$USD
EURO
ALTIN

Mehmet Söyleyici Avrupa’ya türkü yaktı

9 Ocak 2018 - 17:07

Almanya türküleri, yerini Avrupa türkülerine mi bırakıyor?  MEHMET SÖYLEYİCİ AVRUPA’YA TÜRKÜ YAKTI Almanya’da 70’li yılların başından itibaren göç, gurbet, uyum konularının işlendiği 1980’li yılardan sonra iki kültür arasında sıkışıp kalışı, 90’lardan sonra ise  ağırlıklı olarak Türk tarafına eleştiriyi, yabancı düşmanlığını ve ırkçılığı da konu alan türküler evrilerek yerini Avrupa türkülerine bırakmaya başladı. Bunun son örneği […]

Mehmet Söyleyici Avrupa’ya türkü yaktı

Almanya türküleri, yerini Avrupa türkülerine mi bırakıyor? 
MEHMET SÖYLEYİCİ AVRUPA’YA TÜRKÜ YAKTI

Almanya’da 70’li yılların başından itibaren göç, gurbet, uyum konularının işlendiği 1980’li yılardan sonra iki kültür arasında sıkışıp kalışı, 90’lardan sonra ise  ağırlıklı olarak Türk tarafına eleştiriyi, yabancı düşmanlığını ve ırkçılığı da konu alan türküler evrilerek yerini Avrupa türkülerine bırakmaya başladı.
Bunun son örneği ise ozan ve bağlama ustası Mehmet Söyleyici’nin geçtiğimiz şubat ayında  müzikseverlerle buluşturduğu “Avrupa Dedikleri” ismini taşıyan maxi single’ı.
İstanbul ST  Yapım tarafından piyasaya sürülen ve 4 eserden oluşan maxi single, online müzik satış siteleri ve seçkin müzik marketlerde yerini alalı neredeyse bir yıl olmak üzere. Dünyanın her yerinden dijital platformlardan dinlemenin ve satın almanın mümkün olduğu bu çok farklı single ve türküler üzerine Denizli  Acıpayam-Akalanlı türkücü ile söyleştik.
Türkülerin Avrupa’da yaşayan Türklerin anadilini ve kültürünü öğrenip, yaşatmasında kutsal bir işlevi olduğuna işaret eden ve yaşamını Almanya’nın Karlsruhe kentinde sürdüren Mehmet Söyleyici tam bir Özay Gönlüm ve Neşet Ertaş tutkunu. Özay Gönlüm’ün “Ninenin Mektupları” ekolünü Avrupa’da devam ettiren tek isim olan Mehmet Söyleyici’nin iki de “Avrupa Mektubu” var. 
Karlsruhe Sanatçılar Platformu’nun başkanlığını yürüten, Mannheim Konservatuarı’nın kanun, saz, bağlama bölümlerine yetenekli öğrencilerin kazandırılması için çalışan Mehmet Söyleyici sizlerle:

“TÜRKÜ ÜNLÜ OLMAK İÇİN SÖYLENMEZ“

– Neden Avrupa türküsü yaktınız?

MEHMET SÖYLEYİCİ – Almanlarla dostuz, Fransızlarla dostuz, Hollandalılarla dostuz. Ama dostlukların ötesinde başka sorunlar da var. Annemi babamı getireyim diyorsunuz, hop vize engeli çıkıyor karşınıza. Dostluklar Avrupa Birliği kapılarında takılıp kalıyor. Avrupalıları seviyoruz, onlar da bizi seviyor. Doğru. Peki bu kadar seviliyoruz da bu vize neyin nesi?
İşte maxi single’a da adını veren “Avrupa Dedikleri” adlı türkümde sitem de var. Avrupa Dedikleri, Türkiye’de çıkan ilk albümüm.  Geçmişte Türkiye’de albüm çıkarmak için çok niyetlendim. Ama Türkiye’deki müzik piyasasına girmeye bir türlü cesaret edemedim. 
Bugün hem Mesam ve Almanya’da Gema’da kayıtlı 12 bestem var. Elbette kayıtlı olmayan bestelerim de var.  Türkiye’de müzik piyasası bitmiş durumda. Eskiden gel kaset yapalım diyorlardı. Şimdi hepsi endüstri ayağı olmuş. CD’leri basan, dağıtımını yapan , spotfy, amazon ayağı ayrı. Türkü mesaj vermek için söylenir, ünlü olmak için değil.

– Avrupa’daki Türk gençleri son dönemde ırkçılık, yabancı düşmanlığı gibi mesajları türkülerden çok rap ya da hiphop tarzı müziklerle aktarmayı tercih etseler de türkülere, Türk Halk Müziği’ne gönül veren gençlerimizin sayısı hiç de az değil. Siz, son kuşak Avrupalı Türk’e hangi tür müziği öneriyorsunuz?

 
MEHMET SÖYLEYİCİ – Gençlerden önce anne ve babalarımıza bir önerim var. Çocuklarımızı mutlaka Türk müziği ile yakınlaştırmalı. İlle de bağlama çalsınlar, demiyorum. Bir enstrüman öğrenirken Türkçe şarkıları da öğrensinler, diyorum. İnsanımızın ne yazık ki kitap okuma alışkanlığı yok. Ama müzikle uğraşanlar kitapla da ilgilenmek, okumak, araştırmak zorunda kalıyorlar. Örneğin “mehtaplı geceler” diye bir söz geçiyor şarkıda. Bu şarkının ne anlama geldiğini merak edip öğreniyorsunuz. Çorap söküğü gibi hem dili hem kültürün kaynağını araştırmaya yöneliyorsunuz.

“TÜRKÇE YASAKLANSA DAHİ ELDEN BIRAKMAYACAKSIN“

Bakın son dönemde “Ben Yoruldum Hayat” diye bir türkü çıktı. Herkesin ağzında. Mutfakta yemek yapan hanımların çoğu bu türküyü ezbere biliyor artık. Yani türkü ezberlemeyi kastediyorum. İkincisi de çocuklarla evde mutlaka Türkçe konuşulması lazım. Anne-babalar evlerinde Almanca konuşurlarsa çocuklarının okulda başarılı olacağını sanıyorlar, ama yanılıyorlar.  Bakın, benim kızım hiç Türk okuluna gitmedi. Ama muhasebe büromuzda Türkçe çeviriler de yapıyor. Biz ona zamanında Türkçe aşılamasaydık, Türkçe konuşamazdı. Şimdi Türkçesi çok düzgün. Kızımıza Türkçe okuma alışkanlığı aşıladık. Bunu yapmazsak, kaybetmeye mahkûmuz. Bütün mesele bizde bitiyor. Almanlar bize engel olamaz. Türkçe derslerini yasaklasalar bile, önce evde kültürüne, diline sahip çıkacaksın. Peki bizimkilerin kaçı  veli toplantılarına gidiyor? Suçu kendimizde arayalım. Hatayı kendimizde aramamız gerekir. Yaşgünlerinde çocuklara iPhone alacağımıza kitap alalım, okumayı sevdirelim.  Biz kızımıza böyle yaptık. Şimdi mükâfatını görüyoruz. 

– Sizin, tıpkı babası gibi müzisyen bir oğlunuz var. Alman ve Amerikalı müzisyenlerle birlikte çalışıyor Yunus Emre. Nedense bu konuda ondan hiç örnek vermediniz. 
MEHMET SÖYLEYİCİ – Oğlumda aynı sistem sökmedi. Ne yaptım biliyor musunuz? Hanıma dedim ki, “Biz bunu Türkiye’ye götürelim, bırakalım” dedim. Türkiye’de dayıma bıraktık. Dayım, yengem ve çocukları kendi çocukları gibi ilgilendiler. O zaman 9 yaşındaydı. Orada bir yıl okula gitti, hem de müzik derslerini sürdürdü. Sonra Almanya’ya döndü. Yıllar sonra yani 18 yaşında kendiliğinden Türkiye’ye gitti, orada özel bağlama dersi aldı. Geri geldiğinde gitarla İspanyolca şarkılar da söylüyordu. Aşıyı yapmazsanız, tutturamazsınız. Bu iş böyle!

– Almanya’da Yunus Emre gibi şanslı olmayan, Türkçeye hakim olamayan ama türkülere gönül vermiş gençlerimize bir tüyo verebilir misiniz? Var mıdır bunun kısa yolu?
MEHMET SÖYLEYİCİ – Bir kere Avrupa’da da Türk aileleri sabahtan akşama kadar Türk dizilerini izliyorlar.  Hafta sonları da Türkiye’den gelen Recep İvedik gibi Türk filmlerini izleyip iyice uyuşup kalıyorlar. Türkiye’nin gerçeği olmayan lüks hayatlar, mafya hesaplaşmaları ile zehirleniyorlar. Şiddet ve adam öldürmek normalleştiriliyor. Yani Almanyalı Türk’e seviyeli film gelmiyor. Zaten geleni de, gidip izlemiyorlar. On tane de bir tane kaliteli bir yapım geliyor. Yani Türkçeyi böyle öğreniyorlar. Çok üzücü. Ama bu tuzaktan çıkmanın bir yolu var. 
Türküye gönül veren ama diline hâkim olmayan gençler başarılı olmak istiyorlar ise önce bol bol türkü ezberleyecekler. Ezberlerinde çok türkü olması gerekir. Ne kadar türkü ezberlerlerse Türkçenin de kapıları onlara  o kadar açılır. Müziğin can damarı orada çünkü. Gençler türküleri ezberleyip, kendi kendilerine söylese bile yeter. Ondan sonra da piyano da, saz da, kanun da öğrenir. Aileler bu nedenle çocuklarına müzikle ilgili imkânlar yaratsınlar. 
Babam 1966’da annem 1968’de Almanya’ya geliyor. Bir iki seneliğine gelip, sonra da temelli kalınca, arkadan çocukları da getirmişler. Ortaokul birinci sınıftaydım o zaman. 13 yaşındayken sadece Almanca öğreneyim, demedim. Elimde iki bavul vardı. Biri Türk, bir Alman bavuluydu.

ÖZAY GÖNLÜM’ÜN MEKTUPLARI

– Görünen o ki Almanya’da Türk bavulunuzla uzun bir türkü yolculuğuna çıkmışsınız. 1975 yılından bu yana elinizde bağlama ile usta türkücülerle, ozanlarla birlikte yürümüşsünüz…

MEHMET SÖYLEYİCİ – Rahmetli ozanlarımız Neşet Ertaş, Özay Gönlüm’le, çalıştım. Ümit Tokcan ve Bedia Akartürk gibi büyük sanatçılarla birlikte sahneyi paylaştım. Büyük şeref duydum. Bu yolda onlardan da çok şey öğrendim. Güzel dostluklarımız, unutulmaz anılarımız oldu. Karlsruhe’de Neşet Ertaş ve Özay Gönlüm’ü anma gecelerini hayata geçirdim. Düzenli olarak ustalarımız gençlerimizle birlikte anıyoruz.  Hem Avrupa’da hem de Türkiye’de Özay Gönlüm’ün mektuplarını okuyan yani Ninenin Mektubu’nu okuyan bir tek  ben varım. Neşet Ertaş’ın da türkülerini çalıp söylüyorum. 
Özay Gönlüm’ün hatıralarını yaşatmaya çalışıyorum. O mektuplar teatral bir anlatımla hem güldürüp hem de düşünmeye sevk ediyordu. Ben de biraz ondan feyiz aldım. Türkiye’nin AB üyeliği ile ilgili iki mektup yazdım. Televizyon kanallarının patlaması, popüler kültür her şeyi yozlaştırdı. Özay Gönlüm bugün çıksa Recep İvedik’e karşı şansı yok açıkçası. Çünkü insanımız artık düşünmek istemiyor. 60’lı yılların sonunda mizah dolu anlatımlarla mesaj verilir, gündem aktarılırdı ve çok yaygındı. Rıza Konyalı, Ali Ercan’ın o dönemde televizyon olmadığı için plakları milyonlar satıyordu. Adnan Varveren bugün çalınan elektrobağlamayı en iyi çalan isimdi. “Twist de Gel” şarkısı o zamanlar satış rekorları kırdı. Birçok sanatçımız gibi Özay Gönlüm de o dönemde  yaşananları halkına aktarıyordu. Okuma yazma bilmeyenler dahi o türküler sayesinde, dönemi anlatan eserler, şarkılar vesilesi ile aydınlanıyordu.
Evet benim de Özay Gönlüm ekolünden, Avrupa ile ilgili 2 mektubum var. Gelecek albümde her iki mektuba da yer vereceğim. Hayatımız Avrupa’da geçiyor. Yarım asırdan fazla buradayız. Avrupa’ya türkülerin yakılması, burasının artık gurbet değil memleket haline geldiğinin en önemli göstergesi. Bir yerin türküsü oldu mu, orası da artık bizimdir. 
Burada yaşanmışlıklar, acılar, sevinçler, umutlar var. İstesek de istemesek de burası artık bizim vatanımız.

 

“AVRUPA’DAKİ TÜRK SANATÇILAR BİR ARAYA GELEMİYOR“

– Avrupa’daki Türkler hemen her alanda örgütlendiler ama sanatçıların durumu biraz daha farklı. Çok az sayıda sanatçı ağı var. Bunlardan biri de Karlsruhe Sanatçılar Platformu.  Sizi bir araya getiren ne oldu?

MEHMET SÖYLEYİCİ – Evet aslında bu kanayan bir yaramız. Avrupa’da çok sayıda ama dağınık bir şekilde çalışmalarını sürdüren Türk kökenli sanatçı var. Bir türlü bir araya gelemiyorlar. 
Karlsruhe’de de sinemacı, türkücü, yazar, ressam olan çok değerli Türk sanatçılar var. Bu enerjiyi birleştirmek, potansiyeli güçlendirmek istedim. Böylece Sanatçılar Platformu’nu kurduk. Ancak  biz de halen dernekleşemedik. Hedef dernekleşmek.
Kentimizde Ayna ve Dialog gibi çok önemli, Türkçe ağırlıklı oyunlar sergileyen profesyonel topluluklar var örneğin. Türk halk müziği sanatçıları Şimşek Doğan, Hakan Çevik, Ümmiye Şahin Ünal, Mahmut Bilen, yazar Sabriye Cemboluk, tabii Orhan Yalçın, Muhammed Temel, Adil Ipek, Orhan Varlı, Nihat Yüksel, Ayşan Özgöz, Hatice Serbest, platformda yer alan isimlerden bazıları.  Alman sanatçılar da zaman zaman toplantılarımıza katılıyor. 

“DUVARA SARIMSAK SOĞAN ASTIKLARINI GÖRÜNCE ÇOK ÜZÜLDÜM“

2009 yılında Karlsruhe Belediyesi, Karlsruhe Üniversitesi ve SWR4 kanalı göçle ilgili bir sergi çalışması yürütüyordu. Göç sergisi kapsamında benim de hayatımı anlatan bir çalışma yer aldı. 
Türkiye bölümüne ayrılan köşede duvarda sarımsak soğan asılıydı. Gittim görevliye üzüntümü dile getirdim. “Bizim kültürü sembolize eden bir bağlamayı duvara assaydınız bari” dedim. Söz konusu göç sergisinin yer aldığı Prinz Max Palais Müzesi aradan yıllar geçti beni sazlı sözlü bir söyleşiye davet etti. Ben orada bu kez bağlamamı hediye ettim. Almanlarla dostluğumuz çok eskilere dayanıyor. 50 seneyi aşkın zamandan bu yana Almanya’da bulunan Türklerle ilgili, döner, çay ve rakımızı öğrenebildiler sadece. Oysa çok zengin ve güçlü bir kültürümüz var. Sanatçı dostlarımızla işte bu platformda bunu anlatıyoruz.Örneğin Karlsruhe’de  Türk Günleri düzenleniyor. Ancak bunun yerine Türk-Alman günleri düzenlenmesi gerektiğini düşünüyorum.  Biz buraya yeni gelmedik, buralıyız. Buranın sanatçılarını sahnede ağırlamak yerine Türkiye’den yıldız isimleri getirmeyi tercih ediyorlar. Buranın sanatçılarını Alman sanatçılarla harmanlayarak dostluk festivalleri düzenlemek gerekir.

– Avrupa Dedikleri single’ndan sonra sırada ne var?

MEHMET SÖYLEYİCİ – Kalıbına tüküreyim… Gelecek albümün adı “Kalıbına Tüküreyim“. Albüme adını veren bu türkü ile kadına şiddet uygulayan erkeklere serzenişte bulunuyorum. Sabahtan akşama kadar ekranlarda şiddet içeren filmleri, dizileri izleyip, kabaran, kadını ezen, onlara şiddet saçan erkeklerin topuna gelecek bu türkü.

 

MEHMET SÖYLEYİCİ VE SANATSAL ETKİNLİKLER
www.schlaile.de, İstanbul ST Yapım, Amazon, I-Tunes gibi internet sayfalarından, D&R Müzik ve Kitap evlerinden, Karlsruhe, Mannheim ve Stuttgart kentlerinde şubesi bulunan Harmony Müzik Okulundan da temin edilebilen maxi single’daki “Avrupa Dedikleri” ve “Pekmez” eserlerinin söz ve müziği Mehmet Söyleyici’ye ait.
Albümde yer alan‚ “Uçun Martılar Uçun’’ ve “Kül Etti Beni” eserlerinin sözü Mehmet Söyleyici’ye müziği ise sanatçı Erdinç Yüncü’ye ait.
Mehmet Söyleyici’nin, 1988 yılında Alman müzisyenlerle yaptığı bir çalışma, CD olarak müzik dünyasında yer aldı. “Hani Gülmek Nerede?” adlı eseri Alman radyo kanallarında çok sık çalındı. Avrupa’da ve Türk medyasında da sık sık yer alan Mehmet Söyleyici Karlsruhe kentinde 2014 yılından bu yana Karlsruhe Sanatçılar Platformu ile sanatsal etkinliklere destek veriyor.

 

AVRUPA DEDİKLERİ
Almanya dedikleri büyüktür şehirleri
Almanya dedikleri büyüktür şehirleri
Çok hoşuma gidiyor “bitte schön” dedikleri
Çok hoşuma gidiyor “buyrun” dedikleri

Fransa dedikleri Paris’te Eyfelleri
Fransa dedikleri Paris’te Eyfelleri
Çok hoşuma gidiyor “merci” dedikleri
Çok hoşuma gidiyor “sağol” dedikleri

Belçika dedikleri meşhurdur madenleri
Belçika dedikleri meşhurdur madenleri
Çok hoşuma gidiyor “men hard” dedikleri
Çok hoşuma gidiyor “canım” dedikleri

Hollanda dedikleri güzeldir çiçekleri
Hollanda dedikleri güzeldir çiçekleri
Çok hoşuma gidiyor “huden dag” dedikleri
Çok hoşuma gidiyor “merhaba” dedikleri

Avrupa dedikleri yıkıyor hayalleri
Avrupa dedikleri yıkıyor hayalleri
Hiç hoşuma gitmiyor “viza” dedikleri
Hiç hoşuma gitmmiyor “vize” dedikleri

Türkiye’dir ülkemiz büyüktür tarihimiz
Avrupalıya bakma yine biz efendiyiz
Avrupalıyı boş ver yine biz efendiyiz
NENENİN AB KONULU MEKTUBU
Ey  benim umudumung  gandili,  gözyaşımıng mendili
bidenem yavrım gocuman mendizim,
şanım, şerefim… nasısıng baken ?

Biliyon, memniketimiz AB’ye girsin deye
gece gündüz goşturuyorsung emme…
Almecegle ay oğlum, almecegle.

Dedeng ırağmetling bi lafı varıdı
“Eğri ağeçten kemanening  yayı,
cavırdan bize dayı olmeyo gariii” O hesap!

Taa evvelden beri  alcez alcez deyola,
iş  ciddi binince aneng Evde mi, bubeng köyde mi
deye sora sora insana  bıkkınnık  veriyola, gahpanalıla.

Emme yavrım… Nasıl hayırlı olcese ölee olsun,
Bu bizim gocu Türk milleti herşeying  eng  alasına layıkdır,
Bilmeyen vasa bilsing, duymeyeng vasa duyuvesing  gariii.

Hem sen yenğiden başken seçilmişing,
Hayırlı uğurlu oosun benim gocuolum.

Meddubumung covabını geç goma haa !

Stuttgart – Söyleşi: Işın Toymaz

FACEBOOK YORUMLARI

YORUMLAR






    0 YORUM