$USD
EURO
ALTIN

7 Kasım 2017 - 23:11

MELEKLERİN CİNSİYETİ… Tabii ki meleklerin cinsiyetini tartışacak değilim. Bu tabir, kaos içindeki toplumların gerçek sorunlar yerine saçma sapan konularla ilgilendikleri dönemler için kullanılır. Bizans’ın çöküş döneminden kalma bir tabirdir, Meleklerin cinsyetiyle uğraşmak! Günümüz dünyasında birçok toplum gibi biz de “Meleklerin cinsiyetiyle uğraşıyoruz.” Almanya’daki Türk sivil toplum kuruluşları olarak adlandırdığımız;  adı, konumu, ilgi alanları farklı dernekler; […]

MELEKLERİN CİNSİYETİ…

Tabii ki meleklerin cinsiyetini tartışacak değilim. Bu tabir, kaos içindeki toplumların gerçek sorunlar yerine saçma sapan konularla ilgilendikleri dönemler için kullanılır.

Bizans’ın çöküş döneminden kalma bir tabirdir, Meleklerin cinsyetiyle uğraşmak!

Günümüz dünyasında birçok toplum gibi biz de “Meleklerin cinsiyetiyle uğraşıyoruz.”

Almanya’daki Türk sivil toplum kuruluşları olarak adlandırdığımız;  adı, konumu, ilgi alanları farklı dernekler; ne yazık ki, günümüzde Meleklerin cinsiyetiyle uğraşıyor.

Toplum yorgun, bezgin ve umutsuz.

Arada sırada sevineceği küçücük güzel bir haberin özlemi içinde.

Türk toplumunun Almanya’da, Avrupa’da var olma biçimi baştan aşağı yanlıştır. Avrupa’nın yüzyıl önce terkettiği yapılanmasıyla yaşadığımız dünyada bizim yol almamız mümkün değildir. Bugünün ve geçmişin Türkiye ve Almanya iktidarları günahkardır. Bu günahı sürekli birlikte işliyorlar.

Bizler maalesef, hep aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar bekliyoruz…

NSU CİNAYETLERİ

NSU marifetiyle işlenen menfur cinayetlerin aydınlanacağı konusunda baştan beri kuşkuluydum.

Sebebi ise cinayetlerin birkaç tane caninin işleyeceği türden cinayetler gibi görünmemesi.

Merkel’in, 10 yıl sonra canilerin ortaya çıkmasıyla ezoterik bir havada “bu cinayetleri aydınlatacağız” günah çıkarması, öfkenin gazını almak için olduğu da besbelliydi. 10 yılda işlenen “tuhaf” cinayetlerden “bihaber” olanın bu işi çözmesi de mümkün değildir. Memnuniyetle mahçup olmak isterim.

Şimdi de cinayetlerden birinin derin bağlatılarına 120 yıl “bilgilendirme yasağı” geldi. Gerekçe “Derin irtibatları ve ailelerini korumak”.

ALMAN ADALETİ YARA ALDI MI?

Peki bu yasaktan sonra canı yananlar ve aileleri ne olacak? Onların yok yere heba olan “canlarının” hiç olmazsa öldürenleri ve arkasındaki sebebi öğrenmek hakları yok mu? Gerçekleri öğrenmek için 120 yıl bekleyecekler mi?

Alman adaletine güvenmek genel bir kanıdır. Acaba, bu kanı her olay için doğru mudur? Bende de güçlü olan bu kanı “derin bir çizik” yemiştir. Vicdanım kanıyor. Elden birşey gelmemesi herkes gibi beni de üzüyor. Fakat, toplumda oluşan bu gaz sıkışması, birikimler bir gün düdüklü tencerenin kapağını patlatır. Biline…

NEDEN? NEDEN? NEDEN?

Bu cinayetleri işleyenlerin kimler olduğu bu kararla bence kesinleşmiştir. Gerisi hikaye. Ancak burada cinayetlerin dışında aydınlanması gereken en önemli konu, cinayetlerin neden işlendiğinin cevabı olsa gerek!

Bu sorunun cevabı Türklerin Avrupa’daki geleceğini çok yakından ilgilendiriyor.

EY MELEKLERİN CİNSİYETİYLE UĞRAŞAN TÜRKİYE SİYASETÇİLERİ

Türkiye’de 1950’li, 60’lı, 70’li yıllarda yaşamış siyasetçi tipi vardı. Bu tip siyasetçiler vatandaşın dertlerini sigara paketinin arkasına not alırdı. Şimdinin siyasetçisi ise akıllı cep telefonuna not alır oldu. Günümüz siyasetçisi ise Twitter’den 140 harflik palavra sıkarak dertlerle uğraşır görünüyor. Yani, sadece sigara paketiyle akıllı telefon yer değiştirdi. Kalıp aynı kalıp, kafa aynı kafa.

Türkiye’den Almanya yada, Avrupa ülkelerine siyasetçiler gelir. Harcırahlarıyla iş yapar görünüp ortalıkta dolanırlar. Garibim dernek yönetici ve taraftarları da onların etrafında küçücük gelirleriyle pervane olurlar.

Gelenlerin çoğu; dil bilmez, yol yordam bilmez, Avrupa’yı bilmez, dertleri bilmez, sıkıntılı olan konuları bilmez. Bu adamlar dertlerimize nasıl çare olur? Hele bir düşünelim.

Sıkıştığınızda Merkel’e sallamakla peynir gemisi yürümüyor.

EY MELEKLERİN CİNSİYETİYLE UĞRAŞAN TÜRKİYE KÖKENLİ ALMANYA SİYASETÇİLERİ

Enteresan bir durum, Alman partilerindeki Türk kökenli milletvekilleri sıkıştıklarında şunu söylerler, “Ben Alman siyasetçisiyim” Benim Türk kökenli olduğuma bakmayın. Yani, Türk kökenli olduğum için bana yüklenmeyin, sallamayın demek isterler. Adama sorarlar “Senin Türk kökenli olmaktan öte hangi marifetin var? Hangi marifetlerle orada bulunuyorsun. Hangi kitleyi peşinden sürüklüyorsun da seni oraya uygun görüyorlar? Siyaseti neden Rusların, Yunanların, İranlıların arasında yapamıyorsun? Oy zamanı neden Türklerin içine, arasına dalıyorsun? Hadi ordan, kendine başka palavra ara!

Alman siyasi partilerindeki milletvekilleri, bu partilerin etkin kişileri hiç mi vicdanınız sızlamıyor? Siz neden oralarda varsınız? Parti disiplini adı altında “dümenden” ses çıkarmayanlar, Türk toplumunun sıkıntaları sizi hiç mi ilgilendirmiyor? Yazıklar olsun…

Her sıkıştığınızda kurnazlık yapıp Tayyip’e yüklenerek günah keçisi olmaktan kurtulacağınızı mı zannediyorsunuz! Türk toplumu içinde beş kuruşluk değeriniz yok. Bunu bilin…

EY TÜRK DERNEKLERİNDE MELEKLERİN CİNSİYETİYLE UĞRAŞANLAR

Size sadece bir çift sözüm var: Bakın şair Nazım Hikmet ne demiş. Merak edenler internete girer şiirin tamamını okur.

…Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf…

Bu yaştan sonra kimseye yağ çekecek halim yok… Lütfen kaldır kafanı biraz!…

FACEBOOK YORUMLARI

YORUMLAR






    0 YORUM