$USD
EURO
ALTIN

Ya balığın kafası ya başının belası

10 Haziran 2018 - 23:12

  Bu bir ekonomi yazısı değil ama geldiğimiz noktada ekonomiden söz etmeden de olmuyor; dönüp dolaşıp 2001 yılında yaşanan ekonomik krize geri döndük sanki. Üretim yok, üreticiye destek yok, Euro, Dolar sürekli yükselişte; kısır bir döngünün içinde dolanıp duruyoruz… Seçimler nedeniyle liderler yine mitinglerde ve herkes kendi vaatlerini sıralayıp duruyor. Gelinen şu ekonomik ortamda verilebilecek […]

Ya balığın kafası ya başının belası

 

Bu bir ekonomi yazısı değil ama geldiğimiz noktada ekonomiden söz etmeden de olmuyor; dönüp dolaşıp 2001 yılında yaşanan ekonomik krize geri döndük sanki. Üretim yok, üreticiye destek yok, Euro, Dolar sürekli yükselişte; kısır bir döngünün içinde dolanıp duruyoruz…

Seçimler nedeniyle liderler yine mitinglerde ve herkes kendi vaatlerini sıralayıp duruyor. Gelinen şu ekonomik ortamda verilebilecek ve yerine muhakkak getirilmesi gereken vaat, ülke ekonomisini tekrar düzene sokup refah seviyesini yükseltmek olacaktır.

Gerçi Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her eve buzdolabı giriyorsa refah seviyesi var demektir…” dedi. Hani bu söz 40-50 yıl önce söylenmiş olsaydı gerçekten bir anlam taşıyor olacaktı; ama buzdolabı neredeyse 30 yıldan beri herkesin evinde var ve şu da bir gerçek, son 10-15 yıldır buzdolapların içi boş… 

Refah seviyesi buzdolabıyla değil, olsa olsa içinin doluluğuyla ölçülebilir. Herkes kazandığı parayla her istediğinden alıp tıka basa buzdolabını doldurabiliyorsa ancak o zaman refah seviyesi yükselmiş demektir; fakat ekonomide son 16 yıldır gelinen nokta içler acısı ve alım gücü günden güne erimektedir…     

Refah seviyesi istatistikleri maalesef Erdoğan’ı doğrulamıyor… Adını bile duymadığımız ülkeler bile sıralamada bizim üzerimizde yer alıyorlar. Mesela, Trinidad ve Tobago 43. sırada yer alırlarken biz ancak 78. sıraya ulaşabilmişiz; Suudi Arabistan 42, Moğolistan bile 59. sırada…

Ve maalesef seçimlerde insanlar yine bildiğini okuyor ve battı balık yan gider deyip, ülkeyi bu hale getirenlere oy veriyor…        

Balık deyince aklıma gerçekte yaşandığı söylenen bir anekdot geldi… 

Akşamın geç saatlerinde yaşlı bir adam restoranın kapısından içeri girer ve garsona; “Çok açım, hemen masamı donat!” der ve daha lafını bitirmeden bir başkası daha girer restoranın kapısından içeri. Aynı şekilde o da çok aç olduğunu söyler.

Garson ikisine birden aşağıdan yukarı doğru baktıktan sonra; “Üzgünüm beyler, kapatmak üzereyiz. Zaten yiyecek fazla bir şey de kalmadı. Fakat isterseniz tek bir balığım kaldı, onu paylaşarak yiyebilirsiniz…” der.

Yaşlı adam hemen atılır: “Yalnız ben balığın kafasını isterim, gövdesini arkadaş yesin!”

Garson nedenini sorar. Yaşlı adam da; “Balık başı zekâyı artırır, balık başı yiyen insanlar akıllı olurlar!” der.

Diğer adam araya girer. Yaşlı adama dönüp, “Balığın başını niye sen yiyeceksin, ben yemek istiyorum…” der kararlı bir şekilde.

Yaşlı adam itiraz etmez ve balığın gövdesini büyük bir iştahla yer… 

Diğer adam ise balığın başını yer ve yaşlı adama seslenir: “Sen koca gövdeyi yedin ve karnını doyurdun. Ben ise yalnızca kafasını yedim, aç kaldım…”

Bunun üzerine yaşlı adam şöyle karşılık verir: “Bu kadar çabuk tesir edeceğini hiç tahmin edemezdim; bak nasıl da hemen akıllanıverdin…”

***

Önümüzde yine seçimler var…

Huzurlu ve refah içinde yaşamak istiyorsak, sandığa gideceğiz. Adı ne olursa olsun, ülkeyi kurtarmak için gerekeni yapmak isteyenin yanında olacağız. Fakat hâlâ tereddütlerim var kimi seçsem acaba diyorsan hiç durma; hazır seçimlere daha zaman varken bugünden tezi yok başla balık kafası diyetine…

Karar senin…

Ya balığın kafası, ya başının belası…             

Kalın Sağlıcakla

İsmail Köylü

FACEBOOK YORUMLARI

YORUMLAR






    0 YORUM