$USD
EURO
ALTIN

Soruşturmalarda dikkate alınması gerekenler 15 Şubat 2019

Soruşturmalarda dikkate alınması gerekenler

Bir suç işlemeyle sorgulananların sahip oldukları susma hakkını (Aussageverweigerungsrecht) bilmeyip, veya bilip buna rağmen poliste ifade verdikleri ile karşılaşıyoruz. Sorgulananlar suçsuz oldukları halde bile bundan dolayı kendilerini çok zor durumda bırakmaktadırlar. Almanca da Aussageverweigerungsrecht olarak tanımlanan ifade vermeme hakkı, şahsın kendi kendini zor durumda bırakmama veya zor duruma sokmama hakkından kaynaklanıp, konuyla ilgili susma hakkını içerir.

Soruşturma sürecinde suçlananın nasıl davranması gerektiğini anlamak için, soruşturma davasının süreçlerini, birbirlerine ilgi ve etkilerini bilmek gerekir.

Bir ceza davası normalde Polise veya savcılığa yapılmış bir suç duyurusu (Strafanzeige) veya Polisin edindiği bilgilerle soruşturmayla başlar. Polisin bu konumda görevi kişinin bir ceza davasında cezalandırılması için bilgi ve kanıt toplamaktır. Polis bu bilgileri genellikle kendi sorumluluğunda toplar ve savcılığa iletir.

Savcılık ise bu bilgileri değerlendirir ve soruşturmanın devamı hakkında karar verir. Savcılık soruşturmayı ve bununla birlikte davayı kapatma (Einstellung), mahkemeye ceza davasının açılması için baş vurmaya, veya gerekirse soruşturmanın daha fazla bilgi ve kanıt toplanması için devam ettirilmesi için yetkilere sahiptir.
Polis, Savcılık ve Mahkeme üçlüsünün bu işbirliği göze alındığında, suçlananın davada tutumu ile ilgili şu tavsiyelerde bulunuyorum:

à Polis´te hiç bir zaman ifade verme! Polis sana hiç bir zaman yardımcı olmak istemez. Ifade verip işten erken kurtulayım diye düşünürsen yanılırsın, tersine asıl başına o zaman iş acarsın! Kimse Polis´te ifade vermek zorunda değildir.

Polis´te ifade verenlerin nedenleri şunlardır:

Mesela gece yarısı bir trafik kontrolünde durdurulursunuz ve Polis sizi Karakola götürdü. Polis suçlananla ilk ilişkide bulunan devlet makamıdır. Bundan dolayı en az direniş gösterip problemden sıyrılma yolu ifade vermekte görülmektedir: Yani mecbur olunmadığına ve aslında istenmemesine rağmen kolay yolu seçerek ifade verilmektedir. Veya grup olarak Polis sizi götürmüş olur ve gruptan her birinizi ayrı ayrı sorguya çeker, yalanlarla polis sizi birbirinize düşürmeye çalışır. Mesela bir arkadaşınızın her şeyi anlatmış olduğunu size söyleyerek, o konuştuktan sonra sizin susmanızın hiç bir anlamı olmadığını anlatarak. Bu yöntemle Polisin tek bir amacı vardır:
Mümkün olduğu kadar bilgi ve kanıt toplamak. Polise her hangi bir hikaye anlatıp kurtulayım diye düşünmeyiniz. Polis özel eğitilmiş profesyonel elemandır ve çeşitli sorgulama taktiklerine baş vurur. Bu taktiklerle sorgulananlardan kendi kendilerini zor durumda bırakacak ve ceza davasında kendilerine karşı kullanılacak ifadeler, bilgiler toplar. Polis sorgusunda yapılan tekliflere kesinlikle kulak verilmemelidir: Mesela Polis‚ suçunu kabul edersen, hakimle konuşur hafif bir ceza almanı sağlarım vaadinde bulunur, ‘arkadaşını ele verirsen, daha az ceza alırsın‘ veya buna benzer ceza davasının sonucu ile ilgili başka vaadler. Böyle şeylere kulak vermeyin. Polis bu tür kararları verme yetkisine sahip değildir. Bu yetkilere sadece mahkeme sahiptir! Hakim Polisin bu sözlerini hiç ve hiç dikkate almaz.

Savcılığa veya Mahkeme´ye çağrıldığınızda sadece tek bir şey tavsiye edilebilinir: Bu da derhal Avukat´a başvurmaktır. Avukat dosyayı önceden görme hakkına (Akteneinsicht) sahiptir ve sizinle birlikte sorguya katılır. Savcı kapsamlı yetkilere sahiptir. Sorguya Avukat´ınız katılamıyorsa Savcılıkta´da ifade vermekten kaçınınız; çünkü vereceğiniz ifadenin size ne getireceğini bilemezsiniz.

Ifade vermeyi düşünüyorsanız, sonuçta avukata ihtiyacınız olmasa bile bu ifadeyi mutlaka önceden bir Avukatla görüşmeniz tavsiye edilir.