$USD
EURO
ALTIN

ZIKKIMIN KÖKÜNÜ YİYİN! 8 Eylül 2015

Aslında kuru laf kalabalığı yapılacak bir konu değil. Ne yazılırsa yazılsın, ne söylersek söyleyelim “Ateş düştüğü yeri yaktı” gitti, yakıyor, yakıyor… Bu zaman kadar çok şeyler yazıldı, çizildi. Bu olaylar birçok filme konu da oldu. Bir sürü belgeseller çekildi. Ama acı gerçek hiç bir zaman değişmedi!…

Şehit haberleri yayıldığında;
Doğuda çocukları asker olan analar babalar kadar üzülmüş müyüzdür?
Ey Yüce Türk Ulusu’nun en duyarlı vatandaşları!
Şu anda doğuda askerlik yapanların;
Anaları, babaları, bacıları, kardeşleri, eşleri, çocukları kadar üzüldük mü?
Sakın bir taneniz bile ‘EVET’ demeyin!…
Sakın ‘EVET’ deyip de kendinizi daha çok aşağılamayın!
Sakın ‘İçimiz yanıyor!’ demeyin!
Sakın ‘Acımız büyük!’ demeyin!
Sakın O’nlar kadar üzüldüğünüz yalanını söylemeyin!
Yeter artık! Kendinizi bu kadar aşağılamayın!

Bayanlar bile;
“Şehidim kanın yerde kalmayacak”
yazıyor oturduğu yerden!
Ne iş, silahını alıp dağa mı çıkıyorsun bacım?
Yeter ya, Allah’ınızı severseniz yeter. Bu kadar küçülmeyin! Kuru laf kalabalığı ile milliyetçi mi olduğunuzu sanıyorsunuz anlamıyorum ki? Hadi, al silahını çık bakalım dağa. Bırakın boş boş konuşup milleti kışkırtmayı be kardeşim! Şehit veren analardan babalardan sesi yüksek çıkanların, acı ile feryat figan edenlerin “karekterlerinin bozuk olduğu” söylenen bir ortamda siz susun! Hiç birşey yapamıyorsanız susun, SU-SUN!

Sanal ortamda herkes yazıp çiziyor. Her gün onlarca şehit gelmesine rağmen, herkes nalıncı keseri gibi kendine yontuyor. O; “Senin yüzüne bunlar oluyor” diyor, diğeri; “Senin yüzüne!” Ne yapıyorsunuz ya? Ne hale soktunuz bu memleketi? Evet yıllardır şehit veriyoruz ama hiç bir zaman şu an olduğu kadar bin parçaya bölünmedik. Herkes ülkesi için, vatanı için yazıyorsa düşündüğünü, nasıl iki düşman fikir çıkıyor ortaya?

Siyasiler, övünün!
Peki, birbirimize pislik atan sadece sadece biz miyiz? Değil elbette. Başımızdakiler birbirini yemese, dakika başı ekranlara çıkıp da herkes bir diğerini suçlamasa bu kadar rezilce bir duruma düşer miydik? Övünün siyasiler övünün, bu eser sizlerin! Hepinizin!

İnsanın aklına öyle sorular geliyor ki. Cevaplamaya uğraşsan bir türlü, görmezden gelsen bin türlü. Ama ne yaparsak yapalım, ya da ne yaparsam yapayım; “Neler oluyor bize?” demekten başka bir şey gelmiyor elimden. Buradan “Vatan Millet Sakarya” yazıları yazarak elimize bir şeyin geçmeyeceğini çok iyi biliyorum. Eğer konuşmakla, yazmakla, çizmekle bu işler bitseydi, bu zamana kadar seksen kere biterdi.

Göstermelik
Elbette düşünceler dile getirilecek. Elbette üstün körü de olsa ateşin düştüğü yere teselli edici mesajlar yollanacak. Elbette yetim kalan bebelerin başı okşanacak. Elbette babaların eline al bayrağımız verilerek; “Vatan sağ olsun!” dedirtilecek… Elbette onların gözyaşlarına ortak olduğumuzu göstermek için şirin görünmeye çalışacağız. Elbette; “Bizim de içimiz kan ağlıyor!” diyeceğiz. Elbette sizlerin acısı bizim de acımız diyeceğiz.

Yuh bize be, yuh bize!…
Yazık bize! Bu kadar mı duygusuz, duyarsız, vurdumduymaz bir millet olduk biz. Bu kadar kolay mı tek ayaküstünde dokuz yalan söylemek. Bu kadar mı kolay şerefini namusunu iki yalana satmak. Bu kadar mı kolay iki gözyaşı döküp; “Benim de içim kan ağlıyor” demek. Bu kadar kolay mı “kor düşmüş” yüreklere merhem olmak.

İki yazıp çizmekle feth mi ettik yüreği yanan anaların kalbini. İki gün, duyarlı olup ağladık diye dindi mi gözü yaşlı bacılarımızın gözyaşları. Televizyonlarda birkaç dakika şehit haberi verince kabardı mı acılı babanın göğsü.

Yerin dibine girin!
Sözde üzüntü insanları rencide eder be kardeşim. Yüksekten atıp tutup o insanların duygularıyla oynamak, o insanları rencide eder. Hele hele onların acısını pazarlamaya çalışmak, düpedüz şerefsizliğe girer. Bizim timsah gözyaşlarımız onların midesini daha da çok bulandırmıyor mu sanki? Şirin görünüyoruz, gözlerinde yüceliyoruz derken, yerin dibine battığımızı bilmiyor muyuz? Gerçi, bilsek böyle ucuz kahramanlık yapmaya yeltenir miyiz?…

Onun için en başında dedim ya. Ne yazarsam yazayım hiçbir şekilde bir yaraya merhem olmayacak. Sadece ‘özünü’, ‘sözünü’, ‘benliğini’ kaybetmiş toplumumuza birkaç satır bir şeyler anlatmaya çalıştım. Tabi anlayana. Haaa! Toplum derken kendim sütten çıkmış ak kaşık değilim. Her Türk evladı gibi bu olaylarda payıma düşen yanlışlıkları biliyorum. Ancak! Artık asıl bilmesi gerekenlerin bilmesi gerekiyor diye düşünüyorum.

İki gün önce kendi dediği ile çelişkiye düşen kişilerin yönetmeye çalıştığı bir toplum olduk, kabul! Bunu sadece oy verip başa getirdiklerimiz için demiyorum. İktidarı, muhalefeti, atamaları, belediyeleri ile elinde yetki olan herkes için diyorum.

Amma;
Elindeki güçleri çıkarları için kullanarak yetim hakkı yiyen kim varsa, zıkkımın kökünü yesin, yedikleri kursağında kalsın. Bu dünyada değilse, diğer dünyada hesabını Yüce Mevla’m soracak nasılsa…

O kadar körpe şehit evladı toparığın altına girerken bakabiliyorsanız eğer;
Hoşça bakın zatınıza!