$USD
EURO
ALTIN

OLUMLU DÜŞÜNÜN ÖLÜMLÜ DÜNYADA 12 Ocak 2016

Bir yılbaşı gecesini daha geride bıraktık. Bağıtısıyla-çağırtısıyla, fişeğiyle-bombasıyla, eğleneniyle-kuduranıyla, gezeniyle-tozanıyla, yiyeniyle-içeniyle. Kısaca bir yeni yıla daha en büyük ses ve görüntü kirliliği eşliğinde tekrar merhaba dedik.

Ben o gürültüleri dinlerken savaştan kaçmış minik çocukları düşündüm. Annelerinin-babalarının koltuk altlarına girişlerini hayal ettim. Dışardaki gürültü ile yattıkları barakayı da vuracaklarını düşündüklerini düşündüm. Ürperdim. İnsanlığımdan utandım.

Yazık ama!
Ben her yıl havaya saçılan servete acıyorum. Bu yaşıma kadar yılbaşını hiç görültülü kutlamadım. Çocuklarımı da bu tür kutlmalara teşvik etmedim. Kuru ses kalabalığına vereceğim parayı çocuklarıma veriririm, neden havaya saçayım? Elbette bu benim düşüncem. Kutlayanlara da birşey demiyorum. O da onların görüşü. Yeterki bu kutlamaları yaparken elmayla armudu birbirinden ayrısınlar.

Ne alakası var?
Her yıl olduğu gibi bu yıl da “Müslüman yılbaşı kutlamaz” söylem geleneği değişmedi. Herkesin elinde teknoloji ama Hıristiyanların yaptığı “Weihnachten” kutlamalarının ne manaya geldiğini okuyup anlayan yok. Vay efendim Müslüman yılbaşı kutlamazmış. Yahu Hıristiynların bayramı 24-25 Aralıkta. Adamlar inançları gereği 24 Aralık akşamı evlerinde toplanıyorlar. Ve dinleri gereği kutlamalarını yapıyorlar. Ne alakası var yılbaşıyla bunun?

Tuttular 11 Ocak olan Mekke’nin fethini bile sırf yılbaşı kutlaması olmasın diye 1 Ocakta kutladılar. Yuh! Kocaman yuh! Bunu bile uydurma tarih aldatmacasıyla katakulliye getirmeye çalıştınız ya! Ben daha ne diyeyim. Ben dışarıya çıkıp bomba atmadım, gece alemlere akıp içip dağıtmadım, evimde her akşam olduğum gibi yedim içtim tv izledim. Ve ben kendi içimde yeni yılı kutladım.

Nasıl mı?
Geçen seneyi değerlendirdim. Koyduğum hedeflerin ne kadarını başarabildiğimi, neleri yanlış yaptığımı, hem maddi, hem manevi kârımı zararımı tarttım. Yeni seneye yeni hedefler koydum. Kendime daha katı kurallar koydum. Ve yeni yılı sevinçle karşıladım. Çünkü ben her başlangıcı ciddiye alırım.

Yeni yıl
Adından da belli olduğu gibi “yeni”dir. El değmemiştir. “Yeni”, her zaman iyidir. Yeni temizdir. Bembeyazdır. Okulun ilk günündeki gibi tertemiz bir defterdir “yeniyıl”. Yazmaya başlamadan düşünmek gerek. Yanlış yazmamak gerek. Yanlışları aza indirgemek gerek. Ne kadar güzel, temiz ve düzgün kullanırsak bu defteri, sene sonunda da mükafatını alırız. Ve Müslüman da her insan gibi tertemiz bir başlangıç yapabilir bu gecede.

BEYAZ BEYAZDIR!
Bembeyaz bir sayfa diyince, birkaç satır da gündeme dair birşeyler yazmak istiyorum. Kanal D‘de yayınlanan Beyaz Show‘a canlı telefon bağlantısı ile katılan bir provakatör birden gündeme bomba gibi düştü. Her şehit haberinde programını iptal eden ve bunu yaparken de “Ben Polis çocuğuyum, bize yakışmaz” diyen bir adamı astılar kestiler. Ben programı canlı izlemedim ama sonradan da ister istemez; “ne olmuş acaba?” diye, açıp izledim.

Soruyorum?
Siz hiç ekrana çıktınız mı? Bırakın ekranı ya! Herhangi bir toplumda elinize mikrofon verseler, acaba iki kelime konuşabilir misiniz? Ben televizyon programı yaptığım dönemde vatandaşla röportaj yaparken çok karşılaştım. İki lafı bir arya getiremiyor insan heyecandan. Evet o adamın işi o, anlayacak ve ona alet olmayacak. Ama canlı yayında nelerle uğraşıyor o anda hiç düşündünüz mü?

Sosyal medyada bir anda vatan haini ilan edildi adam. Daha dün şehit haberi geldi diye programını yarıda keserken, ülkede acı olaylar yaşanıyor diye programını başlamadan iptal ederken; “Adam gibi adam” dediğiniz adamı, bir anlık dalgınlıkla yapılan yanlışta yerin dibine sokuyorsunuz. Beyaz dedik, kara çıktın diyorsunuz utanmadan! Siz karasınız. Hem de kapkarasınız! Yazık size! Kazandığımız değerleri bozuk para gibi harcamayın. Sapla samanı karıştırmayı bırakmadığımız sürece bir arpa boyu yol kat edemeyiz. Edemiyoruz da…

“Yeni” eskiyi bozarmış.
Yenileyin herşeyinizi…
Olumlu düşünün,
Olumlu yaşayın, ölümlü dünyada.
Veee…
Hoşça bakın zatınıza…