$USD
EURO
ALTIN

Mesele Türkçe ise gerisi teferruattır 19 Ekim 2019

MESELE TÜRKÇE İSE GERİSİ TEFERRUATTIR!

Dünyada 5. sırada yer alan değişik lehçeleriyle Türkçe 220 milyon insan tarafından konuşuluyor. Avrupa’da yaşayan 6 milyon civarındaki Türk’ün Türkçe dili sorunu “göçün” başladığı yıllardan bu yana konuşulur, tartışılır.

Alman okullarında verilen Türkçe dersleri, Türkçe yayın yapan Türkiye/İstanbul merkezli günlük gazeteler, Avrupa’da doğmuş yerel gazeteler ve internet siteleri, dernekler, kitap evleri, kişisel çabalarla Türkçe bütün sıkıntılarıyla bugünlere geldi.

TÜRKÇE GİRİŞİMLERİ

Son günlerde bu yakıcı soruna eğilen sempozyum, toplantı biraraya gelip sorunun üstüne gitme çabaları alevlendi.

Ahmet Birinci ve Tevfik Kara isimli gazeteci arkadaşlarımızın önerisi çok büyük yankı gördü. Çok sayıda gazeteci, Türkçe’nin geleceğine ilgi duyan gazeteciler, Atatürkçü dernekler, Türkçe’yi dert edinmiş dernekler, öğretmenler ve akademisyenlerin buluştuğu whatsapp grubu marifetiyle Türkçe’nin geleceğine ilişkin girişim başlatıldı.

Ne yazık ki, daha başlangıç aşamasında kişisel ayrışmalar, tatsızlıklar çok önemli girişimin akamete uğramasına neden oldu. Halbuki mesele Türkçe ise gerisi teferruat olmalıydı…

İnanıyorum ki, Türkçe’nin geleceğine inananlar önemsiz detayları aşacaklardır.

Konu Avrupa’da yaşayan herkesi çok yakından ilgilendirmektedir.

TÜRKÇE’NİN SAHİBİ KİMDİR?

Türkçe’nin sahibi doğal olarak bu dili konuşan, gönül veren mensup olduğu milliyetine bakılmaksızın herkestir. Şayet toplumun büyük kesimi beni bu temsil ediyor dediği bir kurum yaratılabilirse konu kapanır.

“II. Uluslararası Avrupalı Türkler ve İkidillilik Çalışmaları Sempozyumu” 10-11 ekim tarihlerinde Almanya’nın Köln kentinde gerçekleştirildi.

Çağrının, davetin kısıtlı olduğu bu çalışmaya davet edilmeyen; kişi ve kuruluşlar da eleştirilerini yaptılar. Türk Alman Yazarlar Birliği (TAB) Başkanı Mahmut Aşkar eleştirilerini şu görüşlerle dile getirdi:

“Avrupalı Türk’süz Avrupalı Türklerin İkidillilik Sempozyumu

Anadil Türkçe meselesi gün itibariyle Avrupalı Türklerin en öncelikli ve hayatî bir meselesi ve gündem maddesidir. Türkçe’yi özellikle yeni nesil Avrupa Türklerinin yaşatması adına 2005 yılından itibaren Avrupa’daki Türk kuruluşlarının geniş çaplı katılımıyla Almanya’da değişik etkinlikler düzenlendi, oluşumlar meydana getirildi.

Ne yazık ki, Avrupa’ya işgücü olarak 58 yıllık göç tarihimizde çok önemli şahısların katılımıyla çok önemli kararların alındığı nice girişimlerden geriye sadece birkaç kare resim ve gazete kupürleri kaldı.

Bir veya ikisinin dışında Türk çatı kuruluşlarının merkezlerinin olduğu Köln’de “II. Uluslararası Avrupalı Türkler ve İkidillilik Çalışmaları Sempozyumu” adı altında düzenlen etkinlikten tesadüfen haberdar oluyoruz.

Yanıbaşımızda Avrupalı Türklerin çok önemli bir sorunuyla ilgili yapılan sempozyumdan Avrupalı Türk’ün haberi olmadığı gibi, önceden bu konuyla ilgili bir bilgilendirme de yok!

İnsanın sorası geliyor: Madem bizden habersiz bizimle ilgili bir meseleyi masaya yatıracaktınız, öyleyse niye buralara kadar zahmet (!) ettiniz?

Avrupalı Türk’ün içinde olmadığı, dahil edilmediği ve görüşüne değer verilmediği, kendisiyle ilgili her girişim, şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da kâğıt üzerinde kalmaktan öteye geçemeyecektir.

Türk-Alman Yazarlar Birliği (TAB) olarak, Türkçe gibi Avrupalı Türklerin en can alıcı bir meselesinde sempozyumu düzenleyenlerin bu tutumu bizde hayal kırıklığı yaratmıştır.

Türkiye’nin Avrupalı Türklere, “sen bilmezsin ben bilirim” tarzındaki yaklaşımını hiç olmazsa akademisyenlerimiz devam ettirmeselerdi.

Mahmut Aşkar / TAB Başkanı”