$USD
EURO
ALTIN

MUHTEREM ARAS’IN MÜSLÜMAN OLMASINDAN KİME NE! 13 Mayıs 2016

Bu sabah her sabah olduğu gibi Hıristiyan bir ülke olan Almanya’da uyandım.

Hıristiyanların hazırlayıp sunduğu haber programlarını dinledim.

Haberlerde bu yıl Hırisitiyan turistlerin daha çok İspanya ve İtalya’yı tercih edeceklerini anlatıyorlardı.

Sonra bir Yahudi’ye ait fırından kahvaltı için ekmek aldım.

Yanda Budistlere ait bir Yoga merkezi vardı. Kaydımı yaptırıp yaptırmasam mı diye düşündüm.

Yolda ateist olan bir komşumla selamlaştım.

Eve döndüğümde tekrar televizyonu açtım.

Haberlerde yüzde 95’ini Hıristiyan milletvekillerinin yüzde 5’ini ise Müslüman ve diğer dinlere mensup milletvekillerinin oluşturduğu Federal Alman Meclisi’ndeki sığınmacı tartışmaları vardı.

Bir insanın gününü bu düşünce tarzıyla geçirebilmesi için gerçekten klinik vaka derecesinde radikal dinci olması gerekiyor.

Baden Württemberg Eyalet Meclisi Başkanlığı’na Muhterem Aras getirildiğinden beri sabahtan akşama kadar Alman medyası haberi „Almanya tarihinin ilk „Müslüman Eyalet Meclis Başkanı“ olarak duyurdu.

Ben bugüne kadar Alman siyaset arenasında ne 2000 yılında vaftiz olup Katolik Kilisesi mensubu olan Vietnam kökenli FDP eski Genel Başkanı Philipp Rössler için ne de CDU’nun bir dönem ağır toplarından Musevi dinine mensup Michel Friedmann için ya da herhangi bir ateist, Ortodoks, Budist Alman milletvekilinin mensup oldukları dinlerle her haberde ağızlara sakız edildiğini görmedim.

Muhterem Aras Türk kökenli bir Alman siyasetçidir ya da göçmen kökenli bir Alman siyasetçidir. Nokta.

Bu haberi yapan meslektaşlarım Aras’ın ateist olup olmadığını biliyorlar mı? Ayrıca onları ne derece ilgilendirir?

Din Allah’la kul arasındadır.

Bizi bir ümmete dönüştürüp, milli kimliğimizi elimizden alabilmek için son dönemde Türklerden sözederken, ısrarla Müslümanlar deyip, Türk kelimesini söylemekten kaçınan zihniyetin hesaplarını ise biliyoruz.

Her Türk Müslüman değildir.

Türklerin arasında da Musevi, Ortodoks ve ateistler var.

Bbizlerden söz ederken Türk kimliğimizin üstüne çarpı koyup, bizi Afganlarla, Pakistanlarla, Araplarla aynı potada erip Müslüman kimliğimizin altının çizilmesi beni Avrupa’da yaşayan bir dünya vatandaşı olarak rencide ediyor.

Ben Müslüman bir gazeteci olarak değil Türk kökenli bir gazeteci olarak anılmak isterim.

İnancım, dinim, mezhebim sadece ve sadece beni ilgilendirir.

Bu tarz yaklaşımlara ırkçıların „Yahudi Milletvekilleri“ demelerinden aşinayız.

Aşırı sağcı AfD’nin de „Müslüman siyasetçi“ kavramını hangi maksatla kullanabileceğini tahmin ediyoruz.

Beni üzen Türk stk’larının, Almanya’daki Türk toplumunun da Müslüman kimliklerinin öne çıkarıldığı, Türk kimliklerinin üzerine çarpı konulduğu siyasi dile ve Alman medyasındaki haber diline tepki göstermemeleri.

Bu işin sonu nereye mi varır?

Ben size söyleyebilirim:

Sünnetli politikacı, sünnetsiz politikacı ayrımına kadar…

Sevgi ve ışıkla

Işın TOYMAZ