DENİZCİNİN DERDİNDEN DENİZCİ ANLAR

Denizciliğe başladığım ilk yıllarda sürekli duyardım korsan olaylarını. Genelde, Afrika ülkeleri açıklarında ve Hint Okyanusu boyu ülkelerinin bazınlarından geçerken, süratlı hücüm botlarla silahlı bir şekilde korsanların saldırıldığı haberlerini hep duyardık. Hatta birinde bizim de tanıdığımız bir gemiye saldırmışlar, 2. Kaptan ve eşini esir almışlardı.

Geçtiğimiz günlerde Nijerya açıklarındaki bir Türk Gemisine korsan saldırısı olduğu haberini okuduğumda tüylerim diken diken oldu. Dünyanın bir ucunda rızkının peşinde olan 19 kişi kimbilir neler yaşadılar ve yaşıyorlar. Çünkü denizde çalışmayan insanların onların ne hissettiklerini bilemelerine imkan ve ihtimal yok!

Gemicilik yıllarımdan;
1998’in zannediyorum Mayıs ya da Haziran aylarıydı. MV Tolgam isimli kuru yük gemisi ile Japonya’ya gidiyorduk. Ve buraya varabilmemiz için tüm denizcilerin korkulu rüyası Malakka Boğazı’ndan geçmemiz gerekiyordu. Burası Malesya Adası ile Jakarta Adası arasında, Singapur açıklarından geçtiğin bir boğaz.

Kaptan bir hafta önceden bizleri uyardı ve bu geçiş sırasında tüm gemi mürettebatının geminin çeşitli yerlerinde nöbet tutacağını söyledi. Denizin ortasında, hareket halindeki bir gemiye nasıl elini kolunu sallaya sallaya çıkabilirler ki, diye düşünebilirsiniz. Ama bunların hepsi silahlı ve geminin bordosuna yanaştıkları anda gemiye çıkmaları saniyeler sürmüyormuş.

Herkes teyakkuzda!
Gün yaklaştıkca gemideki gerilim artıyordu. Gündüz Singapur’dan yakıt aldık ve en tehlikeli yere doğru yola çıktık. Gecenin bir yarısı geçiyorduk riskli bölgeyi. Ben geminin başüstünde elimde telsiz, yanımda bir aşçı, bir de gemici vardı. Geminin sancak ve iskele güvertelerinin çeşitli yerlerinde, lumbar ağızlarında ve kıç üstünde de nöbette mürettebat vardı. Her nöbet yerinde 3 kişi ve birer telsiz bulunuyordu. Geminin kırlangıçlarında ise kaptanlar vardı. Makinistlerin hemen hepsi Çarkçıbaşı dahil makine dairesindeydi. Herhangi bir saldırı olursa geminin manevra yapması gerekebilirdi çünkü.

Kimileri işin dalgasındaydı ama işin ciddiyetinde olanlar daha fazlaydı. Ben şimdi düşünüyorum da, korkusuzluğumuz gençliğimizden miydi? Yoksa, sorumluluklarımız fazla olmamasından mı? O gece çoluğu-çocuğu olanların yüreği ağzında olarak geçtik o boğazdan. Hiç birşey olmamıştı. Sağ-salim Japonya’ya ulaştığımızda ise çektiğimiz hiç bir sıkıntının eseri kalmamıştı üzerimizde.

Aman Allahım!…
Japonya’dan Güney Kore’ye, oradan da Tayland’a geçecektik. Tayland’a giderken de bir başka tehlike bizi bekliyordu. Ve bu tehlike Vietnam açıklarından geçerken ufukta belirdi. Denizin hırçın dalgaları arasında bize yaklaşan bir bot görmüştük. Bata-çıka sanki bize doğru geliyordu. Herkes tekrar farklı yerlerdeki nöbet alanlarına gitti. Deniz sakin değildi. Denizcilik yapanlar iyi bilirler, 6-7 şiddetinde bir hava vardı. Bot bizi yaklaşık 1 saat boyunca uzaktan da olsa taciz etti. Gemi manevralar yaptı.

Belki de denizin dalgalı olmasıydı şansımız. Malakka Boğazı’ndan geçerken işin dalgasında olanların da yüreği ağzına gelmişti. Çünkü gerçekten deniz korsanı vardı ve bizim peşimize de düşmüştü.

Her yer deniz!
Yaklaşık 6 yıl denizde çalıştım. Bir seferinde İzmir‚den Brezilya‚ya 23 günde gittik. Yatıyorsun, kalkıyorsun deniz… Çalışıyorsun, yiyiyorsun, içiyorsun, tekrar yatıyorsun, tekrar kalkıyorsun; deniz… 23 gün boyunca, gece deniz, gündüz deniz. Hele Cebeli Tarık Boğazından çıkıp, okyanusu aştığın 13-14 günlük (belki de daha fazlaydı) sürede, uzaktan geçen gemi ışıkları ve zaman zaman bizlere eşlik eden yunus balıkları dışında hiç bir canlı varlık görmenin imkanı yoktu.

Denizcilik hatıralarımı, yaşadığım ilginç olayları belki başka zaman kaleme alabilirim ama bu yazıyı bana yazdıran şu an korsanların elinde olan 15 gemi mürettebatı. Durumlarından bir haber yok. Aileleri perperişan. Ne diyeyim, Allah yardımcıları olsun. Allah hepsini sağ-salim ailelerine kavuştursun. Yaşamını yitiren denizci kardeşimin Ailesine sabırlar diliyorum.

Denizde ekmek kazanmak zordur dostum! Öyle internet sitelerinden haber okuyup, „korsanlar gemi kaçırmış“ diye iki dakikanızı ayırmaya benzemez o denizin çilesini çekmek. Tüm denizde olanlara Allah selamet versin. Allah; her gece uyuyan gemicinin „Alesta“ diye uyandırılmasını nasip etsin.

Ve en önemlisi;
Allah kimseyi çaresiz, eli-kolu bağlı bırakmasın.
Hoşça bakın zatınıza

Social Share Buttons and Icons powered by Ultimatelysocial