$USD
EURO
ALTIN

Sarı Yelekliler ve Avrupa Birliği’nin Geleceği

23 Aralık 2018 - 16:07

Erdal Tekin (AB Uzmanı) En zengin 62 kişinin dünyanın %50’sine tekabül eden 3,6 milyar insanla eşit mal varlığına sahip olduğu bir dünyada yaşıyoruz. En zengin 20 ülkenin geliri, en fakir 20 ülke gelirinin tam 46 katı daha fazla. Küresel adaletsizliğin bu kadar rahatsız edici boyutlarda olması ve servetin bu kadar adaletsiz paylaşımı, yoksulluk gibi ciddi […]

Sarı Yelekliler ve Avrupa Birliği’nin Geleceği

Erdal Tekin (AB Uzmanı)

En zengin 62 kişinin dünyanın %50’sine tekabül eden 3,6 milyar insanla eşit mal varlığına sahip olduğu bir dünyada yaşıyoruz. En zengin 20 ülkenin geliri, en fakir 20 ülke gelirinin tam 46 katı daha fazla. Küresel adaletsizliğin bu kadar rahatsız edici boyutlarda olması ve servetin bu kadar adaletsiz paylaşımı, yoksulluk gibi ciddi sosyal problemlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu durumun daha iyi anlaşılabilmesi adına eşitsizliğin ve adeletsizliğin hangi sebeplerden kaynaklandığı, sonuçlarının ne olduğu ve önümüzdeki yıllarda daha vahim bir tablonun ortaya çıkmaması için dünyadaki sosyolojik eylemleri iyi okuyabilmeli ve taleplere uygun politikalar belirlenmelidir.

Eşitsizlik sadece gelirin adaletsiz paylaştırılmasından ibaret değildir. Servetin adaletsiz paylaştırılması, sağlık ve eğitim hizmetlerine erişim imkânlarındaki farklılıklar; bölgelere ve ırklara göre yapılan ayrımcılıklar da eşitsizlik kavramının bileşenlerini oluşturmaktadır.

Bireyler veya gruplar arasında meydana gelen eşitsizlik tek başına bir sorun olmayıp, ekonomik ve sosyal hayatta da zincirleme etkilere yol açabilmektedir. Örneğin, gelir eşitsizliğinin yüksek olduğu bir ekonomide büyümeden elde edilen kârlar genellikle toplumun üst tabakaları arasında paylaşıldığı için toplumdaki yoksulluk azalmamaktadır. Bu adaletsizlik giderilmediği taktirde insanoğlu geçmiste olduğu gibi gelecekte de bununla demokratik mücadelesini sürdürecektir.

Kasım 2018’de Fransa sokaklarına egemen olan protesto eylemleri, yaklaşık olarak bir aydır dünya gündeminin en çok meşgul eden konularından biri olmaya devam ediyor. Protesto eylemlerinin ilk adımının Priscillia Ludosky isimli bir Fransız vatandaşının, Mayıs 2018’te akaryakıt zamlarını protesto etmek üzere sosyal ağlar üzerinden başlattığı imza kampanyası start verdi. Herhangi bir siyasi parti ya da sendikaya aidiyet duymayan ve Fransa’da arabalarda güvenlik nedeniyle bulundurulması zorunlu olan sarı yelekleri giymelerinden dolayı bu yelekle özdeşleşen protestocular, sosyal medya aracılığıyla örgütlenerek eylemlerini gerçekleştirmektedirler. Barışçıl şekilde başlayan ve zamanla çatışma boyutu artan gösteriler, özellikle hafta sonları daha yoğun bir hal alıp ve ülke geneline yayılıyor. Öyle ki, protestolar nedeniyle ülkenin başkenti Paris’te hayat durma noktasına geldi. Şehrin turistler tarafından en çok ziyaret edilen birçok bölgesinde yollar gösteriler nedeniyle trafiğe kapatılırken, toplu taşıma hizmetleri durdurulmakta ve güvenlik görevlileri ile protestocular arasında yaralanmalara da sebebiyet veren çetin mücadeleler yaşanıyor.

Ülke genelinde ek vergiler yoluyla yapılan akaryakıt zamları, hayat pahalılığı, artan özelleştirmeler ve kötüleşen ekonomik koşullar, sarı yeleklileri sokak eylemleri düzenlemeye sevk eden temel sebepler olarak belirleyebiliriz. Çünkü hükümetin ekonomi alanında attığı adımlarda, halkın yaşam kalitesinde ortaya çıkan aşınmayı ve işçilerin çalışma koşullarının kötüleşmesini dikkate almadığı düşünülüyor. Fransa’daki protestolar, son haftalarda Belçika ve Hollanda gibi komşu ülkelerde de benzer protestoların yaşanmasını beraberinde getirdi. Bu ülkelerde sokağa dökülen kesimlerin temel rahatsızlığı da Fransa’da olduğu gibi; zamlar, ekonomik koşulların kötüleşmesi ve bölge-kültür ayrımından duyulan rahatsızlıklar olarak ifade edebiliriz.

Fransa’da başlayarak komşu ülkelere yayılan sarı yelekli protestolarının, AB düzeyinde etki yaratması ise kaçınılmaz. Zaten sarı yeleklilerin protestolarında sıklıkla AB politikalarını, kurumlarını ya da liderlerini hedef aldıkları görülüyor. Örneğin, AB kurumlarına ev sahipliği yapan Belçika’daki gösterilerde, protestocular Avrupa Parlamentosu binasını işgal etme girişiminde bulundular. Hatta Fransa’daki gösteriler sırasında İngiltere örneğinden hareketle, Fransa’nın AB’den çıkması yani Frexit sıklıkla dillendiriliyor. Bu koşullar altında Fransa’da protestocuların taleplerine karşılık olarak Avrupa Komisyonu Başkanı Jean Claude Junker’in Fransa Ulusal Meclisi’ne seslenmek üzere Paris’e yapması planlanan ziyareti de bilinmeyen bir tarihe ertelendi.

AB, sarı yeleklilerce ülkelerinde hoşnut olmadıkları birçok gelişmenin mimarı olarak görülmekte ve bu nedenle şiddetle eleştirilmektedir. Sarı yeleklilerin AB’ye yönelik tepkilerinin arkasında; ülkelerindeki hükümetlerin, AB tarafından belirli ekonomik öncelikler doğrultusunda hareket etmeye ve bunu yaparken de belirli kesimleri görmezden gelmeye zorlandığı düşüncesi yatıyor. Benzer şekilde artan göçle birlikte ortaya çıkan yabancı düşmanı eğilimler de göçmenlerin ülkelerine erişimini AB’nin kolaylaştırdığını ve bu nedenle de ülkelerindeki göçmen sorununun baş mimarının AB’den başkası olmadığını savunuyor. Zira Avrupalı halkların hayatları giderek daha kötü bir hal alırken, göçmenler Avrupa haklarının sahip olduklarına ortak olarak hayatlarını devam ettiriyor.

Sarı yeleklilerin AB’ye yönelik tepkilerinin arkasında; hükümet politikaları, yoksulluk, adaletsizlik ve AB öncelikleri doğrultusunda hareket etmeye ve bunu yaparken belirli kesimleri görmezden gelmeye zorlandığı düşüncesi yatıyor.

Sarı yelekliler özelinde olduğu gibi birçok AB üyesi ülkede vatandaşlar, hükümetler tarafından izlenmekte olan politikaların kendi hayatlarına olan yansımalarından duydukları memnuniyetsizlikleri, farklı şekillerde ortaya koyuyor. Son yıllarda AB üyesi ülkelerde sıklıkla iktidar ve lider değişiklikleri yaşanıyor ve siyasete eklemlenen yeni aktörlerle birlikte siyasi arena yeniden düzenleniyor. Bu gelişmelerin arkasında Avrupa halklarının artan memnuniyetsizlik ve tepkisinin artık bastırılamaz bir boyuta ulaşması yer alıyor. Fransa’da başlayan ve diğer bazı AB üyesi ülkelere de yayılan sarı yelekliler hareketinin yalnızca Fransa özelinde değil, Avrupa genelinde ve İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa’sının vazgeçilmezlerinden biri haline gelen AB özelinde birtakım etkiler üretmesi kaçınılmaz. Çünkü, sarı yelekliler her ne kadar Fransa’ya özgü bir hadise gibi görünse de, esasında bir Avrupa meselesi. Bu nedenle de sarı yeleklilerin neden olduğu krizin nasıl atlatılacağı yalnızca Fransa siyasetini şekillendirmekle kalmayacak, AB projesinin geleceğine dair tartışmaları beraberinde getirecektir.

FACEBOOK YORUMLARI

YORUMLAR






    0 YORUM