$USD
EURO
ALTIN

RÜŞVET SERBEST BIRAKILMALI

4 Şubat 2014 - 11:51

Türkiye garip bir ülke olmaya devam ediyor. Kimin nerede ne zaman nasıl bir insan olduğunu anlamak çok zor Türkiye’de. Mehmet Ağar isminde katil olduğu iddia edilen birisi başka bir suçtan hapis cezasına çarptırılıyor, yüzlerce insan onu ziyaret ediyor. Oğulları devletin polisi tarafından rüşvet aldıkları iddiasıyla görevlerini bırakmak zorunda kalan bakanlar, bakanlık görevlerini bıraktıkları halde toplumun […]

RÜŞVET SERBEST BIRAKILMALI
ch

Türkiye garip bir ülke olmaya devam ediyor. Kimin nerede ne zaman nasıl bir insan olduğunu anlamak çok zor Türkiye’de.

Mehmet Ağar isminde katil olduğu iddia edilen birisi başka bir suçtan hapis cezasına çarptırılıyor, yüzlerce insan onu ziyaret ediyor. Oğulları devletin polisi tarafından rüşvet aldıkları iddiasıyla görevlerini bırakmak zorunda kalan bakanlar, bakanlık görevlerini bıraktıkları halde toplumun karşısına çıkıp, „ Bu kardeşiniz hiç haram yer mi?“ diye soruyor kendini karşılayan seçmenlerine , onlar da „ şak şak şak“ alkışlarıyla karşıliı veriyorlar. Oğlu rüşvet yediği iddiasıyla hala içeride olan polislerin başındaki eski bakan „ Allah bana kendimi aklama şansı verecek“ diyor yine alkış alıyor.

Ne yapmalı yarabbi bu ülkede?

Düne kadar birbirlerini sonuna kadar destekleyen iki taraf şimdi aniden „Yalancı Peygamberler, vaiz lobileri“ ya da „ Mabeyni olan arkadaş“ gibi sözlerle saldırıyorlar.

„Sen kimsin?“ „Kimsin sen be?“ diyen bakan mı ararsın, her gün birinin ihanetini yakalayan Başbakan mı ararsın, partisinden ayrılan futbolcu, hocasına söven öğrenci….

Benim anam gercekten benim anam mı? Yoksa dış güçlerin bana kazıkladıkları yabancı bir kadın mı? Kim bu ben doğduğumdan beri yanımdan ayrılmayan babam olduğunu iddia eden erkek? Faiz lobisinden puşt bir bankacı mı? Salavat getiren bir vaiz cimi?

Dostlar, dostlar, yardıma koşun dostlar! Devletin bakanını kendine sahiplenen Başbakan, Başbakanına „ Bu adam Halife’dir“ diyen milletvekili, „ Allah’ın tüm vasıflarını içinde toplayan bir insanüstü“ deyip Allah’a şirk koşan Müslüman, sizi böğürte böğürte temizleyeceğiz diyen milletinvekili….Kendini mesih sayan futbol klüp başkanları, karısını „ Sevdiğim için öldürdüm, hakim Bey, pişmanım“ diyen sevgili kocalar, 11 yaşında çocuğu hamile bırakan kocalar…..

Neredeyiz dostlar, neredeyiz arkadaşlar? Yoksa biz uzaktan mı böyle görüyoruz Türkiye’yi. Yoksa bize dış mihraklar öyle mi tanıtıyorlar?

„ Ah, Boğaz’da bir bardak rakı ve balık“ diyen Kırşehirlisi de var bu ülkede, İstanbul’da 40 yıl oturup deniz görmeyeni de var…Biz hala Ulm’da „ Arkadas, ülkemde çay simit yemenin tadı…!“  hayalini güderken, adam ayakkabı kutusunda yaptırmak istediği İmam-Hatip okulunun 4,5 milyon dolarını saklıyor. Kutuya konan doların faiz getirmeyeceğini bilemiyecek kadar salakları yalnız bizim ülkemizde Banka Genel Müdürü yaparlar.

Ben Şinasi Dikmen olarak rüşveti hep savundum. Rüşvet serbest olmalı, ama kayıt altına alınmalı. Rüşvet alan herkes örneğin rüşvetin yüzde 20’sini maliyeye vergi adı altında ya da bağıs adı altında vermeli. Rüşveti veren de bunu masraf olarak gelirinden indirmeli. Toplanan rüşvet paralarıyla örneğin Deniz Feneri’nde olduğu gibi hayır kurumlarına verilmeli, öğrenci yurtları açılmalı, fakirlere düşkünlere aş ekmek vermeli….Ama katiyen cami yapımında, İmam-Hatip açılmalarında, Ramazan yemeklerinde kullanılmamalı…

Türkiye gibi ülkeye o zaman ne AB kafa tutabilir, ne dış mihraklar, ne iç gıdiılamalar zarar verebilir.

İlginizi ÇekebilirX

BENZER HABERLER

FACEBOOK YORUMLARI

YORUMLAR

    Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.






    0 YORUM