$USD
EURO
ALTIN

Yabancısın kardeşim! 29 Kasım 2016

Geçtiğimiz sayımızda köşeme konuk olan Sevgili Vedat Topal’ın yazısını okumuşsunuzdur zannediyorum. Revensburg’da yaşanan bu olay gerçekten de hem İslamofobia‘nın hem de yabancı düşmanlığının hala devam ettiğini gözler önüne serdi. Bu tür olayları toplumun her kesimine mâl etmek ne kadar yersiz olsa da, bunları görmezden gelmek bir o kadar vurdumduymazlık olur. Onun için bu yazımı bu tür konulara ayırmak istiyorum.

Çünkü; bu ve buna benzer olaylar çok sık olmasa da yaşanıyor. Gazetemize de bu konularda sürekli haberler geliyor. Bizler de objektif olarak bunları değerlendirmek, olayın gerçeklik payı varsa kamuoyu oluşturmak adına okurlarımızla paylaşıyoruz.

Namaz kılmak yasaklanmış!
Geçenlerde Stuttgart Üniversitesi’nde Namaz kılmak yasaklandı diye bir haber ulaştı elimize. Bizler de hemen olayı araştırmak adına yollara düştük. Hem İnternet Gazetemizin Müdiresi Sevgili Işın Toymaz, hem de gazetemizin sahibi Sayın Mustafa Bozdurgut olayla ilgili yaptıkları incelemede ulaştığı bilgiler bizleri ters köşe etmekten kurtardı.

Evet! Üniversitede namaz kılmak yasaklanmış! Bilgi doğru! Amma velakin; Ders yapılan sınıflarda yasaklanmış. Koridorda yasaklanmış! Kütüphanede yasaklanmış! Çünkü Namaz kılmak isteyenler için özel bir bölüm oluşturulmuş zaten. Şimdi bunu tutup da; Stuttgart Üniversitesi Rektörlüğü Namaz kılmayı yasakladı diye yaygara yapmak ne kadar etik sayılır?

Yaygaraya gerek yok
Bazen biz ne yapmaya çalışıyoruz diye sorgulamamız gerekiyor. Bize gelen haberi incelemeden gazetemizin manşetinden versek, yandı gülüm keten helva! Ne gerek var bunlara? Sonuçta hoca ders anlatırken, ya da sınıfta arkadaşların ders yaparken, sohbet ederken, sen orada namaz mı kılacaksın? Millet koridorda gezip tozarken, öpüşüp koklaşırken, sen orda namaz mı kılacaksın? Senin; “Stuttgart Üniversitesi’nde Namaz yasaklandı” diye yaygara yapmandaki amaç ne?

Yanlışı gördüğümüz yerde söylemezsek, doğrunun bir hükmü kalmaz! Onun için bu durumda bize asılsız ihbar yapanların haksız olduğunu söyeleyelim. Söyleyelim ki, hazır sunulan imkanları da elimizden almaya kalkmasınlar! Avrupa’da “Ezan Okunması” dışında herkes sorunsuz ibadetetini yapabiliyor. Başı kapalı okula gidebiliyor, birçok yerde çalışabiliyor. Onun için elimizdeki özgürlüklerin kıymetini bilelim!

Polisler her zaman haklı
Yine geçtiğimiz sayımızda yer verdiğimiz Polis şiddeti olayında hayatını kaybeden Türk gencinden bahsetmiştik. Maalesef zaman zaman Polis şiddeti kötü sonuçlar doğurabiliyor. Çünkü Almanya’da Polis’teki yetkiler çok. Bir zamanlar araba çevirmede torpidodan ehliyetini almak için uzanan şoför vurulmuş ve öldürmüştü. Polis; “Torpido gözüne uzanan şoför oradan silah alıp bana ateş edecek sandım” diyerek olaydan sıyrılmıştı.

Dikkatli olmalıyız! Polislerle itişip kakışmamalıyız! Ne kadar buralı olursak olalım, hatta Alman vatandaşı olalım! Mutlaka üst kimliğimizin Türk olduğunu ve burada yabancı olduğumuzu unutmamalıyız. Vay efendim nasıl böyle dersin demeyin! Sonuçta yaşananlar ortada!

Ya suçsuzsa?
Yine bizim bölgede 1,5 yıl önce yaşanan bir olay, yine bir Türk gencinin sırtına sarılıp sarmalanmış. Delikanlı 22 yaşında ve Tıp Fakültesinde okuyor. Gençlerin eğlendiği partide çıkan olaylarda Polonya asıllı Alman vatandaşı yaralıyor. Mağdur vatandaşımızın ifadesine göre olay anında polisler delilleri toplamıyor ve 2 hafta sonra; “suçlu budur” diye delikanlı hakkında suç duyurusunda bulunuluyor.

Savcı olayla ilgili “tek taraflı soruştuma” gerçekleştirip, Türk gencine maddi manevi tazminat davası açıyor. Ve hazırlanan iddianamede; “sözde” mağdur edilen gencin annesinin; “çevredeki bütün faili meçhulleri bunun üzerine yıkın” diye Alman radyosundan bas bas bağırmasını bile duymazdan geliniyor. Bunlar bize anlatılanlar. Eğer gencin suçu varsa, cezasını çeksin! Buna itirazımız yok. Peki ya bu genç, gerçekten dediği gibi suçsuzsa?

Dernekçilere…
Burdan dernekçilere seslenmek istiyorum. Hani bir sürü dernek kuruyorsunuz ya; “Zart Derneği, Zurt Derneği” diye, asıl burada mağdur olan vatandaşların sorunları ile ilgilenecek dernekler kurun. Sağlık sektöründe vatandaşımızın çektiği sıkıntılarla ilgili dernekler kurun. Alışverişte yaşanan sorunlarla ilgili milletin akıl danışabileceği dernekler kurun! Şiddet görenlerle ilgili, haksızlığa uğrayanlarla ilgili neler yapabilirsiniz, bunlara bakın! Bırakın artık yeme içme, sırt sıvazlama derneklerini! Birbirinize plaket, şilt vererek bir yere varamazsınız! Belki bunlar da gerekli ama asıl lazım olanlara ön ayak olun!

Hayat gayemiz bir yaraya merhem olmak olsun
Hoşça bakın zatınıza!