Donnerstag , 25 Februar 2021

KURT YEDİĞİ AYAZI UNUTMAZMIŞ!

Sabah bir uyanmışşsınız;
Sokaklar bomboş! Caddelerden bir kaç araç geçiyor. Marketler dışında heryer kapalı! Gezmek yasak. Restoranlar ve kafeler kapalı olduğu için dışarda yemek içmek yok! Hatta biraz daha abartalım, kimseye gidemediğiniz gibi, kimse de size gelemiyor! 

Yok daha neler!
Bunlar aslında hiç birşey! Dışarıya çıktığınızda herkeste maske var. Kim, kimdir tanımak mümkün değil! Herkes herkesten korkar olmuş. Şöyle kucaklaşıp hasret gidermek bir kenara dursun, selam verip alan yok. 

Bu kadar mı?
Öyle elini kolunu sallaya sallaya gezeyim-tozayım düşünceniz varsa, aman haa! Yok öyle birşey. Yaz ya da kış tatili için bir yerlere gitmeyi düşünüyorsanız sakın! Çünkü; ülkelerin çoğu birbirine kapılarını kapamış. Açık olanlara da gitmek-gelmek için binbir türlü meşakkatten geçmek gerekiyor. Kimisi testsiz ülkesine sokmuyor, kimisi de çıkarmıyor.

Hastanelere ise rast gele girmek imkansız! Hele hele yanınızda birini götürmeniz mümkün değil! Sadece gerçek manada evinizde duramayacak kadar rahatsızsanız hastaneye gidebilirsiniz. Çevrenizde binbir çeşit maskeli insanlar. Toplu taşıma araçlarına maskesiz binmek imkansız. Devlet dairelerinden randevu almanız şansınıza kalmış. İbadethanelere gitmek çoğu yerde yasak!

Felaket tellalımısın birader!
Bu dediklerim ancak filmlerde olur, onu da izlerken „çüş“, „yok deve“, „bu kadarı da olmaz artık“, „daha argolu sözcükler“ vs. vs… „Bilim kurgu filmi mi anlatıyorsun kardeşim“ dersiniz. Bunlar 21. yüzyılda olacak şeyler mi?Millet uzaya çıkıyor. Teknoloji almış başını gidiyor. İlerde 3 boyutlu gözlüklerle evinde oturuken köyünün sokaklarına gezip geri geleceksin. O halde yani teknoloji. Bu anlattıkların olacak iş mi!

Oysa bizler;
Tatil planları yaptık demi! Yazın sıcak bir ülkede denize girip bronzlaşalım. Bahçelerimizde mangal yakıp toplanıp eşi dostu çağırıp, yiyip içelim! Gecelere akıp felekten bir gün çaldığımız zaman da olsun. Düğünlerimizde salonlar tıklım tıklım dolsun, oyun pistinde iğne atsan yere düşmesin. Çevremiz var, napalım yani, gelmesinler mi düğünümüze? Kışın da bir dağ köyünde karın keyfini çıkaralım. Yani hayatın doğal akışı diyelim!

İlk kısımda yazdıklarımı yaşıyoruz ya! Alt kısımda hayatın doğal akışı dediklerimi ise bir daha ne zaman doğru düzgün yapabiliriz inanın hiç bir fikrim yok! Hayat doğal akışından çıktı artık. Bir virüs dünyanın başına bela oldu. Alınan önlemlere baktığın zaman „bu kadarlık ne var ortada“ diyorsun, pat ailenden birisi bu virüsten hayatını kaybediyor. Neye inanacağını şaşırıyorsun. Herkes başka birşey söylüyor.

Aşı bilmecesi;
Aşı çıktı, olsak mı olmasak mı! „Çip“ „mip“ hikayelerini bir geçin de, bu aşı işi neden sakat onu anlatın. Ya da bu aşıyı olduğumuz zaman bu illet bitip gidecek mi ona garanti verin. Diyin ki, herkes aşı olduktan sonra hayat normale dönecek, maske işi de yasaklar da bitecek! Çip için aşıya da insana bir nakil yapmaya gerek mi var. Herkesin elinde telefon, evinde televizyon, zaten dinliyorlar da izliyorlar da! 

Nedir bu işin aslı-nesli. Ne yapmaya çalışıyorlar. Diyorum oyun büyük, kardeşim bu ülkelerin içerisinden bir deli de çıkıp „ben oynamıyorum kardeşim“ demiyor ki! Hangi oyun? Kimin kurduğu oyun! Çocuklar mutsuz, insanlar umutsuz. ne olacağı belirsiz. Doluya koysak almıyor, boş zaten dolmuyor. Yasaklar yaza kadar devam edecek, etsin ama sonra ne olacak bilinmiyor! 

Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmazmış. İlla bu günler geçecek ama geçip gittikten sonra kimlere neler bırakacak ya da kimlerin elinde neleri kalacak!

Güzel günlerimizin en kısa zamanda tekrar bizlerin olması dilekleriyle;
Hoşça bakın zatınıza!

Social Share Buttons and Icons powered by Ultimatelysocial