$USD
EURO
ALTIN

VİZE SERBESTİSİ 27 Nisan 2016

“Bizim köyün yolu seneye biter” hesabı, “Bir vizesiz Avrupa seyahatidir” gidiyor. Aslı var mı? Elbette var. Bizim köyün yolu da yıllardır yapılıyor. Son duyduğum bu yaza bitecekmiş (İnşallah). Vizesiz Avrupa Seyehatini ben bu işe benzettim. Evet, böyle bir konu gündemde. Mayısın ilk haftasına kadar halletmemiz gereken 72 madenin anca yarısını halledebilmişiz.

Hiç bir ülkeye uygulanmayan yaptırımlar bize uygulanmaya çalışılıyor. Bu yıllardır böyle. 2013 yılında yapılan müzakereler neticesinde belirlenen 72 maddenin tamamının yerine getirilmesi gerekiyor ki “vizesiz seyehat” rüyaları gerçek olsun. İlk 2 yıl bu maddelerden sadece 19’u yerine getirildi. Son 1 yılda da bu sayı 37 oldu. yani hala 35 madde var. Bu maddeler 3 hafta içinde yerine getirilebilir mi? Olabilir. Sonuçta meclisimiz 24 saat çalışıyor.

Mülteci maddeleri
Bu maddelerin içinde en çok dikkat çekenler Türkiye’ye göç edenlerle alakalı. Avrupa kısmen diyor ki; “Siz; sağdan-soldan gelen mültecileri ülkenizde barındırın, Avrupa’ya yollamayın. Onlara oturum iş imkanı da sunun, biz gerekirse size maddi yardım da yaparız!” Yok pasaportların parmak izli, çipli vs. olmasıymış hikaye… Maddeleri açın okuyun, en az 25-30 madde sadece göç, mülteci, transit geçişler, gümrükler vs!

Aslında bu işin gerçekleşmesi en çok Avrupa’daki bilhassa Türk esnaflarına yarayacak. Çünkü, “Vize serbestisi” sayesinde Türkiye’den kalifiye eleman getirebilecekler. Sözüm meclisten dışarı Almanya’da kendini ağırdan satan sözde sanatkarların da havası sönmüş olacak. Çünkü; Polonya, Hırvatistan, Slovenya, Slovakya, Macaristan gibi ülkelerin vize serbistisi aldığı 2000’li yılların başında bunlar birçok sektörde yaşandı.

Çok şey değişmez
Turizm şirketleri ve Almanya’daki işverenler dört gözle vize olayını bekliyor. Valla ne yalan söyliyeyim ben de bekliyorum. Ama ben en çok Türkiye’ye araba ile giderken çekilen çilelerin sona ermesi için bekliyorum. Gerçi bu işin farklı bir boyutu. Çünkü; Hırvatlar, Slovaklar, Bulgarlar ” vize serbestisi” olan ülkeler olmasına rağmen gümrüklerinden kontrolsüz kuş uçurmuyorlar. Buna daha çok zaman gerekiyor anlaşılan ve bu konuda fazla bir beklentiye de girmemek gerek.

Çalışana ekmek var
Mevsimlik işçiler kesinlikle çoğalacak. Kalifiye eleman getirmek sorun olmayacak. Her iş dalından Avrupa’nın dört bir yanına yağmur gibi insan yağacak. En azından; “Yahu ne var bu Avrupa’da, bir gidip bakalım” diyecek bazıları. Gelenlerin birçoğu Avrupa’nın disiplinine uyamayıp geri de dönecekler. Sonuçta Türkiye’de kahvehane köşelerinde oturduğunuz gibi “3 dönüm bostan, yan gel yat Osman” yok Avrupa’da…

Çalışan her yerde kazanır. Ben en azından ülkemizdeki insanların çalışmasa da Avrupa ülkelerine gelip gezmelerini, görmelerini ve gözlemlerini isterim. Bir şişe su içip de boşunu çöp kovası görene kadar elinde gezdirenleri, şeker yediği zaman jelatinini cebine koyduklarını görmelerini isterim. Trafikteki disiplini, yayaya, bisikletliye, özellikle engellilere gösterilen saygıyı görmelerini, anlamalarını isterim.

Bizim olmamız gereken!
Temizliği, düzeni, disiplini, anlayışı, saygıyı! Aslında “ben Müslümanım” diyen herkeste olması gerekenleri Avrupa insanında görmelerini isterim. Ben iyi şeylerin görülmesini isterim. Kötü heryerde kötüdür çünkü!

Benim gezip görmediğim çok ülke var. Ama gezip gördüğüm de 50’ye yakın ülke var. Almanya’ya komşu olan ülkelerin tamamına gittim. Almanya’daki düzen hiç birinde yok! Evet İsviçre de güzel, Avusturya, Hollanda da güzel! Fransa, Belçika, İspanya, İngiltere’de güzel.

Ama en güzel yer neresi biliyor musunuz?
Huzurla bir lokma ekmek yediğin yer!
Huzurlu sağlıklı günler dileğimle,
Hoşça bakın zatınıza!