$USD
EURO
ALTIN

PES ETMEYECEĞİZ! 5 Şubat 2016

Sevgili Batı Trakya Türkleri,

Bir 29 Ocak Toplumsal Dayanışma ve Milli Direniş Günü daha geride kaldı. 1988 ve 1990 yıllarında yaşanan olaylar tarih sayfasındaki yerini aldı, bu önemli gün başta Batı Trakya olmak üzere Türkiye ve Almanya’da da paneller, çelenk koyma merasimleri ve diğer çeşitli biçimlerde anıldı. 1967’de cunta döneminde düğmeye basılan azınlığımızı yok etme politikası yasak bölge uygulaması ile birlikte eğitim ve din özerkliğimizin peyderpey elimizden alınmasıyla devam etti. 1955 yılında uygulamaya başlanan 19. Madde nedeniyle binlerce insanımız vatandaşlıktan çıkarıldı. 1974’ten sonra da ne traktör ehliyeti alabildik, ne inşaat izni çıkarabildik, ne de gayrimenkullerimizi alıp satabildik. 1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildiğinde isminde Türk kelimesi geçen İskeçe Türk Birliği, Gümülcine Türk Gençler Birliği ve Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği resmen kapatıldı. Ardından başlayacak yasal süreç ise yıllarca devam etti. Bu ağır baskıya dayalı uygulamalar Batı Trakya Türklerini yok etmedi, ancak bizden gücümüzü, özgüvenimizi çaldı. Ta ki 29 Ocak 1988’e kadar!

29 Ocak 1988’de “Türk vardır!” dedik ve sokaklara akın ettik. Bunun sonucunda ağır baskılar kalktı, nihayet ev ruhsatı ve traktör ehliyeti alabildik. Vatandaşlıktan doğan bireysel haklarımızı edindik, ancak azınlık haklarımız konusunda sorunlar devam etti. Bugün artık 19. Madde uygulanmıyor ama bu hüküm nedeniyle vatandaşlıktan çıkarılan pek çok mağdurun durumu hala çözüm bekliyor. Ne yazık ki ayrımcılık hala devam ediyor. Hala ötekileştiriliyoruz! Cunta döneminde elimizden alınan eğitim ve dini özerkliğimiz geri iade edilmiş değil!

25-28 Ocak 2016 tarihlerinde FUEN Türk Azınlıkları/Toplulukları Çalışma Grubu’na üye Batı Trakya Türkleri, Rodos-İstanköy Türkleri ve Ahıska Türkleri olarak Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi(AKPM)’ne çalışma ziyareti gerçekleştirdik. Burada T.C. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland gibi üst düzey isimlerle görüşmekle birlikte pek çok milletvekili ve Avrupa Konseyi çalışanına sorunlarımızı aktardık. Görüşmeler içerisinde en ilginç yorum Avrupa Irkçılık ve Hoşgörüsüzlük Karşıtı Komisyonu (ECRI) Yönetici Sekreteri Stephanos’tan geldi. Kendisi bir Yunan vatandaşı. Dediği şu oldu: “ECRI’nın Yunanistan’ın gözlem mekanizması çerçevesinde yaptığı görüşmeler için Doğu-Makedonya Trakya Eyalet Başkanı’na ulaşmaya çalıştık, ancak ne telefon ne de e-posta ile geri dönüş sağlayabildik”. İşimizin kolay olmadığını söyleyen Stavros şöyle ekledi: “Sol eğilimli bir partiden azınlık sorunlarını çözmesi beklenir, şimdi SYRIZA iktidarda, ancak size karşı azınlık politikasında bir değişim olmadı mı?” Cevap maalesef “Hayır”! Tüm bunları çoğunluktan bir isim söyledi. Hakikaten inanmakta zorlanıyorum. Bazen yanlış bir yolda olup olmadığımızı düşünüyorum. Sonra bizim yolumuzun gayet doğru ancak ülkemizi yönetenlerin yanlış yolda olduğunu görüyorum. Burada iktidarın büyük ortağı SYRIZA’ya büyük bir sorumluluk düşüyor. Bence artık Başbakan Çipras direksiyonu doğru yola çevirerek geçmişte adı geçen azınlığa açılım yoluna doğru harekete geçmeli.

Bizler de boş durmayacağız elbette, “Hak verilmez, alınır” mottosuyla sahip olduğumuz hakları almak için dün pes etmediğimiz gibi bugün de pes etmeyeceğiz, yılmadan çalışacağız.

Selam ve saygılarımla

Halit Habip Oğlu

ABTTF Başkanı