$USD
EURO
ALTIN

Hıncal Uluç ve Orhan Ertuğruloğlu, düğüne değişik açılardan baktılar

3 Haziran 2018 - 00:03

İngiltere’deki düğün hikayesini tiyatroseverler için harmanladık İlhan KARAÇAY’IN haberi Geçen hafta İngiltere’de, tüm dünyada ilgi gören bir düğün yapıldı. Bu düğün hikayesini çeşitli kalemlerden okumuşsunuzdur. Eski Başkonsoloslarımızdan Orhan Ertuğruloğlu, aynı düğün hikayesini bir tiyatro oyunu ile harmanlamış.Ünlü yazar Hıncal Uluç da düğüne bir başka açıdan bakmış. İsterseniz, önce düğünün genelde nasıl kaleme alındığına kısaca değinelim, […]

Hıncal Uluç ve Orhan Ertuğruloğlu, düğüne değişik açılardan baktılar

İngiltere’deki düğün hikayesini tiyatroseverler için harmanladık

İlhan KARAÇAY’IN haberi

Geçen hafta İngiltere’de, tüm dünyada ilgi gören bir düğün yapıldı.
Bu düğün hikayesini çeşitli kalemlerden okumuşsunuzdur.
Eski Başkonsoloslarımızdan Orhan Ertuğruloğlu, aynı düğün hikayesini bir tiyatro oyunu ile harmanlamış.Ünlü yazar Hıncal Uluç da düğüne bir başka açıdan bakmış.

İsterseniz, önce düğünün genelde nasıl kaleme alındığına kısaca değinelim, daha sonra da Ertuğruloğlu’nun tiyatroseverler için kaleme aldığı bölümü ve Hıncal Uluç’un bakış açısını inceleyelim.
 Önce düğün haberi

Prens Harry, Amerikalı oyuncu Meghan Markle ile, Windsor Şatosu’ndaki
St. George Şapeli’nde evlendi. Canlı yayınlanan töreni milyonlarca kişi ekran başında izledi. Düğünün yapıldığı şatonun çevresinde de 100 bini aşkın kişi vardı.

Tahtın varislerinden Prens Harry, Amerikalı oyuncu Meghan Markle ile evlendi.
Yılın düğününü televizyonları yerine, yerinde izlemek isteyenler Windsor kasabasına akın etti. Günün ilk ışıklarından itibaren yeni evli çiftin geçiş yapacağı güzergah dolmaya başladı.

Konukların ardından Prens Harry ise düğünün yapıldığı Windsor Şatosu’ndaki
St. George Şapeli’ne ağabeyi Prens William’la birlikte halkı selamlayarak geldi. Harry heyecan içinde gelinin kiliseye gelişini bekledi. Gelin Meghan Markle, düğün yerine annesi Doria Ragland ile birlikte geldi. Markle babası rahatsızlığından dolayı törene gelemediği için şapele tek başına girdi. Bu kraliyet ailesinde bir ilkti.

İçeride Markle’a damadın babası Prens Charles eşlik etti. Yeşil bir takım giyen Kraliçe Elizabeth ile Prens Philip, şapeldeki yerlerini alırken davetliler ayağa kalktı. Prens Harry baştaki heyecanını sonradan üzerinden attı. En heyecanlı isimlerden biri gelinin annesiydi. Sık sık gözleri doldu. 

Sonunda beklenen an geldi. Meghan Markle ve Prens Harry 600 konuğun önünde karşılıklı olarak evlilik yeminlerini etti. Böylelikle Prens Harry Sussex dükü, Müstakbel eşi Meghan Markle da Sussex Düşesi oldu.
 

Karen Hibson ve Kraliyet Korosu Ben E. King’in Stand By Me şarkısını seslendirdi. Nikahın ardından kilisenin kapısından çıkan Prens Harry ve Markle, birbirlerini öptü. Dük ve Düşes daha sonra Windsor çevresinde at arabasıyla tur attı. Bölgede toplanan 100 bini aşkın kişiyi selamladı.

Ertuğruloğlu’nun düğün-tiyatro harmanlaması

Düğün davetlilerinden Oprah Winfrey , nikahın kıyılacağı Windsor Kalesindeki küçük ve tarihi kiliseye kadem koyduğu an bir TV takdimcisi, “Bazılarının gerçek kraliçesi asıl şimdi geldi” (for some people , it was the moment the real queen arrived) diye espri yaptı.
Winfrey’in, Meghan’ın düğününe katılımıyla, Afrika Mirasının günümüze bıraktığı iki farklı kuşağın en ünlü iki kadını öne çıkmış oluyordu..

Düğünde Serena Williams, İdris Elba, Gina Torres gibi siyahi “royalty”leri de gördük. Tabii bu “Royal wedding” denilen törene, siyah derililer süs olsun diye davet edilmemişti. Dini nikahtan önce  Papaz (Prediker) Peder Michael Curry ilginç bir vaaz verdi.  Papaz sözlerine Marin Luther King Junior’un bir sözüyle başladı.
Dini nikahı Canterborry Başpiskoposu kıydı. Kısacası nikah, sarayın parlak geleneklerinin basmakalıp tekrarı olmayıp, aynı zamanda siyahların kutlamasına da dönüşmüştü. 

Bugün sizlere, günün havasına uyarak sunmak istediğim tiyatro oyununun adı :
“BENEATHA’NIN YERİ”

  Oyun, ırkçılığın dünü ve bugünü üzerine bir Siyah Tiyatrosu.
Beneatha’nın yeri (Beneatha’s Place) çelişkiler yumağına ve konunun hassasiyetine karşın, ırkçılık ve ırk ayrımı konusunda, tıpkı İngiltere’deki düğün gibi umut veren bir tiyatro oyunu. Siyahların yaptığı ve sahneye koyduğu bir oyun. Ne kadar ağır ilerlerse ve ufak olursa olsun, değişim mümkün. Sadece oyunun hikayesi değil,
“Well Made Productions” un geçen hafta Amsterdam’da, bu siyah tiyatrosunu sahneye koyarak Avrupa prömiyerini yapması da bu gerçeği kanıtlıyor.


Karaibli İngiliz Kwame-Kwei-Armah’ın 2013’de yazdığı oyun, Lorraine Hansberry’nin 1959’da yazdığı “A Raisin in the Sun” isimli oyunun devamı niteliğinde. “A Raisin in the Sun” da 2015’te Well Made Productions tarafından Hollanda’da sahnelemiş ve 2017’de Amsterdam Kültür Ödülü almıştı..
Kwei-Armah, “A Raisin in the Sun” daki kız çocuğu Beneatha Younger’ı çıkarmış, Beneatha’nın Yeri isimli oyununun kahramanı yapmış. Kızın hikayesi, beyazların dünyasında siyah kimliğinin önemi ve yaşamının gidişatını derisinin renginin belirlediği bir kadının kişisel mücadelesini irdeliyor.
“Beneathea’s Place” evvelemirde ustaca yapılmış bir oyun. Güzel bir oyun. Başı belli, sonu belli.”Linear” bir oyun. Karakterleri oturmuş. Beklenmedik olayların zamanlaması harika. Bazen biraz hissi ve ne olabileceğini önceden kestirmek mümkünse de Beneatha’yı oynayan Joy Wilkens ve kocası Joseph’i canlandıran Mandela Wee Wee rollerini gereken dozda ve yoğunlukta, nükteli bir şekilde boyamayı başarmışlar.
Kwei-Arnah, oyunda verilen aradan yararlanarak elli yıl arayla Beneathea’nın hayatındaki iki can alıcı anı vurgulamış. Oyunu, ellilerdeki ırkçılık ile, çağımızdaki ırkçılık arasındaki farkı göstermek amacıyla kurgulamış. İlki, aleni, utanmaz bir ırkçılık. İkincisi, gizli, sinsi, beyazların ellilere kadarki kazanımlarını,
hakkımükteseplerini koruyan; siyahlara haklarını arada sırada lütfen bahşeden bir ırkçılık. 
Oyunun birinci bölümümde genç Beneatha ve Joseph, Amerika’yı terk edip, Nijerya’ya yerleşirler. Joseph’i ünlü bir muhalefet lideri olarak görüyoruz. Karısı ise tıp tahsil etmektedir. Karı-koca, kendilerini üstün gören, bunu da saklamaktan utanmayan iki beyaz misyonere karşı haysiyetlerini korumaya çalışırlar. Oyunda küçük bir rol var. Yaşlı teyze Jetty Matharin, yeğeni Beneatha’yı “ Beyaz bir adam, durup durduğu yerde elinde bir hediye ile çıkagelirse aman dikkatli ol!” diye uyarır. Bu uyarının hemen üstüne, beyaz komşuları, elinde pastayla, genç çifte “hoş geldin” ziyareti yapar. Bir süre sonra aynı komşu, Joseph’e rüşvet teklif edecektir. Fakeline Ouwekerk, Boris van der Ham ve Yorick Zwart gibi karikatürize edilmiş beyaz tiplere direnmeye çalışan ikircikli ve kararsız karı-koca, bağımsızlık savaşının patlamasıyla ayaklarının altındaki zeminin de kaymaya başladığını fark ederler.
İkinci bölümde, 21’nci yüzyıldayız. Beneatha, ince uzun saç örgüleri, giyimi-kuşamıyla Hollandalı Antropoloji profesörü Gloria Wekker’e (*) benziyor. Fakültedeki “Afro-Westers Wetensachap” (Batılı Afrika İncelemeleri) isimli bölümün adının, “Kritische Witheidesstudies” (Eleştirisel Beyaz İncelemeleri) olarak değiştirilmesi tartışılıyor. Afrikalı gömleği giymiş kimi sözüm ona ilerici beyaz öğretim üyelerinin, kota, beyazların müktesep haklarının korunması gibi konuların tartışılması başlayınca maskeleri çabucak düşüyor ve bunların haksızlıkla elde ettikleri imtiyazlarını kaybetmekten korkan zavallılar oldukları gözler önüne seriliyor.
Oyunun bu kısmında teatral açıdan bir düşme var. Birinci kısım kadar sıcak değil. Seyirciye sanki biraz mesafeli gibi.


Oyuncuların güçlü oyununa ve rejisör Teunkie van de Sluijs’un rejisine hatır 2.5 saatlik oyun çekilir hale geliyor. Sahneler hızlı geçiyor. Konu bunu kaldırıyor. Hatta zaman zaman güldürücü. Rejisör, sahnelerin altında “sound track” kullanarak biraz filim havası da vermiş. Esther Duyker’in çevirisine nükteli bir ton hakim. Dekor, eski reklam resimleri taşıyan ambalaj kutularından, Kara Surat, kalın dudak, Üç Zenciler çocuk kitabı kabı gibi basmakalıp ırkçı görsel malzemeden oluşuyor. Siyah – Beyaz çatışmasının tiyatroya yansıtılmasını güçlendiren resimler, birçok yaşamı olumsuz etkileyen geçmişin yankısı gibi.
Oyun 3 Haziran’a kadar Amsterdam Kültür Evi’nde  sahnelenecek. (Amsterdam Schouwburg) . Sonra da  turneye çıkılacak.
Eleştirmenler oyuna beş üzerinden dört vermiş
Emekliliğime dört beş yıl vardı. Personel Dairesi’nde çalışıyordum. Son çıkışımı yapacaktım. Obama Amerika’da Cumhurbaşkanı adayı olmuştu. Kazanır mı? Kazanamaz mı? Tartışıyorduk. Bizden önce erken emekli olmuş Betin Yiğit isimli bir meslekdaşımız vardı. Nato Dairesi’nde çalışmıştı. Amerikalılar’ı iyi tanıyordu. Bir gün Personel’de bir işi varmış. Bana da uğradı. “Amerikalılar, ırk ayrımı yapmadıklarını ispatlamak için ‘siyah kotasından’ birisini arada bir önemli bir göreve getirirler.Merak etme. Bunu seçtirirler” demişti.
Acaba Oprah ile Meghan arasındaki köprünün altından, gerçekten çok sular mı geçti?
Yoksa siyah derililere hala dekoratif roller mi biçiliyor?? 
(*)Gloria Wekker: Gloria Daisy Wekker: 1950 Paramaribo doğumlu Surinam asıllı Hollandalı Antropoloji Profesörü. Genderstudies, Caribish Studies, etnicite, ve postkolonialism üzerine ihtisaslaşmış Wekker, Hollanda’da ırkçılık ve feminizmde kesişen (intersectioneel) düşünce üzerine çalışmalarıyla tanınıyor.

Hıncal Uluç’un yazısı:

İngiltere’deki düğünü, değerli dostum Hıncal Uluç da bir başka şekilde değerlendirdi.
İşte Uluç’un değerlendirmesi.
Dünyada milyonlar, Türkiye’de de herhalde yüz binler izledi.. Royal Wedding/ Kraliyet Düğününden söz ediyorum.
Düğünün parolası “Sevginin Gücü” idi.. Power of Love!..
Önce damat Prens Harry’nin teyzesi, yani, Prenses Diana’nın kız kardeşi Lady Jane Fellowes, İncil’den “Süleyman’ın Şarkısı”nı okudu. Dizeler, baştan sona Sevginin Gücü’nü anlatır.
Ardından Amerikan Episkopal Kilisesi Baş Piskoposu Michael Curry, bir yandan Hazreti Süleyman’a, öte yandan, zenci hakları lideri Martin Luther King’e atıf yaparak gene “Sevginin Gücü” üzerine konuştu. “Sevginin gücü sadece karşılıklı bireyleri değil, ülkeyi, sadece ülkeyi de değil, dünyayı değiştirecektir” dedi.
Düğünde “Feminizm” de vardı.
Kraliyet mensubu erkekler, evlendiklerinde genelde yüzük takmazlar. Yüzüğü sadece gelin takar. Prensin ağabeyi William yüzük takmamıştı mesela..
Ama Harry taktı. Gelin Meghan, prensin uzattığı parmağa taktı yüzüğü..
Nikahı kıyan Canterbury (İngiliz Anglikan Kilisesi) Baş Piskoposu, Meghan Markle’ın
“Kabul ediyorum” diye cevaplayacağı geleneksel soruda, gelinin isteği üzerine değişiklik yaptı ve “Ömür boyu itaat etmeyi” bölümünü okumadı.
Kraliyet düğünlerinde asla rastlanmayan bir şey de, gene Megan’ın isteği ile kilise korosunun 1960’ların popüler müzik hit şarkısı “Stand by Me/ Yanımda dur”u okumasıydı.
Çok değil, 10 yıl öncesine kadar İngiliz Kraliyet ailesinde düşünülmesi bile mümkün olmayan şeyleri gerçekleştirdiler, Megan ve Harry..
Kraliyet Düğünü olduğu için, törene, iktidarda, muhalefette hiçbir siyasi çağrılmadı.
Dünyadan davet edilen siyasetçiler vardı. Michelle/Barack Obama çifti çağrıldılar ama gelmediler.
Trump ve Melenia çiftinin davetiyelerinin ise postada kaybolduğu söylendi.

 

FACEBOOK YORUMLARI

YORUMLAR






    0 YORUM