$USD
3,5224
EURO
4,1480
ALTIN
145,4239

Ya „Hayır“ yüzde 51,4 olsaydı!

20 Nisan 2017 - 12:51

HAYIR % 51,4 olsaydı, daha mı kabul edilebilir veya eşit şartlarda yürütülen bir referandum olmuş olacaktı? Gönül isterdi ki, yüzde 60 – yüzde 90 gibi büyük çoğunluğun rızasıyla değişim sağlansaydı. Ancak maç 1-0 ve fazlası farkla kazanılıyor. Maç bitti! “EVET”Çİ KARDEŞLERİM Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan`nın tabiri ile; „Zafer sarhoşluğuna uğramasın“! Zafer sarhoşluğu etkisinde kurduğunuz […]

Ya „Hayır“ yüzde 51,4 olsaydı!

HAYIR % 51,4 olsaydı, daha mı kabul edilebilir veya eşit şartlarda yürütülen bir referandum olmuş olacaktı? Gönül isterdi ki, yüzde 60 – yüzde 90 gibi büyük çoğunluğun rızasıyla değişim sağlansaydı. Ancak maç 1-0 ve fazlası farkla kazanılıyor. Maç bitti!

“EVET”Çİ KARDEŞLERİM

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan`nın tabiri ile; „Zafer sarhoşluğuna uğramasın“!

Zafer sarhoşluğu etkisinde kurduğunuz dil, tüm değerleriniz ile çelişkiye düşmesin.

Hakaret dili kimseye yakışmadığı gibi, size hiç  yakışmıyor! Memleketimize hayırlı olmasını dilediğimiz bu referandum sonrası, daha akılcı, daha istikrarlı ve başarılı bir süreç takip etmeniz gerekiyor! “Hayır” diyen kardeşlerimizden çok, sizin üzerinize aldığınız büyük bir sorumluluk var, çünkü sandıktan sizin savunduğunuz çıktı!

Sandıktan daha güzel, daha güçlü olacağını savunduğunuz bir Türkiye kararı çıktı.

O zaman zafer sarhoşluğundan bir an önce çıkıp, daha güzel ve daha güçlü bir Türkiye için çalışmanız gerekiyor, “evet” gerekiyor ki, “hayır” diyen kardeşlerimiz de, görüşü ne olursa olsun, size destek verebilme fırsatı bulsun ve bir Türkiye olalım.

“HAYIR”CI KARDEŞLERİM!

“Hayır”cı kardeşlerim, „Hayır“ yüzde 51,4 olsaydı, daha mı kabul edilebilir veya eşit şartlarda yürütülen bir referandum olmuş olacaktı?

Türkiyeyi en az evetçi kardeşlerimiz kadar sevdiğinize inancım tam. Ancak her seçim sonrası, şaibeler ve eşit şartlar gibi şikayetlerle meşgul olmaktan ziyade, yürüttüğünüz çalışmalarda ülkemiz adına daha iyisini nasıl yapabiliriz sorusunu gündeme getirseniz? 

Seçimler sadece kampanya sürecinde yürütülen çalışmalarla kazanılmıyor!

Bakın Cumhurbaşkanımız seçim sonuçları açıklanır açıklanmaz, 2019 hedefini belirledi. Şu ana kadar sizden 2019 hedefiniz ile ilgili en ufak bir açıklama duymadım. Seçim tarihi belli olur, siz çalışmaya başlar ve 2019`da sadece 2019`a öz bir Başkan adayı çıkartırsınız!

Bakın soruyorum; 2019 için Başkan adayınız kim? Bana Başkan adayımız şudur diye bir isim verin lütfen.

Yok!

Peki neye göre ve nasıl hazırlanacaksınız 2019’a? Kısa vaadeli, güne bağlı doğan yeni bir Başkan adayını, ben nasıl destekleyeyim?

En az “evet”çi kardeşlerimize yakıştıramadığım kadar , hakaret dilini size de yakıştıramıyorum. Hakaret ve suçlamalar ile meşgul olup enerjinizi boş yere harcamaktansa, 2019 hedefinizi belirleyin. Hedefiniz,  Sayın Cumhurbaşkanımızdan daha vasıflı ve daha nitelikli bir Başkan adayı bulmak olsun ki, 2019`da sandıktan sizin istediğiniz çıksın.

AVRUPA`DA YAŞIYORUZ!

“Hayır”cı, “Evet”çi kim olursa olsun, Avrupa`da yaşadığımız gerçeğini unutmayın! Kimsenin kimseyi mutsuz etmeye hakkı yok! Sanal alemde ve diğer platformlarda gerçekleştirilen radikal söylem ve tutumlarla, hangi inasnlığa, hangi değer ölçüleriyle hizmet etmiş oluyorsunuz?

Hizmet etmek için yola çıkmış tüm STK`lara düşünemediğiniz kadar zarar vermektesiniz! Siyasilerimiz öksürdüğünde, biz tabandakiler hemen grip olmayalım. Alman toplumu ile birlikte, siyasilerimizin öksürüklerini gidercek tedavi yöntemleri geliştirelim. 50 Yıl oldu, bu otele yerleştik ve bir oda kiraladık. Kiracı kimliğinden biz kurtulmak istemediğimiz gibi, otel sahibi de bize otelin sahipliğini bırakın, otelin bir parçası olduğumuz hissiyatını vermedi ve yaşatmadı. Buraya kadar hem fikiriz!

Ancak, herşeye rağmen, otel sahibi bize bu otelin bir parçası olduğumuz hissiyatını vermediyse de, bize bizim kiracı olduğumuzu unutmamız lüksünü vermiyor!

50 yıl oldu entegrasyon toplantıları ile kendimizi, kültürümüzü ve değerlerimizi tanıtmaya çalıştık. Zenginliklerimizin tamamı sigara böreği, patlıcan ezmesi ve cami önlerinde gerçekleştirdiğimiz kermeslerde sunduğumuz böreklerimizle sınırlı kaldı. Birebir iletişimde sözlü olarak, dinimizin özgürlüğü ve Osmanlı’nın adaletinden bahsettik.

ALLAH aşkına savunduklarımızla, bugün kurduğumuz iletişim, birbiriyle ne kadar örtüşmekte?

Elbette bu tutumu tüm kardeşlerimiz ile genellemiyorum. Bunlar parmakla sayılacak kadar az ve bunlar her kurumda yer almakta. Bunlar yağmur nereden yağarsa, tarlasını oraya taşıyanlar. Bunların bu tutumu, Türk toplumuna, Alman toplumuna, evetçisine, hayırcısına ve en önemlisi, sözde savundukları kuruma zarar vermekte. Bu şahısların sükunete davet edilmesi ve disipline edilmesinde, yöneticilerimize büyük bir sorumluluk düşmekte.

Bu olumsuz tutumlara son verip, Eylül ayında, Almanya`da gerçekleşecek genel seçimlerde, bu ülkenin bir parçası olduğumuzu ve yaşadığımız ülkeye nasıl bir katkıda bulunabileceğimizin izahını yapmamız gerkiyor!

Birçok partinin, özellikle de AfD partisinin, bizim olumsuz tutumlarımızdan kendisine prim çıkartmasına izin vermememiz gerekiyor!

BİG VE  ADD BİRLEŞSİN!

Sanal dünyada BİG partisi ve yeni kurulan ADD partisi birleşsin gibi birçok söylemler duydum. Sonuç olarak herhalde isim değişikliğinde anlaşamamışlar?

Yahu 50 yıldır iki derneğimizi bir araya getiremedik, iki partiyi mi bir araya getireceğiz? Bizde bu koltuk, ünvan ve konum merakı olduğu sürece,  gerisini siz getirin.

Bu merak olmasaydı ADD’deki kardeşlerimiz daha önce kurulan BİG partisine entegre olurdu ve yeni Parti kurmazdı.

Bakın söylüyorum; önümüzdeki 5 yıl içerisinde, Avrupa`da parti kurma patlaması olacak! Aynen derneklerin kurulduğu gibi, partiler kurulacak!

Hakaretlerden uzak, biraz sabır, biraz düşünce, biraz eğitim ve biraz da sammiyet dileğiyle…

Stuttgart – Mustafa Göğüş

FACEBOOK YORUMLARI

YORUMLAR






    0 YORUM