’in imzasını taşıyan sahne monologlarından oluşan oyuna canlı bir çerçeve kazandırıyor.
Lene Görsch’ün işlediği metinleri ile Heidelberg Şehir Tiyatrosu Genel Müdürü, Yönetmen Holger Schultze’nin sahneye koyduğu “Halk Benim” (ich bin das Volk) oyununu izlemeye davet ediyorum.

İlk sahne bende Mölln olaylarını çağrıştırdı. Bir sonraki sahnede Hans Fleischmann’ın Türklere övgüsü ise şaşırttı. Türklerin yaşam tarzını anlatan detaylar Franz Xaver Kroetz’ün iyi bir gözlemci olduğunu yansıtıyor.
Marie – Therese Futterknecht’ in Marco Albrecht ile paylaştığı sahnede ise oyunculuk sanatı dorukta. Marie – Therese Futterknecht’ in bir siyasetçinin sekreteri rolünde tek kelime konuşmadan duruş ve mimikler ile yansıttığı karakter beni büyüledi.
Suya sabuna dokunmadan halka hitap etmek üzere konuşmasını hazırlamaya çalışan siyasetçiyi ise Marco Albrecht canlandırıyor. Kelime oyunlarına eksiksiz ve anlaşılır bir telafuz ile hakim olan oyuncu monoloğu bir diyaloğun canlılığı ile sunuyor.
Andreas Uhse ve Steffen Gangloff içinde aynı boyuttaki performansı gösterdikleri oyun insanların içinde yaşadıkları çelişkileri de dile getiriyor.
Benedikt Fellmer ve Sophie Melbinger bir daire içerisinde yabancı düşmanlığını tartışıyorlar. Her biri diğerini ikna etmeye çalışsa da bir adım ilerleyemiyorlar.
Bu sahne kendini aciz hisseden kişilerin başkalarını kabul edememesi tezini ortaya koyuyor.
Holger Schultze çok ciddi bir konuya, kendi tarzı olan espiri anlayışını katarak, izleyicinin takip edebilmesini kolaylaştırıyor.
Monolog olarak yazılmış bir metnin sunumunu izleyiciye bir diyaloğun hareketi ve canlılığı içinde sahneleme ustalığı Holger Schultze’nin yönetmen. Olarak başarısının simgesi.
Farklı olana, bilinmeyene duyulan endişe ve korkuların artık yabancı düşmanlığı olarak açıkça dile getirildiği, Afd gibi bir partinin yoğun oy topladığı günlerde sahnenin tercüman olması tiyatronun toplumsal görevinin öneminin belgesidir.
Alman sağ popülist parti Afd ‘nin ilk harfi olan “A” nın Angst – korku anlamına geldiği, insanları korkulu senaryolar ile kendi taraflarına çekmeğe çalıştıkları tezini de ortaya atan bu oyun düşündüren bir sanat gecesi yaşatıyor.
Hepimizi yakından ilgilendiren bu konuların sahnede yer aldığı tiyatroya gidilmeli diyorum.

Heidelberg – Ruhsar Gümüşdal

FACEBOOK YORUMLARI

YORUMLAR






    0 YORUM